Tüm yazılar
8 dk okuma

1.SEZON | 4.BÖLÜM - Konuk: Kelcik Kaya

Denizli'de tekstil sektörünün önde gelen firmalarından Kaya Tekstil'in kurucu ortaklarından Kelcik Kaya, "Bi Demli Çay" programımızın bu bölümünde konuğumuz oldu.…

1.SEZON | 4.BÖLÜM - Konuk: Kelcik Kaya

Denizli'de tekstil sektörünün önde gelen firmalarından Kaya Tekstil'in kurucu ortaklarından Kelcik Kaya, "Bi Demli Çay" programımızın bu bölümünde konuğumuz oldu. Gaziantep'ten Denizli'ye uzanan hayat hikayesini ve Kaya Tekstil'in kuruluşundan ihracat hedeflerine kadar birçok merak edilen konuyu bizlerle paylaştı. Çocukluğundan gençliğine, zorlu üniversite yıllarından iş hayatının dönüm noktalarına kadar samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Gaziantep'ten Denizli'ye Bir Hayat Hikayesi

Bi Demli Çay: Hoş geldiniz Kaya Bey, öncelikle programımıza konuk olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Hem maddi hem manevi destekleriniz için de minnettarız. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Kelcik Kaya: Aslen Gaziantepliyim. Gaziantep'te doğdum, ilk, orta ve lise öğrenimimi orada tamamladım. 1994 yılında Pamukkale Üniversitesi Tekstil Teknikerliği bölümünü kazandım ve Denizli'ye geldim. Mezun olduktan sonra Denizli'nin güzide firmalarında yönetici olarak çalıştım. 2003 yılında ortağım Necdet Akçakaya ile birlikte Kaya Tekstil'i kurduk ve bugünlere geldik. Şu an grup firmalarımızda 500'e yakın çalışanımız var ve Türkiye'nin ilk 1000 ihracatçısı arasında bulunuyoruz. İşimiz tekstil üretimi ve ihracatı.

Bi Demli Çay: Çok ilginç bir isim hikayeniz olduğunu biliyoruz. Bizimle ve izleyicilerimizle paylaşır mısınız?

Kelcik Kaya: Üniversiteye geldiğimde arkadaşlarım bana "Kelcik" diyemiyoruz, "Kaya" diyeceğiz dediler ve o günden sonra herkes bana Kaya demeye başladı. Bazen ben de Kelcik ismini yadırgıyorum açıkçası. İsmimin hikayesi şöyle: Ben doğduğumda babam Almanya'daymış. Dayıma mektup yazıp "Oğlan olursa adını Kelcik koyun" demiş. Kelcik, babamın amcası. Kurtuluş Savaşı'nda Çanakkale'den döndükten sonra köyüne dönüşünde köy muhtarı ve azası, kız kardeşine kötülük yapıyorlar. Kelcik de gururlu bir adam, muhtarı da, azayı da vuruyor. Daha sonra kan davası başladığı için dağlara çıkıyor ve dağlarda yaşamaya başlıyor. Köye inip birkaç kişiyi daha öldürüyor, yol kesiyor, zenginden alıp fakire veriyor. Çok uzun bir hikaye aslında. Aslında kötü bir insan değil, kötülüklere karşı mücadele eden biri. Sadece bizim köyde değil, Maraş'a, Kilis'e kadar uzanan bir ünü var. Adına destanlar, şiirler yazılıyor. En son İsmet İnönü zamanında eşkıya olarak geçiyor ama o dönemin Aydın ve Ege Bölgesi efeleri gibi düşünmek lazım. Eşkiyalık ve efelik yasaklandıktan sonra Kelcik de jandarmalar tarafından vurulup öldürülüyor. Öldürülüşüyle ilgili birkaç farklı hikaye var. Benim babam da amcasının hatırasını yaşatmak için bana bu ismi koymuş. Tahminimce Türkiye'de benden başka bu ismi taşıyan çok az kişi vardır. Ben bu hikayeyi öğrendikten sonra ismimle hep gurur duydum.

