Tüm yazılar
11 dk okuma

Süleyman Kocasert: Hayatı Iskalama ve Sürdürülebilir Başarı

Denizli'nin başarılı iş insanlarından Süleyman Kocasert, Bi Demli Çay'a konuk oldu. Kariyer yolculuğunu, sosyal sorumluluk projelerini ve iş hayatındaki vizyonunu anlattı.

Süleyman Kocasert: Hayatı Iskalama ve Sürdürülebilir Başarı

Bugünkü bölümümüzde Denizli'nin başarılı iş insanlarından Süleyman Kocasert'i ağırladık. 1971 Buldan doğumlu olan Kocasert, Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme mezunu bir isim. 1999 yılında kurduğu Modeko Tekstil ile global çapta ev tekstili ihracatı yapıyor. Kendisiyle kariyer yolculuğunu, sosyal sorumluluk projelerini ve iş hayatındaki vizyonunu konuştuk.

Süleyman Kocasert: Hayatı Iskalama ve Başarısızlıkları Fırsata Çevirme Sanatı

Bi Demli Çay: Süleyman Bey, hoş geldiniz programımıza. Sizi sosyal medyadan ve iş dünyasından yakından takip ediyoruz. Çok aktif bir iş rolünüz var. Bunun yanında spora ve sosyal aktivitelere de çok düşkünsünüz. Modeko Tekstil isminde bir firmanız var, sosyal projeleriniz de. Biraz da sizi sizden dinlemek istiyoruz. Kimdir Süleyman Kocasert?

Süleyman Kocasert: Hoş bulduk. Ben Buldan'da doğdum, dolayısıyla genlerimde tekstil kodlaması olan bir yapım var. Anneannemi ve dedemi el tezgahlarında dokuma yaparken çıplak gözle gördüm. Sanıyorum bunun etkisiyle ve Denizli'de olmanın etkisiyle hep ruhumda bir tekstil ateşi yandı. Aynı zamanda ortaokul lise döneminde hiç doğru düzgün bilmediğim halde İngilizce konuşmaya çalışan ve dünyayı gezme hayalleri olan bir gençlik dönemim vardı. Sonra bu hayallerimi peşine koşturma, ardından da gerçekleştirme fırsatı bulan çok şanslı bir azınlıktaydım. Çünkü İngilizce işletme okudum, ithalat ihracat yapmak istiyordum. Çok fazla ülke görmek, yeni insanlarla tanışmak istiyordum. Yaklaşık altı yedi yıllık bir profesyonellik hayatından sonra kendi şirketimi, Modeko'yu kurdum. Tedarik zinciri yönetiyoruz. Modeko Amerika Birleşik Devletleri'nden Hindistan'a, Hong Kong'a, dünyanın her yeriyle çalışıyor. Bu da bana evrensel değerlere saygılı olmak, daha geniş bir bakış açısına ve vizyona sahip olmak ve dünya insanı olmak gibi değerler ve artılar katıyor.

Sizin de söylediğiniz gibi iş yaşamının dışında da prensiplerimden bir tanesi hayatı ıskalamamak. Sadece kendime değil, yakın çevreme, özellikle çocuklarıma da bunu düstur edinmeye çalışıyorum. Hayatı ıskalamamak nasıl oluyor? İşten eve, evden işe gidip gelmeyerek oluyor. Omuzlarınızda bir takım sosyal sorumluluklar almalısınız. Fayda üretmeli, kendinize, ailenize faydalı ve örnek olmalısınız. O yüzden çok uzun yıllardan beri STK'larda görev alıyorum. Sporla ilgim çocukluk döneminden beri var. Hem uzun dönem yaptım, hala da elimden geldiğince yapmaya devam ediyorum hem de sporla ilgili kurumlarda, federasyonlarda görev alıyorum. Manevi yönden de çok tatmin oluyorum. Sebebi de şu; hiç kimsenin enflasyonu, pamuk fiyatlarını ya da tekstille ilgili problemleri konuşmadığı bir ortamda özellikle gençlerle siz adeta pilleri şarj ediyorsunuz. Ama benim için en önemlisi ülkenizi temsil ediyorsunuz. O yüzden 2004 İzmir Yaz Üniversite Olimpiyatları, 2011 Erzurum Kış Olimpiyatlarında çok aktif rol aldım. Hem hazırlık aşamasında hem de milli takım kafile başkanı olarak görev yaptım. Şu anda da Avrupa Üniversite Sporları Federasyonu'nda marka ve pazarlama direktörü olarak ülkemi temsil etmekten büyük gurur duyuyorum.

