Tüm yazılar
7 dk okuma

Hüseyin Memişoğlu ile Girişimcilikten Sürdürülebilirliğe

Bi Demli Çay'ın yeni sezonunun ilk bölümünde DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu'nu ağırladık.…

Hüseyin Memişoğlu ile Girişimcilikten Sürdürülebilirliğe

Bi Demli Çay'da Başarı ve Deneyim Dolu Bir Sohbet: Hüseyin Memişoğlu ile Girişimcilikten Sürdürülebilirliğe

"Bi Demli Çay"ın yeni sezonunun ilk bölümünde, Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Hüseyin Memişoğlu'nu ağırladık. Kendisiyle iş hayatına atılışından, sivil toplumdaki aktif rolüne, DENİB'deki çalışmalarından sürdürülebilirlik vizyonuna kadar geniş bir yelpazede ilham verici bir sohbet gerçekleştirdik. Memişoğlu, kariyer yolculuğundaki dönüm noktalarını, deneyimlerinin hayatına kattıklarını ve gelecek nesillere aktarılacak değerli dersleri içtenlikle paylaştı.

Erken Yaşta Başlayan Girişimcilik ve Toplumsal Katkı

Bi Demli Çay: Hüseyin Bey, DENİB Başkanısınız, aynı zamanda tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir firmanız var ve sivil toplum kuruluşlarında da aktif rol alıyorsunuz. Başarılı bir iş insanı olarak kendinizden biraz bahseder misiniz?

Hüseyin Memişoğlu: Denizli İhracatçılar Birliği Başkanlığı görevini 2018'den beri yürütüyorum. Ancak sivil toplumla ilgilenmem çok daha eskiye dayanıyor. 15 Temmuz'dan sonra Ticaret Odası Meclis Başkanıydım, 2005'te Ticaret Odası'nda dört yıl başkan yardımcılığı yaptım. Daha da geriye gidersek, bir iş adamı derneğinde kurucu oldum. O zaman kurulan MÜSİAD'ın Denizli şubesinin ilk kurucu heyetindeydim ve üç yıl genel sekreterliğini yaptım. Annemin benim üzerimde büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Lise mezunuydu ama okumam ve merak etmem konusunda beni çok teşvik etti. Sanırım o günden beri merak etme huyumdan vazgeçmedim. Etrafıma ilgiliyim, insanlarla ilgiliyim. Topluma faydalı olmaya, bir şeyler öğrenmeye, bildiklerimi aktarmaya gayret ediyorum.

Bi Demli Çay: Hem aktif bir iş hayatınız hem de yoğun bir sosyal yaşamınız var. Bunu nasıl dengelebiliyorsunuz?

Hüseyin Memişoğlu: Beni tanıyanlar bilir, çok hikaye ve fıkra bilirim. Şöyle bir hikaye var: Adamın birinin boğası varmış, ahırı da ikinci kattaymış. Her gün boğayı kucaklayıp indiriyor, akşamları da çıkarıyormuş. Sormuşlar, "Nasıl yapıyorsun bunu?" diye. Cevap vermiş: "Vallahi, bu buzağı olduğu günden beri indirip çıkarıyorum." Sizin sorunuzun cevabı bu. Ben yedi yaşımdan beri çarşıdayım. İlkokul, ortaokul, liseyi akşam okudum çünkü gündüz çalışmam gerekiyordu. Üniversiteyi bırakıp askere gidip geldim, sonra babamın dükkanında ticarete devam ettim. Arkasından yeni şirketler, sektörler, iş kolları... Bu benim için bir buzağıydı ve buzağı olduğu günden beri indirip kaldırıyorum.

Bi Demli Çay: Babanızdan bahsettiniz, işi neydi? Sanırım Kaleiçi'ndeydi.

Hüseyin Memişoğlu: Evet, Kaleiçi'ydi. Çocukluğumuzun AVM'si diyebiliriz. Babamın dükkanı "Yerli Dokuma Ticarethanesi"ydi. Bugünkü anlamıyla ev tekstili diyebiliriz. Hala babamın odasında 60'lı yılların başında yazdırdığı "Delal Memişoğlu Yerli Dokuma Ticarethanesi" levhası asılı durur. Kaleiçi'ndeki o esnaflık ortamı, Babadağlılar Çarşısı'nın getirdiği görgü, tecrübe ve insan ilişkileri hayatımızda çok önemli.

İş ve Hayat Felsefesi: Peder, Kayınpeder ve Kader

Bi Demli Çay: O Kaleiçi esnaflığından bugünkü kendi işinizi nasıl kurdunuz, bu iş buraya nasıl evrildi?