"Bana değiştirmem için çok söylediler aslında değiştirilebilirdi ama büyük kızım 'Baba biz seni böyle tanıdık, böyle bildik, değişmeni istemiyoruz' dedi."

Zorlu Üniversite Yılları ve Girişimciliğe Giden Yol

Bi Demli Çay: Gaziantepli olmanıza rağmen Denizli'de bir iş adamı olmuşsunuz. Bu serüven nasıl başladı?

Kelcik Kaya: Denizli'ye 1994 yılında Pamukkale Üniversitesi Tekstil Teknikerliği bölümünü okumak için geldim. Üniversiteyi üçüncü denememde kazandım. Babam ben liseyi bitirirken vefat etmişti. Ailenin en küçük çocuğu olduğum için üniversite okumak için çalışıp para kazanmam gerekiyordu. İki yıl çalıştım ve biriktirdiğim parayla üniversite okumaya karar verdim. Aslında yanlışlıkla Denizli'ye geldim de diyebiliriz. İlk yıl kazandığım para yetti ama sonra para bitince ikinci sınıfı okumak için çalışmam gerekiyordu. Bütün arkadaşlarım yaz tatiline giderken ben Denizli'nin güzide firmalarından birinde staj yapmaya başladım. Üç ay boyunca haşıl bölümünde çalıştım, yerleri süpürdüm, çuval taşıdım, bobin taktım, çay getirdim. Arkadaşlarım benimle "üniversiteli servis elemanımız" diye dalga geçiyorlardı ama orada çok güzel şeyler öğrendim. İkinci sınıfın ikinci döneminde ise yeni kurulan bir tekstil firmasında 11-7 vardiyasında dokumacı olarak çalışmaya başladım. Akşam 11'de işe gidip sabaha kadar çalışıyor, sabah derslere giriyordum. Öğleden sonra da uyuyup akşam tekrar işe gidiyorduk. Hem haşıl hem dokuma biliyor, hem de üniversite eğitimi almış olarak iş hayatına başladığım için diğer arkadaşlarımdan bir adım önde oldum.

"Emek olmadan başarı olmuyor. Eğer başarmak istiyorsanız mutlaka emek göstermeleri gerekiyor ve yaptıkları işin en iyisi olmak için o yaptıkları işi çok iyi anlamaları ve o işi çok iyi araştırmaları gerekiyor."

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Bi Demli Çay: Gençlere ne gibi bir mesajınız var?

Kelcik Kaya: Benim yaşadığım zorluklarla başlayan üniversite hayatım, aslında bugünkü başarımızın temellerini attı. Emek olmadan başarı olmuyor. Başarmak istiyorlarsa mutlaka emek göstermeleri ve yaptıkları işin en iyisi olmak için mücadele etmeleri gerekiyor. Başarılı insanların temelinde yatan şey budur. Fırsatları değerlendirmek, mücadele etmek önemlidir ama en önemlisi doğru şekilde emek vermek. Gençken, en verimli oldukları dönemde, erken hareket etmeleri lazım. Erken kalkan yol alır. Üniversiteyi okurken, mesleği öğrenirken mutlaka iş hayatının içine girmeleri, tecrübe edinmeleri gerekiyor. Daha önce üniversitede konuşmaya çağırdıklarında da söylemiştim: lütfen gidin işletme sahipleriyle, insan kaynaklarıyla görüşün. Gerekirse ücretsiz çalışın. Okuduğunuz meslekle ilgili firmalarda bir şeyler öğrenin. Üniversiteyi bitirmeden önce tecrübeyi kollarına takmaları gerekiyor. Gerçek hayatı öğrenci hayatıyla birleştirmeleri, tecrübelerini edinmeleri lazım. Boş durmamaları ve her boş vakitlerini sosyal medyadan, oyundan, kafelerde oturmaktan kurtarmalarını tavsiye ediyorum.

