Tüm yazılar
7 dk okuma

Gül Şahin ile Okul Öncesi Eğitimin Temelleri ve Kariyer Yol…

Gül Anaokulu kurucusu Gül Şahin ile okul öncesi eğitimin önemi, kariyer hayatı, sosyal sorumluluk projeleri ve aile kavramı üzerine ilham veren bir sohbet.

Gül Şahin ile Okul Öncesi Eğitimin Temelleri ve Kariyer Yol…

"Bi Demli Çay" podcast'inin bu bölümünde, Denizli eğitim hayatına önemli katkılar sağlayan, Gül Anaokulu'nun kurucusu Gül Şahin'i ağırladık. Kendisiyle okul öncesi eğitimin önemi, kariyer yolculuğu, sosyal sorumluluk projeleri ve ailesine dair samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Gül Anaokulu: 30 Yıllık Bir Hayalden Gerçeğe

Bi Demli Çay: Programımıza hoş geldiniz Gül Hanım. Denizli'de eğitim hayatına önemli bir rol üstleniyorsunuz, özellikle okul öncesi eğitimde Gül Anaokulu'nun kurucususunuz. Hayat hikayenizi ve Gül Anaokulu'nun kuruluşunu bize anlatır mısınız?

Gül Şahin: Hoş buldum. Gül Anaokulu, 2024 yılı itibarıyla 30 yaşına girdi. 1994 yılında Hacettepe Üniversitesi'ni bitirir bitirmez, hatta bitirmeden önce hayalimdi benim bir okul öncesi eğitim kurumu açmak. Hayallerimi gerçekleştirme şansını tanıdı hayat bana. Çok keyifle, huzurla güzel bir hikâye yazdık. Çünkü erken çocukluk dönemi dediğimiz okul öncesi eğitim, bir insan hayatında çok kıymetli bir yerdedir; binanın temeli gibi düşünmek lazım. Başladığınız nokta doğru olduğunda ve keyifli olduğunda yolunuz daha güzel yerlere çıkıyor. O anlamda kıymetli bir misyonumuz var.

Bi Demli Çay: O dönemlerde bu kadar kıymetinin bilindiği veya Türkiye'nin sosyoekonomik konumuyla algılanabilecek bir dönem değildi belki. Sizden duymak daha güzel olur.

Gül Şahin: Teşekkür ediyorum. Artık yeni politikalar, yeni yaklaşımlarla okul öncesi eğitim güncellenerek çok daha kıymetli noktalara taşınıyor. Ama üzülerek söylüyorum, halen olması gerektiği noktada değil. Çünkü okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması sadece bizlerden faydalanabilir değil, bütün Türkiye'nin, özellikle 0-6 yaş döneminin bu eğitimden faydalanması gerekiyor. Çocuğun olayının öz bakım olduğu düşünülüyor ama öz bakım denilen şey aslında özgüven dediğimiz şeydir. Kendini ifade etme, sosyalleşme, problem çözme, akranlarıyla beraber olma, oyunun iyileştirici gücüdür. Bu da akranların olduğu, profesyonel eğitim programlarının uygulandığı okul öncesi eğitim kurumlarında mevcut. Biz Gül Anaokulu olarak da bu konuda çok kıymetli bir misyon üstlendik. Denizli'de 11 tane köy anaokulunun açılmasına, iyileştirilmesine vesile olduk.

Bi Demli Çay: Sadece bir işletmeci olmaktan ziyade sosyal anlamda da etkinizin olması bence çok güzel.

Gül Şahin: Ben aynı zamanda sosyoloğum, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünü bitirdim ve alanımı çocuk gelişimi psikolojisi, çocuk eğitimiyle besledim. Toplumda değer kazanmak, topluma fayda sağlamak ve var olan imkanları birleştirip herkese ulaşabilmek çok kıymetlidir. Gül Anaokulu'nun sevgili velileri de her zaman bu konuda birleştirici ve destekleyen olmuşlardır. O sebepledir ki, biz çok rahatlıkla Denizli'de ihtiyacı olan kurumlara dokunarak okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasında bir parça katkımız olmuştur.

"Okul öncesi eğitim bir insan hayatında çok kıymetli bir yerde, binanın temeli gibi düşünmek lazım."

İş Hayatı, Aile ve Sosyal Sorumluluk Bir Arada

Bi Demli Çay: Sizler gibi vizyoner iş insanlarının, özellikle iş kadını olarak bu sektörde yer almanız geleceğe ışık tutuyor. İş hayatına girdiğinizden bu yana ciddi bir iş çevreniz var. Aile bağınızla da doğru orantılı bu büyüyerek devam ediyor. İş insanı olarak çeşitli derneklere de üyeliğiniz devam ediyor. Aileyi, okulu, velileri ve bu iş yaşantısını nasıl bir arada ilerletebiliyorsunuz?