Hüseyin Memişoğlu: Genellikle okullarda şöyle derim: İnsan üç şeyden zengin olur. Bir, pederden; iki, kayınpederden; üç, kaderden. Pederden gelen o dükkan... Babam 87 yaşında, hala dükkana gelir gider ve hayatın içinde kalması önemli. İnsan devletten emekli olabilir, işten emekli olabilir ama hayattan emekli olmamalı. Babam için hayattan emekli olmaması için onu işten emekli etmiyorum. Babamdan gelen itibar, ticari hayatımdaki ilk tutunduğum yerdir. İkincisi kayınpederden gelen aile birliği. Eşim sağ olsun, üç evlat yetiştirdik beraber. Zor günlerimde hep arkamda, yanımda olmuştur. Üçüncüsü de kader. Doğru zamanda doğru yerde olmak ve çalışmak. Ben hala Ramazan ve Kurban Bayramları öncesinde mutlaka dükkana giderim, vakit geçiririm. Çalışmak benim için hayatın en önemli parçalarından biri.

Bi Demli Çay: Sizin nesille şimdiki yeni nesil arasındaki en büyük uçurum bu değil mi?

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Hüseyin Memişoğlu: Farklılıklar elbette olacak, zaman değiştikçe her dönemin kendine has şartları var. İmkanı olan aileler refah bir hayat sunma kaygısıyla çocuklarına daha korunaklı davranıyorlar. Oysa kenar mahallelerde hala hayatla mücadele eden çocuklar var ve onlar gerçek anlamda hayata hazırlanıyorlar. İmkanı olan birçok ailede çocuklar "kurabiye gibi" yetişiyor. Bu da doğal seleksiyonun bir parçası. Servet mutlaka el değiştirir. Biz çocuklarımızı iyi yetiştirmeye gayret edeceğiz ama mutlaka birileri bizimkinden daha hayata hazır çocuklar yetiştirecek ve jenerasyonlar arasında geçiş olacak. Her dönemin kendine göre şartları var, bence hayatı olduğu gibi kabul etmek lazım.

"Hayattan emekli olmamalı. Babam için hayattan emekli olmaması için onu işten emekli etmiyorum. Hala dükkana geliyor gider."

Eğitim Tercihi ve Merak Etmenin Gücü

Bi Demli Çay: Eğitiminizi yarıda bırakmak zorunda kaldınız mı?

Hüseyin Memişoğlu: "Zorunda kalmak" demeyelim, bir tercihti. Liseyi akşam okudum çünkü gündüz çalışmam gerekiyordu. İstanbul Hukuk'u kazanmıştım ama uzak olduğu için İzmir'i tercih ettim, Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler'e kaydımı yaptırdım. Babam iki üç ay sonra "Sen okuyacaksın galiba" dedi. "Ben de dükkanda olan yolu beklemeyeceğim, o zaman git oku" dedi. Ben de bir tercih yapmak zorunda kaldım. Okuldan ayrılıp askerlik, evlenme ve hayata karışmayı tercih ettim. Bu tercihimden bir pişmanlığım yok, çünkü bence insanın keşkeleri olursa geleceğini kuramaz. Keşke demektense bugüne bakıp, bugün en iyisini yapıp geleceğini daha mamur etmeli.

Bi Demli Çay: Gençlerimize ne tavsiye edersiniz? Sizin de PechaKucha'da "Bir mühendisten bir kaynakçı olmayı tercih ederim" diye bir sözünüz vardı.

Hüseyin Memişoğlu: Bir genç arkadaş stajla ilgili şikayetçi olmuştu. "Neden kaynak yapmayı bileyim ki?" dedi. Eğer kaynak yapmayı bilirse, bir proje çizerken hangi kaynakta daha az fireyle kaynatılacağını, hangi malzemede hangi kaynak kullanılacağını bilebilir. Oysa o dedi ki "niye yapayım ki?". Ben de dedim ki, "Sen staj yaptığın zaman kaynak yapılırken gidip baksaydın, o firma seni zaten işe alırdı." Staj son derece önemli. Gözlerini ve kulaklarını hırsız yapmak durumundalar. Firmadaki iç ilişkileri takip etmek zorundalar. Oradaki hiyerarşi nasıl çalışıyor, yönetim sistemi nasıl, bunu anlamaları gerekir. Yoksa kimse onlara fotokopi çektirmekten fazla bir iş yaptırmaz. Merak ederlerse, sorarlarsa o zaman fayda sağlarlar.

"Çok gezen mi bilir çok okuyan mı bilir? Hayır, çok merak eden bilir."

DENİB'in Rolü ve Sektörel Vizyon

Bi Demli Çay: Şu an DENİB Başkanısınız. 2018'den beri devam eden bu döneminizde kendinize bir puan vermek isteseniz?

Hüseyin Memişoğlu: Kendime bir puan vermem, çünkü bu doğru bir gösterge olmaz. Ancak DENİB'in iyi işler yaptığını söyleyebilirim. Orada harika bir ekibimiz var. Biz aslında bir devlet kurumuyuz, Ticaret Bakanlığı'na bağlıyız. İhracatçıların kayıtlarını tutar, devletin teşvikleri ve yardımları konusunda aracılık ederiz. Ama aynı zamanda bir yönetim kurulumuz var. DENİB Akademi, Genç Mucitler, Tasarım Yarışması gibi etkinliklerle firmalarla ve toplumla devlet arasında köprü olmaya gayret ediyoruz. "Senden İhracatçı Olur" projemizle birçok firma ilk defa ihracatla tanıştı. Denizli'yi herkes tekstil şehri olarak biliyor ama ihracatımızın yüzde 33'ü ev tekstili, yüzde 33'ü mamul tişört, havlu, çarşaf gibi ürünlerden oluşuyor. Farklı ihracat hikayelerini YouTube videolarımızda anlatmaya çalışıyoruz. Devletin gülen yüzü olmaya gayret ediyoruz. Denizli'deki en güleryüzlü ve çözüm odaklı kurumlardan biri olduğumuzu düşünüyorum.