Bi Demli Çay: Denizli'de de birçok sivil toplum kuruluşunda aktifsiz ve DENİB'de ciddi başkanlık yapmış üyelerindensiniz. Biraz da bunlardan bahsedebilir misiniz?

Süleyman Kocasert: Gençlik kollarından başlayıp ana kademeye giden Doğru Yol Partisi'nde ve Adalet Kalkınma Partisi'nde görevlerim oldu. 2000'li yılların başlarında, 90'lı yılların sonlarında siyasetin çok güzel olduğunu, toplum yararına hizmet ettiğini gördüm ama sivil toplumun kendime daha uygun olduğunu anladım ve 2010 yılında Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı seçildim. O zamanlar değerli bakanımız Nihat Zeybekci ile ilgili Denizli İhracatçılar Birliği Başkanlığı ile başlayıp ardından Belediye Başkanlığı, vekillik ve bakanlıkla devam eden bir süreç yaşıyordu. Ben de sanki onun izinden gidiyormuş gibi bana da sorulan en çok soru bu oluyordu: "Bir sonraki adım ne, milletvekilliği mi, Belediye Başkanlığı mı?" Ben de şöyle cevap veriyordum: "Bir sonraki adım, şehrim için vermiş olduğum hizmetleri, yapmış olduğum çalışmaları ülkem için yapmak istiyordum." Allah bana bunu da nasip etti ve ben Türkiye'nin en genç Türkiye İhracatçılar Meclisi yönetim kurulu üyesi, ardından da başkan vekili oldum. Böylece Denizli'yi ulusal platformda da uzun yıllar temsil etme fırsatı buldum. STK'larla hep iç içeyim, muhtemelen de iç içe olmaya devam edeceğim. Çünkü üretken olmak, para kazanmanın dışında bir şeyler yapmak ya da hayırlı bir şeylere vesile olmak benim çok hoşuma gidiyor ve en önemli motivasyon unsurlarımdan biri bu aktiviteler.

"Hayatı ıskalamamak da nasıl oluyor? İşten eve, evden işe gidip gelmeyerek oluyor. Omuzlarınızda bir takım sosyal sorumluluklar almalısınız, fayda üretmeli, kendinize, ailenize faydalı ve örnek olmalısınız."

Bi Demli Çay: Bu sivil toplum kuruluşları size değer anlamında ne kattı?

Süleyman Kocasert: Bir kere, bulunduğunuz her ortamda yeni insanlarla tanışıyorsunuz. Her yeni insan size yeni şeyler öğretiyor. İkincisi, gerçekten çok kaliteli danışmanlarla veya çok kaliteli profesyonel bir ekiple bir araya geliyorsunuz, onlardan da çok şey öğreniyorsunuz. Üçüncüsü, benim görevlerimin çok önemli bir kısmı uluslararası görevler, yapmış olduğum işler ve hizmetler. Bu da sizi daha fazla dünya insanı kılıyor. Bakış açınızı kolaylıkla değiştirebiliyorsunuz, farklı kültürlere uyum sağlamayı öğreniyorsunuz, farklı mutfaklar... Kendinize dönüp baktığınızda ciddi bir gelişimi görüyorsunuz. Benim STK görevlerindeki en büyük kazancım bu oldu: daha geniş bir bakış açısı, hızlı perspektif değiştirebilme ve sürekli kendimi bir sürecin içerisinde gelişim halinde bulma.

Bi Demli Çay: Hem iş insanı olmak hem bu sivil toplum kuruluşlarında aktif rol almak, bir taraftan ayağınızın bir tanesi devamlı Denizli'nin dışında, yurt dışında olması ve Denizli gibi bir lokasyonda bunun zor olması ayrı bir mevzu. Bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?