Kaya Tekstil: Zorlu Başlangıçtan İhracatın Zirvesine

Bi Demli Çay: Denizli Kaya Tekstil'in kuruluş hikayesinden ve ihracata başlama sürecinden biraz bahseder misiniz?

Kelcik Kaya: 2003 yılında küçük bir sermaye ile başladık. Benim bir ikinci el arabam vardı, onu sattığımda 6 bin liraydı. Üzerine 10 bin lira daha koyup sıfır araba almayı planlıyordum. O sırada ortağım Necdet Akçakaya bana teklifte bulundu: "Yeni araba alma, o 10 bin lirayı ver, bir iş kuralım, yuvarlak örgü işi yapalım." Denizli'de yuvarlak örgüde bir eksiklik olduğunu görmüştük. Ben de hiç düşünmeden teklifini kabul ettim. 10.000 TL sermaye ile başladık. Bir tane yuvarlak örgü makinesi aldık. Sonra benim arabayı satıp bir tane daha, Necdet Bey'in arabasını satıp bir tane daha makine aldık. Denizli havlu ve bez konusunda önde gelse de örgüde bir eksiklik vardı. Biz de bu eksikliği gidermek için yatırım yaptık ve iyi ki de yapmışız. Bugün 100'ün üzerinde makinemiz ve Ege Bölgesi'nde, hatta Türkiye'de az bulunan çeşitlilikte bir kumaş portföyümüz var.

Bi Demli Çay: İhracata nasıl başladınız? Bir kırılım noktası var mı?

Kelcik Kaya: Birçok kırılım noktası var aslında. İlk ihracatımızı yaparken Necdet'le bir anımız var. Bir arkadaşım 8 değişik renk örgü kumaş getirdi, "Kaya bunları yapar mısın?" dedi. Necdet ve ben "yapırız" dedik. Bu mallar ihracat olacaktı. 16.000 Euro'luk bir siparişti ve Belçika'daki müşteri "malları yükledikten bir ay sonra parayı gönderirim" dedi. O dönemde bu, bizim için çok büyük bir riskti. 16.000 Euro, sermayemizin neredeyse yarısıydı. Para gelmezse batmamıza neden olabilirdi. İstanbul'daki müşteri temsilcisi bize referans oldu, hatta "müşteri ödemezse ben öderim" dedi. Biz de ilk yükleme olduğu için %30 peşinat istedik ve mallar varınca kalanını göndermesini kararlaştırdık. %30 peşinat geldi ve üretime başladık. Ama ihracat yapmayı, çeki listesini hazırlamayı, beyanname hazırlamayı bilmiyorduk. Tır nasıl ayarlanır, metreküp nasıl hesaplanır, hiçbir fikrimiz yoktu.

"Bugün biz hepsini biliyoruz, çok iyi biliyoruz ama o gün hiçbir şey bilmiyorduk. Hani sanki böyle denizin üstünde bir buzdağı görürsünüz, altında ne olduğunu bilmezsiniz, tam da o manzara."

Kelcik Kaya: Yükleme günü geldiğinde malları hazırladık ama yükleyecek hamalımız yoktu. Fabrikada iki çalışanımız, bir ustamız, muhasebecimiz (aynı zamanda çaycımız) ve biz ortaklar vardık. Makineleri kapatıp çaycı, iki örgücü, muhasebeci, ben ve Necdet kumaşları sırtımıza yükledik. Topları sayıyoruz, çeki listesine bakıyoruz, tutmuyor. Tırı yarıya kadar boşaltıp tekrar kontrol ettik. Tekrar yüklendik. Tır varınca paranın gönderilip gönderilmediğini merakla bekledik. Müşteri temsilcisini aradık, "para bankaya düştü mü" diye sorduk. Bankadan parayı ihracat hesabımıza nasıl geçireceğimizi de bilmiyorduk. Bunları da hallettikten sonra "tamam, ilk ihracatımızı yaptık!" dedik. Bir hafta sonra İstanbul'daki müşteri temsilcisi müşteriyle beraber fabrikamızı ziyaret etmek istedi. O zaman fabrika değildi, atölyeydi. Müşteri mallardan memnundu ama bazı hatalar ve eksikler vardı. Etiketleri, poşetlemeyi nasıl yapacağımızı bize öğrettiler. Doğru düzgün oturacak yerimiz, bindirecek arabamız bile yoktu. Öğleden sonra iş bittikten sonra yemek yemeye gittik. Birkaç yere gittik, en son Acıpayam asfaltında bir köfteciye oturduk. Böyle acemiliklerle başladı ilk ihracatımız. O müşteriyle hala çalışmaya devam ediyoruz ve ondan öğrendiğimiz birçok şeyle yeni müşteriler, yeni kapılar açtık.