Bi Demli Çay: Denizli'ye "tekstilin kalbi" deniyor. İnegöl mobilyada iyi organize olup kendine özel bir fuar alanı yarattı. Denizli'de böyle bir organizasyon olabilir mi?

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Hüseyin Memişoğlu: İnegöl'deki fuar sanırım daha çok perakende odaklı. Denizli'de perakendeciye yönelik bir fuar yaptığınızda, günde iki defa gelen uçakla veya uzun karayolu yolculuklarıyla katılımcı getirmek kolay değil. Gerçekçi olmak lazım. Bence ev tekstili anlamında Heimtextil ve Hometex fuarları ihtiyaca cevap veriyor. Ekim ayında İzmir'de IF Ankara'da da yeni bir fuar organize ediliyor, burada Denizli firmaları daha önde olacak. Benim tavsiyemle BASAT ve DETGİS dernekleri bu fuarın çözüm ortağı oldular. Umarım hem derneklere hem de fuara sürdürülebilir bir yapı kazandırılır, şehrimize ve ülkemize hayırlı olur.

Hüseyin Memişoğlu'nun Hayatına Yön Veren Kelimeler

Bi Demli Çay ekibinin hazırladığı beş kelimeye Hüseyin Memişoğlu'nun cevapları:

  • DENİB: "Yeni bir network demek, insanlara faydalı olmak demek, bilgimizle katkı sunmak demek."
  • Evlat: "En değerli varlıklar. Mutlaka yapılması gereken ama mümkünse en ucuz bedelle ödenmesi gereken bir şey."
  • Umut: "Olmassa olmaz."
  • Tekstil: "Doğduğumuz anda vücudumuza değen, öldüğümüz anda da yanımıza götürdüğümüz tek şey."
  • Hoşaf mı, Komposto mu? (Ek stra) "Hoşaf kuru meyveden, komposto taze meyveden yapılır. Merak etmek çok önemli, bir detayı bilmek bir kapıyı açabilir, bir muhabbetin sebebi olabilir."

Sürdürülebilirlik Vizyonu ve Gelecek Nesiller

Bi Demli Çay: Siemens'in katkılarıyla, sürdürülebilirlikle ilgili bir soru sormak istiyorum: DENİB üyelerinin sürdürülebilirlik konusunda bilinçlenmesi ve gerekli bilgileri edinmesi için ne tür eğitim ve farkındalık programları düzenliyorsunuz?

Hüseyin Memişoğlu: Sürdürülebilirlik iki ana başlık altında yürüyor: Birincisi, ürünle ilgili sürdürülebilirlik (çevreye duyarlı, yeşil üretim, karbon ayak izi); ikincisi ise firmaların sürdürülebilirliği. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nde tüm sektörler için sürdürülebilirlik komitelerimiz var, Denizli İhracatçılar Birliği'nden de arkadaşlarımız bu komitelerde yer alıyor. Bakanlık da bu konuda eğitim çalışmaları yapıyor.

Firmaların sürdürülebilirliği konusunda DENİB Akademi çatısı altında bu sene konsepti değiştirdik. Dört başlığa ayırdık: Akademi Master, Akademi Junior, Akademi Profesyonel ve Akademi Girişimci. Master ve Junior programlarında birinci nesil ve geleceğin patronlarıyla çalışıyoruz. Amacımız, firmaların sürdürülebilirliğini sağlamak, aile anayasası ve devir teslim süreçleriyle ilgili eğitimler vermek. Avrupa'da birçok firma 200-250 yıldır ayakta. Türkiye'de ise Anadolu'da imalat ve ihracatla tanışma genellikle 80'lerden sonra oldu. firmalarımızın çoğu 90'lı yılların başında kurulmuş firmalar ve hala birinci nesil iş başında. Bu firmaların ikinci nesle devrini gerçekleştirebilirsek, firma yapılarının sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlamış oluruz. Firmaların yaşlanması, görevi ikinci ve hatta üçüncü nesillere aktarması çok önemli. Şu an ikinci nesli aktarmaya çalışıyoruz, inşallah birçok firmamız üçüncü nesle de aktarılır.

Hüseyin Memişoğlu'na bu keyifli ve bilgilendirici sohbeti için teşekkür ederiz. Tecrübeleri ve vizyonuyla genç girişimcilere ışık tutan, iş süreçlerine farklı bir bakış açısı getiren bu söyleşinin birçok kişiye ilham kaynağı olacağına inanıyoruz.


Bölümü izlemek için

#Hüseyin Memişoğlu#Girişimcilik#DENİB#podcast#Sürdürülebilirlik

İlgili yazılar