Süleyman Kocasert: Açık konuşmak gerekirse bu soru için teşekkür ediyorum. Denizli'de yaşamak inanılmaz derecede güzel; hem coğrafyası, hem havası, suyu, her şeyi, insanı. Ben Denizli'de yaşadığım için de çok mutluyum, tercihim de bu. Halbuki ben bırakın İstanbul'u, dünyanın çok farklı yerlerinde yaşıyor da olabilirdim. Ama Denizli'yi memleketimi çok seviyorum. En büyük problemlerinden bir tanesi de ulaşım. Çünkü ben hem gidişte hem de dönüşte bazen değil, çoğu zaman bir tam gün kaybediyorum. Umarım en kısa zamanda bu eksiklik, gece ve sabah çok erken uçuşlarının tekrar gündeme gelmesi ve konulmasıyla bertaraf olur inşallah.

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Bi Demli Çay: Diyelim ki 30 yıl öncesine döndünüz, iş hayatına tekrar başlayacaksınız, ya da o geçmişte anlattığınız o girişe başlayacaksınız. "Şunu yapmasaydım daha iyi olurdu" ya da "Şöyle mi başlasaydım daha iyi olurdu" diyeceğiniz bir hayatınızda dönüm noktası var mı?

Süleyman Kocasert: Yani ben aslında zaman zaman bunu kendi kendime düşündüğüm olur ve bir şeyleri acaba değiştirsem daha farklı olur muydu diye biraz da itekleyerek kendimi düşünürüm. Sonra da şu cevapla baş başa bulurum kendimi: Hayır. Ben aynı liseyi, aynı arkadaşlarla, aynı üniversiteyi, aynı arkadaşlarla defalarca okur, o günleri defalarca tekrar yaşar, yine ilk başladığım işe başvurur, orada aynı pozisyonda başlar ve bugün, çünkü şirketimi kurmak için deli gibi çalışırdım. O yüzden benim hayatımda çok şükür Allah'a, çok fazla pişmanlıklarım, çok fazla eyvahlarım veyahut da keşkelerim yok. Belki de bu yüzden ben pozitif ve mutlu bir insanım. Çünkü dediğim gibi, yaşadığım her şeyin bir sebebi olduğunu düşünüyorum. Ama iyi ama kötü; o yüzden kötülerle de, iyi tecrübelerimle de hepsiyle de mutluyum. Bir şeyi de değiştirmek isteyeceğimi zannetmiyorum.

Ama hani "Ne eksikliğinizi daha fazla gidermek isterdiniz?" diye sorsanız, sorunun şeklini değiştirsek, çünkü bunu da bazen düşünürüm; o zaman aklıma birkaç şey geliyor. Bir tanesi, ben geçmişte daha fazla okuyordum. Hala çok daha fazla okuyor olabilme alışkanlığımı devam ettirmek isterdim. Çünkü ben okumaktan çok keyif alıyordum. Hem çok şey öğreniyordum hem de her bitirdiğim kitaptan sonra "Ben ne kadar az şey biliyormuşum" diyordum. Bu da bir sonraki kitap için beni daha çok motive ediyordu. Ama günümüz şartlarında, özellikle dijital dünyada o kitaplar raflarda beklemeye devam ediyor, bu beni üzüyor. Bir ikincisi, bir dil daha çok iyi derecede konuşuyor olabilmeyi çok isterdim. Bir de benim hayalimde olup da gerçekleştiremediğim şeylerden biri, bir enstrüman çalabiliyor olmayı isterdim. Ne olduğu çok önemli değil, saz mı gitar mı? Sazı tercih ederdim muhtemelen ama o da gerçek bir antidepresan, antistres ve insanı çok sosyalleştiren ve dinginleştiren bir unsur diyebilirim.

Sürdürülebilirlik ve Başarısızlık Dersleri

Bi Demli Çay: Sürdürülebilirlik son dönemde çok gündemimizde. Sizi takip ettiğimiz kadarıyla siz bu gündeme daha girmeden önce yurt dışında yıllar önce bunun yatırımına başladınız. Bu nereden geliyor? Nasıl oluyor? Biraz bize bundan bahseder misiniz ve oradaki projenizde...

Süleyman Kocasert: Evet, çok doğru bir soru ve doğru bir tespit. Şu anda herkesin ajandasında sürdürülebilirlik var; yani sustainability ve döngüsel ekonomi. Çünkü dünyadaki kaynakların çok sınırlı olduğu, eğer bu kaynakların tekrar kullanılmazsa, atık oranları azaltılmazsa belki bizim ya da çocuklarımızın değil ama özellikle torunlarımızın ve sonraki nesillerin çok büyük bir problemle karşılaşacağı, hatta yaşam şartlarının çok zorlaşacağı biliniyor. Döngüsel ekonomi ile ilgili adımlar atılmazsa artık herkese malum. Bu yüzden çok popüler ve sıcak bir konu bu.