Gül Şahin: Ben sosyal projelerde olmayı, topluma katkı sağlayan gönüllülük projelerinde olmayı gerçekten çok seviyorum. Çünkü insan olmanın bir değeri olarak görüyorum. Birilerine fayda sağlamak, hayatı paylaşmak, iletişim en beslendiğimiz yer. Bir noktada da toplumda rol model olma kısmındayız. Ben hep söylerim, "anne babanın arasındaki ilişkidir çocuğu büyüten" diye. Onun için de ilişkilerin örüntüleri çok kıymetlidir benim için. Elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince sağlıklı platformlarda bulunmaya özen gösteriyorum.

Oyunun Gücü ve Teknolojiyle İlişki

Bi Demli Çay: Oyun ve akran etkileşimi yoluyla öğretmenin önemini vurgulamanızın arkasında bir temel var mı?

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Gül Şahin: Çok güzel bir soru. Teşekkür ederim. Akranlarıyla öğrenme denilen bir şey var. Akranla öğrenme çocuğu besler, akranla öğrenme çocuğu geliştirir. Çünkü yeni nesil ebeveynlerde çok klişeleşmiş kelimeler kullanmak istemiyorum ama çocuğun çok önünde arkasında olma, çok yakından takip etme, hatta müdahale etme, evde bakıcıyla o konfor alanını artırma gibi bir eğilim var. Ebeveynlerimiz tabii, "benim yaşamadıklarımı evladım yaşasın, benim gördüğümden daha iyisini o görsün, ona ciddi bir konfor alanı yaratayım" kaygısıyla bu oluşuyor. Bunda hiçbir kötü niyet yok. Ben her zaman söylerim, analık ve babalık çok yüksek bir mertebedir. Hiçbir anne baba evladına bile bile zarar vermez. Ama yeni neslin enteresan bir kodlaması var.

"Çocukların akrana ihtiyacı var. Çocukların belirli ortamlarda bulunmaya, belirli saatlerde akranlarıyla oyun oynayarak öğrenmeye ihtiyaçları var. Oyun çok iyileştiricidir, oyun psikoterapik bir yaklaşımdır. Oyun çocuğu besler, oyun hayal gücünü besler, oyun düşünceyi besler. Oyun en önemli gerçeğidir."

Gül Şahin: Ben kendi versiyonumu sürekli yenilemeye çalışıyorum. Ekibim de aynı şekilde olabildiğince uluslararası bütün platformlarda okuyarak, katılarak bizzat gözlemleyerek dokunmaya çalışıyor. Ve günün sonunda şöyle bir sabaha uyanıyorum: Çocukların akrana ihtiyacı var. Çocukların ebeveynlerinden belirli ortamlarda bulunmaya, onlardan belirli saatlerde akranlarıyla oyun oynayarak öğrenmeye ihtiyaçları var. Oyun çok iyileştiricidir, oyun psikoterapik bir yaklaşımdır. Oyun çocuğu besler, oyun hayal gücünü besler, oyun düşünceyi besler, oyun en önemli gerçeğidir. Ve bir de bunu profesyonel bir ekiple, işini bilen bir ekiple yaptığınızda ki bizim Gül Anaokulu'nun en büyük şanslarından biridir, bizim içeride ortalama 25-26 yıla vuran birlikte büyüdüğümüz, birlikte yola başladığımız çok kıymetli bir ekibimiz var. Bu çok önemli tabii ki. Eğitimcinin de istikrarlı olması kurumla birlikte daha büyük başarıları getiriyor.

Bi Demli Çay: Peki bu süreçle birlikte teknolojiyi verimli kullanabiliyor musunuz veya teknoloji artık çocuklarımızın hayatının merkez noktasında. Bu süreci nasıl yönetmek gerekiyor ya da bu nasıl etki ediyor?

Gül Şahin: Teknolojiyi yok sayamayız. Çünkü yeni nesil çocuklarım benim folik asitlerle beslenerek, ultraviyole ışınları altında anne karnında büyüyorlar. Bunu kontrollü ve onlara maksimum fayda sağlayacak şekilde kullanmak kısmındayız. Yani yok saymayı doğru bulmuyorum böyle bir şeyi. Fakat bizim misyonumuz Gül Anaokulu ve İstanbul'daki okulumuz Nefs Okul Ataşehir olarak biz doğayla çok iç içe olan, doğada ve doğadan öğrenen çocuklar yetiştirme modundayız. Açık alanda, açık hava sınıflarında, oyuncaksız okul, mümkün olabildiğince benimseyerek ilerliyoruz. Ama tekrar söylüyorum, ışık odamızla beraber ve teknolojinin hayatımız olması gerektiği noktalarda, yani İngilizce arka planda matematik eğitimlerinde tabii ki kullanıyoruz. Ama ben çocukların hayatının odak noktasında olması kısmına canım acıyor ve üzülüyorum bunu belirtmek istiyorum.