Geleceğimiz İçin Tavsiyeler ve Duygusal Bağlar

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Bi Demli Çay: Denizli Kaya Tekstil olarak faaliyet alanlarınızdan ve şirket yapınızdan bahseder misiniz?

Kelcik Kaya: Denizli'mize ve ülkemize değer katmaktan gurur duyuyoruz. Denizli'de ikinci bir hayata başladım ve burada emek vermekten çok mutluyum. Kaya Tekstil, içinde grup şirketlerini bulunduran 5 firmadan oluşuyor. Ana şirketimiz Denizli Kaya Tekstil'in ana branşı örgü kumaş üretmek. Diğer şirketlerimiz çocuk giyimi, çarşaf ve ev tekstili üzerine uzmanlaşmış durumda. Bir de ihracat firmamız var, bütün şirketlerin ihracatları oradan geçiyor. Her şirket kendi branşında uzmanlaştı. Şu an 40'tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Şirketlerimizin tamamında Ar-Ge çalışmaları yapılıyor. Kurulduğumuzdan beri bizimle çalışan ve hala devam eden çalışanlarımız var. 20 yıldır, 18 yıldır çalışanlarımız var. Çok bir aile gibiyiz. Patron-çalışan ilişkisi abi-kardeş ilişkisi gibidir bizde. Mutlu bir işletme olduğumuz için başarılı oluyoruz diye düşünüyoruz.

Bi Demli Çay: Babanızın Almanya'da gurbette olması, sonra vefat etmesi, bu süreçler size ne getirdi, ne götürdü?

Kelcik Kaya: Babamı 7 yaşında tanıdım. Almanya'da gurbette olduğu için o yaşa kadar göremedik. Ancak 5 ablam olduğu için babalık eksikliğini yaşatmadılar sağ olsunlar. Doğu kültüründe aile dayanışması çok yüksektir. Babam rahmetli olduktan sonra da en büyük abimle bakkal dükkanında çalıştım. Hayat şartları bazen her şeyin istediğimiz gibi gelişmesine izin vermiyor. Babasız büyümenin de zorluklarını yaşadım. Baba her zaman rehberdir, yol göstericidir, destektir. Biz bu desteği kendi kendimize oluşturmak zorunda kaldık. Elbette baba bir eksikliktir ama onun eksikliğini hissettirmeyen çok insan vardı yanımızda. Bu bize mücadelemizin daha güçlü olması için farklı bir irade kazandırdı. Üniversite sınavına girdiğim dönemde liseyi bitirmiştim. 2 yıl çalıştım ve kendi paramla üniversiteye başladım. Ablamın düğün gecesinde, rahmetli annemin söylediği bir cümle her şeyi anlatır aslında: "Oğlum seni evlendirmek için artık satacak tarlam, taktım kalmadı. Git kendi başına çaresine bak, hayatında kendini kurtar." İyi ki de yollamışlar.

Bi Demli Çay: Sohbetimiz gerçekten çok keyifliydi. Verdiğiniz emekler ve tecrübeleriniz için çok teşekkür ederiz.

Kelcik Kaya: Ben teşekkür ederim. Bu platformda misafir olmak ve hikayemi paylaşmak çok güzeldi.


Bölümü izlemek için

#1sezon-4bolum-konuk-kelcik-kaya#bi-demli-cay

İlgili yazılar