Ama 2015 yılındaydı galiba, benim İhracatçılar Birliği Başkanlığı dönemimde benim zaten inovasyon, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ilgi alanıma giren, biraz okuyup araştırdığım ve radarlarımın açık olduğu konulardı. Avrupa'da, Hollanda'da Saxion Üniversitesi'nden beş profesörle bir araya geldik ve onların bir icadına ben ilgi duydum. Daha sonra onları, 50 kiloluk bir kısmını elyaf, insan yapımı geri dönüşüm üzerine bir elyaf... Denizli'ye getirdik. Okuduk, baktık, boyadık ve onun ticari birleşeceğini gördük. Bu yatırımı yaptık. Tabii 2015'te başladı süreç. 2017'de tanıştık, denemeler vesaire derken yaklaşık altı yedi yıllık bir yatırımımız var ve iyi bir noktaya da geldi. Neden? Çünkü dediğim gibi herkesin gündeminde. Buradan bence hepimiz şöyle bir sonuç çıkarmalıyız: Çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacaklarımızdan sorumluyuz. Onlara ne kadar güzel şeyler, ne kadar yaşanılabilir şeyler bırakırsak biz daha rahat ve daha huzurlu uyuruz. Aksi takdirde gerçekten belki bizler değil ama gelecek nesilleri çok ciddi problemler bekliyor. Çok şükür ki en azından bununla ilgili ciddi bir farkındalık oluştu. Ben erken fark edenlerdenim ve şu anda bu farkındalığın artmasıyla ilgili de bir takım çalışmalarım var, bundan da memnuniyet duyuyorum açıkçası.

Bi Demli Çay: İlk başarısızlığınız nedir?

Süleyman Kocasert: Muhtemelen benim ilk başarısızlıklarım aileme karşı, şımarık ve ciddi fırça yemişimdir çocukluk yıllarımda. Sonraki başarısızlıklarım da okul döneminde olmuştur. Yani sınıfta filan kalmadım, öyle çok kötü notlar almadım ama arzu ettiğim başarıları elde edemediğim derslerim vesaire olmuştur. Ama zannediyorum ki bu sorunuzun içeriği direkt bu kısımla ilgili değil, iş hayatı ile ilgili. Bende çok iz bırakan ve çok şey öğrendiğim bir başarısızlığım var: Para batırdım. Üstelik şirketi kurduğum neredeyse ilk aylarında, yolun çok başlarındayken, çok genç yaşta çok yüksek bir miktarda para batırdım. Hatta dolandırıldım diyebilirim.

"Başarısızlığı dinlemek lazım. Başarı hikayelerini okuyorsunuz ama başarı hikayelerinin arka planında bir sürü başarısızlık var. Onlardan dersler çıkararak başarısızlıkları tekrarlayarak değil, onlardan dersler çıkararak ilerlerseniz başarıya ulaşırsınız."

Bende çok büyük bir ders oldu, hem güvenle ilgili hem de itibarla ilgili çok büyük dersler aldım. Üç farklı fabrikadan satın almıştım. Üçüne de borcumu ödedim. Sağ olsunlar, onlar da çok yardımcı oldular zaman içerisinde ve bana, o derler ya her şerde bir hayır vardır, o şer bana öyle hayırlı geldi ki... O borçları kuruşuna kadar, son kuruşuna kadar ödemek, ödemek için çırpınmak, insanlar dolandırıcı çıktığı halde, gazetelere, televizyonlara haber olduğu halde benim bu olayın arkasına sığınamamam ve sözlerimin arkasında durmam benim itibarımı da çok arttırdı çok şükür. Ve ondan sonraki iş hayatında birçok kapı bana sonuna kadar açıldı. Yani o zamanki gerçekten çok büyük bir başarısızlıktı, neredeyse beni çok zorlayan, diz çöktürten, o kadar yıpratan bir başarısızlıktı. Sonraki iş hayatım için çok ciddi bir katkı sağladı, bana referans ve adeta kefil oldu. Dediğim gibi o itibarı parayla satın alacak bir şey değildi.