Bi Demli Çay: Maalesef ben de bir ebeveyn olarak engelleyemiyorum yani teknolojiden anlayarak biraz kısıtlamaya çalışıyoruz ama artık çocuklara bir hastalık gibi bulaşmış bir durumda.

Gül Şahin: Hepimizin elinde telefonlar var, hepimizin elinde bir sosyal medya gerçeği var. Yani kendi elinde olan şeyi çocuğa alma demek... Seni izliyor ve senden izleyerek öğreniyor. O nedenle söylediğimiz ile yaptığımızın örtüşmesi lazım. Bu anlamda da çocuklara haksızlık yaptığımızı düşünüyorum. Ben bütün gün elimde telefonla dolaşırken, telefonla konuşurken, bilgisayarın başında işlerimi hallederken çocuğuma dönüp de "senin saatlerin şu kadar, şu şu şöyle" dediğimde çocuk gözünün üstünden bir bakıyor... Gerçekten zor bir süreç. Ebeveynlerin bu konuda profesyonel destekler alarak süreci doğru yönetmeleri, çocuğun ruh sağlığı açısından çok kıymetli.

Beş Kelime, Beş Duygu

Bi Demli Çay: Şimdi güzel bir konseptimiz var. Burada beş kelime belirledik sizin için. Bu beş kelime sizin hayatınızdan, sosyal medyada veya internet ortamında araştırarak yakaladığımız veriler diyelim. Çok da böyle büyütmeyelim ama biraz heyecan yaratmak istedim sizde. Bu beş kelimeyi size tek tek söylediğimde bir cümleyle hissinizi bana yansıtmanızı isteyeceğim. Heyecanlandım gerçekten. İzninizle başlıyorum. Lütfen.

Bi Demli Çay: Anne.

Gül Şahin: Kalbinizin, avuçlarınızın içinde dışarıda atması.

Bi Demli Çay: Öğretmen.

Gül Şahin: Çok büyük bir sorumluluk duygusu.

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Bi Demli Çay: Zeynep.

Gül Şahin: Benim yaşam kaynağım, umudum.

Bi Demli Çay: Tutku.

Gül Şahin: Hırs. Çalışmak.

Bi Demli Çay: Son olarak da aile.

Gül Şahin: Çok kıymetli. Kıymetini bilene çok kıymetli, çok özel bir duygu ve sizi besleyen en önemli kaynak.

Bi Demli Çay: Sizce de şöyle değil mi, bu benim şu anda oluşan bir fikrim. İş insanı, iş insanıyız siz de ben de. Çevremizde de çok var bunların. Başarılı olmasının arkasındaki en büyük temel kaynak, itici güç nedir sizce?

Gül Şahin: Hayaller, hayaller, hayaller ve tutkunuz olacak. Ben tutkuya çok inanıyorum. Bazen söylüyorum, hırslı bir kadınım. Bazen bu farklı yorumlanabilir ama hırsı doğru yorumlarsanız ve doğru değerlendirirseniz sizin için itici güçtür. Benim okyanuslar kadar derin hayallerim var çocuklarımla ilgili, okullarımla ve çalışanlarımla ilgili. Şükürler olsun ki o hayallerim hiç bitmedi, o tutkum, o sevgim, özlemim hiç azalmadı. Çalışmayı sevmek lazım, emek vermek lazım, ekibe sahip çıkmak lazım. Motivasyon kaynaklarınızı doğru belirlemeniz lazım. İyi insan olmanız lazım. Yani kalbinizi iyi tutarsanız ekmeğiniz kolaylıkla size geliyor. İyi düşünmek lazım. Bu ekonomide, bu hayat şartlarında bazen bunlar bizi çok zorluyor. Hedeflerimize, hayallerimize ulaşmakta bazen duruyoruz, derin nefesler alıyoruz ama günün sonunda eğer kalbiniz iyiyse ve iyi düşünceler ve insanların iyiliği adına bir şeyler yapıyorsanız, çok sevdiğim bir Kızılderili sözü vardır: "Kalbiniz iyiyse yolunuz iyi insanlara ve iyi yerlere çıkar" diye. Ben buna inanıyorum.

Bi Demli Çay: Bu da programımızın güzel bir sözü oldu. Çok teşekkür ederiz.

Gül Şahin ile gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbet için kendisine teşekkür ediyor, programımıza kattığı değerden dolayı minnettarlığımızı belirtiyoruz.


Bölümü izlemek için

#Gül Şahin#okul öncesi eğitim#Gül Anaokulu#podcast#sosyal sorumluluk

İlgili yazılar