Tüm yazılar
9 dk okuma

İbrahim Özgören: Bayramyeri'nden Kurumsal Başarıya Uzanan Y…

Özgören Grubu Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özgören, "Bi Demli Çay" podcast'ine konuk oldu. Bayramyeri'nden başlayan ticaret hayatını, 30.…

İbrahim Özgören: Bayramyeri'nden Kurumsal Başarıya Uzanan Y…

"Bi Demli Çay" podcast'inin bu bölümünde, Denizli'nin ticaret hayatına kök salmış, küçük bir dükkandan bugünlere uzanan bir başarı hikayesinin kahramanı, Özgören Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özgören'i konuk ettik. Deneyimleriyle, hayat hikayesiyle ve ticaret felsefesiyle bizlere ilham veren İbrahim Özgören ile doymayan merakımızı giderdik. İşte onun dilinden, Bayramyeri Demirciler Çarşısı'ndan başlayan ve dev bir kurumsal yapıya dönüşen o etkileyici yolculuk...

Özgören Grubunun Doğuşu ve Büyümesi

Bi Demli Çay: İbrahim Bey, hoş geldiniz. Yıllardır tanıdığımız, işine gönül vermiş bir büyüğümüzsünüz. Özgören Grubu dediğimizde akla köklü geçmişi ve sürekli büyüyen yapısıyla büyük bir aile işletmesi geliyor. İşletmenizi bugüne nasıl getirdiniz? Hayat hikayenizi dinlemek isteriz.

İbrahim Özgören: Hoş bulduk, teşekkür ederim. Biz dünyaya geldiğimizde gözümüzü Bayramyeri'nde açtık. Babam 1955 yılından beri orada esnaflık yapıyordu. Öncesi yorgancıydı, sonra pamuk işine geçti ve sonradan da benim bu işe geçişim oldu. Yaklaşık 39 yıldır ben bu işi yapıyorum. Çocukluğumdan beri babamın yanında iş yerine giderdim, ticaretin hep içinde olduk. Bayramyeri bizim doğduğumuz, büyüdüğümüz, geliştiğimiz yer. 91 senesinde ben kendi iş yerimi açtım. Öncesinde biraz çıraklığım vardı. 95'ten 2017'ye kadar Bayramyeri'nde kaldık. Orada çok geniş bir müşteri portföyüne sahip olduk, işlerimiz güzeldi. Ama bu işi ilerletmek, daha da büyütmek için mekanımızı geliştirmek gerekiyordu. Mekanı büyütürseniz, işler de büyür. Çok şükür, 25. Cadde üzerinde, 2000 metrekare gibi bir alanda, deposuyla birlikte 3-4 bin metrekarelik bir alanda şu an faaliyet gösteriyoruz. İş sürekli kendini büyüterek devam ediyor.

Bi Demli Çay: Yani iş kendini büyütüyor diyebiliriz. Sizin çocukluğunuzdan beri bu işi büyüttüğünüzü düşünürsek, babanız da benzer bir iş mi yapıyordu tam olarak?

İbrahim Özgören: Yok, babam ticaretle uğraşıyordu ama bu işi yapmıyordu. Ben bu işi geliştirmeye başladığımda, iş yerini açtığımda babam yaklaşık 55 yaşlarındaydı, benim şu anki yaşlarımda. Çok heyecanlandı. Aslında benim işim onun çok sevdiği bir işmiş. "Keşke ben uzun yıllar önce bu işi yapsaydım," demişti. Bu iş çok rahat yönetilebilen bir iş değil, biraz özveri ve sürekli mücadele isteyen, takip edilmesi gereken ciddi bir iş. "Benim param var, iş yerim var, ben bu işi yapayım" denilebilecek kadar kolay değil.

Bi Demli Çay: Peki, Özgören Hırdavat Yapı Market hakkında biraz daha detay verebilir misiniz? İşinizi nasıl özetlersiniz?

İbrahim Özgören: İşimiz Yapı Market üzerine. Genelde işimiz yapıyla, inşaatla ilgili, mobilyacılığın hitap ettiğiniz tüm alanları kapsıyor (Mobilya hariç). Aksesuarla ilgili işimiz bayağı bir kapsamlı. Bunun dışında yaklaşık 30 bin kalem ürün var. Sanayiciye de hitap ediyoruz, sanayi grubumuz da var. Her iki alanda da çok şükür iyi bir yerdeyiz. Mekan büyüdükçe bu kalem sayısı da artıyor, hem müşteri portföyü hem stok portföyü artıyor. Müşteri seni itiyor ve duramıyorsun. Durduramazsın kendini, durursan geri kalırsın. Dünya hiç durmuyor, sürekli ilerliyor, sizin de sürekli yenilik yapmanız lazım. Bu yenilik bilgiyle, takiple, kontrolle olan bir şey. Ekibimizle birlikte iyi bir yolda ilerliyoruz, hayatımız böyle devam ediyor.