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Son Sözler: Mutluluk ve Başarı Arasındaki Bağ

Bi Demli Çay: Programımızın sonuna gelirken eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Süleyman Kocasert: Öncelikle böyle bir program için ben sizi hem tebrik ediyorum hem de teşekkür ediyorum. Böyle alışılmış formatın biraz daha dışında, daha keyifli, sohbet havasında, daha izlenilir ve daha öğrenilir bir program. O yüzden bütün sizi ve bütün ekibi kutluyorum.

Mesaj olarak da, buraya oturan insanların belli bir başarıyı elde etmiş insanların mesaj vermesi aslında çok kolay; söyleyecek, anlatacak çok şeyleri var. Ama ben şuna inananlardanım: Gerçek mesaj yaşamla verilir, yaptıklarınızla verilir. Yani rol model olmayı başarabiliyorsa insanlar, siz bir şey söylemeden de yaptıklarınız, icraatlarınızla, tavırlarınızla, yaşamınızla size örnek alabiliyorlarsa o zaman zaten başarıyla ilgili gerçek mesajları bu şekilde veriyorsunuz demektir. Ben iyi, başarılı bir iş insanı olmaktan öte, önce iyi bir insan, sonra da iyi bir aile babası olmanın peşinde koştum ve hayatı ıskalamadım. Hayatı ıskalamazken de ailemi de işin içine kattım. Çünkü onlarla geçirilen kaliteli zaman, biriktirilen aile ve dostlarla biriktirilen anılar o kadar değerli bulurum ki hiçbir şeyle kıyaslamam.

Genç kardeşlerim var biliyorum, bana çok sorular geliyor, özellikle girişimcilik de çok popüler son günlerde. Ben onlara söylediğim şu: Arkadaşlar, hep başarı hikayelerini takip etmeyin. Aslında başarı, başarısızlıklardan alınan derslerden geliyor. Yani ben diyorum ki başarısızlıkla ilgili kitapları, başarısızlıkla ilgili hikayeleri dinleyin, okuyun, araştırın. Çünkü başarısızlık hikayelerini dinlediklerinde şunu görecekler: Aslında başarıya ulaşmanın yolu, başarısızlıklardan bir yılmamak, iki gerekli dersleri çıkarmak, üç de tekrarlamamaktan geçiyor. Bunları başarabilen insanlar hakikaten başarılı oluyorlar ama başarılı olmaya kitlenmek de yapılan hatalardan biri. Halbuki insanlar hayatın merkezine mutluluğu koymalılar. İnsan nasıl mutlu oluyorsa hedeflerini, hayallerini buna göre şekillendirmeli.

Başarı zaten mutluluktan geliyor. Gelmese de herkes başarılı olmak, herkes çok zengin olmak, herkes refah içerisinde yaşamak zorunda değil. Gerçekten hayatın merkezinde mutluluğu koyup da buna ulaşanlara bakıyorsunuz; varlıkla, servetle çok alakası işleri yok bu insanların. Bazen ben de bunları kendime örnek alıyorum çünkü dediğim gibi güzel şeyler yapmak lazım, doğru şeyler yapmak lazım ama bunları sadece kendimiz için, sadece başarılı olmak için, sadece daha zengin olmak için değil, farklı amaçlar, farklı motivasyonlar için yapmak lazım. Ama şunu söyleyebilirim, bir ortak payda var başarılı insanlarda: Çalışmak, çalışmak, çalışmak. Bir ortak payda, genellikle erken kalkıyorlar, güne çok erken başlıyorlar. Mutlaka hobileri var, çoğunluğunun hobileri var. Sosyaller, iletişime ve etkileşime açıklar. Kendilerine, ailelerine, sevdiklerine ve sevdikleri şeylere zaman ayırıyorlar. Ben böyle insanların sadece başarılı değil, aynı zamanda daha da mutlu olacağını görüyorum, hissediyorum ve çok şükür ben de onlardan biriyim. Bundan dolayı da hem beni yetiştiren anneme babama hem de bu hayatı benimle paylaşan eşime ve çocuklarıma da bu vesileyle çok teşekkür etmek istiyorum.

Bi Demli Çay: Biz de çok teşekkür ederiz. Bugünkü konuğumuz Süleyman Kocasert'ti. Gelecek bölümlerde görüşmek üzere.


Bölümü izlemek için

#suleyman-kocasert#modeko-tekstil#kariyer#sosyal-sorumluluk#sürdürülebilirlik#podcast

İlgili yazılar