Çıraklıktan Patronluğa Uzanan Yolculuk

Bi Demli Çay: 30 bin kalem ürünün hepsini biliyor musunuz peki? Bu kırk yıllık süreçten bahsedersek, ilk başlarını biraz anlatır mısınız?

İbrahim Özgören: Aşağı yukarı hemen hemen. 39 sene önce, 84 yılında, benim iş yerim bir mekân gibi, Denizli'de Güngör Astarcı'nın Ahan Yapı'sında çalıştım. Patronuma selamlarımızı iletiyoruz, Allah uzun ömürler versin. Dört yılım onların yanında çıraklıkla geçti. Yaklaşık bir buçuk sene askerlik dönemi geçti, hiç ara vermeden. Hatta evlenme sürecim oldu bu arada, üç gün dışarıdaydım, sonra işe döndüm. Şimdiki gençler gibi bir hafta, on gün dinlenme yoktu. Hiç ara vermedim diyebilirim, tatilsiz bir dönemdi. Saatler de gün içinde uzundu. Güngör abimiz bizi güzel yetiştirdi. 91 senesinde kendi iş yerimi açtığımda küçük bir yerden başladık; önce 16 metrekare, sonra 20 metrekare, sonra 40 metre ilave oldu, sonra iş yerinin üstlerini yaptık derken sürekli depolar ilave ettik. Belirli bir süreye kadar orada kaldık, ta ki 2017 senesine kadar. 2017'den beri de şimdiki yerimizde gayet güzel bir şekilde devam ediyor.

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

"Müşteri seni itiyor ve duramıyorsun. Durduramazsın kendini, durursan geri kalırsın. Dünya hiç durmuyor, sürekli ilerliyor, sizin de sürekli yenilik yapmanız lazım."

Bi Demli Çay: Peki, siz kendi işinize geçmeden önce babanız da Demirciler Çarşısı'nda esnaftı ve aynı yerdeydi değil mi? Sizin çocukluğunuzda sizi oraya çalışmaya götürür müydü?

İbrahim Özgören: Evet, Demirciler Çarşısı'nda, aynı yerdeydi. Ben babamın yorgancılık yaptığı zamanları hatırlıyorum, 70'li yıllardı muhtemelen. Yorgan dikerdi. Eskiden yataklık, yorganlık pamuklar alınır ve insanlar onu diktirirdi. Şimdiki hazır yatak ve yorganlar yoktu. Her düğüncü en az beş, altı tane yorgan diktirirdi ve o yorganlar yıllarca kalırdı. Artık hazır yorganlar çıkınca, babam pamuk alım satımına geçti yıllar önce. O dönemlerde de ben yanındaydım. 84 yılında bu işe girdiğimde babam pamukçuydu, alıp satıyordu. Ama hatırladığım ilk işi yorgancılıktı ve ben hep yanındaydım. Babam da 16 yaşında başlamış bu işe. Şu anda 88 yaşında çok şükür. Sevdiği bir işi benimle birlikte ilave etti ve 91 senesinde biz bu işe geçtiğimizde babam zaten direkt yanımıza geldi ve o da bu işi yapmaya başladı. Babamla çok huyumuz benzerdir. Yok satmayı sevmeyiz. Olmasa bile mutlaka mal gelir, müşteriye verilir. Ticaretin gerektirdiği bir şeydir bu. Çünkü ticaretin önü çok açık, çok önemli bir şey.

Zorluklar, Süreç ve Gelecek Hedefleri

Bi Demli Çay: Peki, bu yoğun çalışma temposu, 30.000 kalem ürün, geçmişteki daha uzun mesai saatleri... Bu süreçte ailenizi kurdunuz. Normal hayatınıza nasıl yansıyordu bu? Sosyal hayatınız var mıydı?

İbrahim Özgören: İşin doğrusu çok sosyal hayatım oldu mu diyemem. Tabii ki bu süreçte, 39 yıl içinde, askerlik dönemi hariç, evlilik dönemi oldu. Sonradan çocuklar dünyaya geldi. Yurt dışına çıkmadım değil, ticari amaçla firmalar tarafından götürüldüğümüz oldu. "Kendime zaman ayırıyor muyum?" derseniz, hayır, ayırmıyorum. Çünkü işimi seviyorum. Tabii ki bir başkasına yetki vermek lazım bunların gelişmesi için, bunlar olmazsa olmazımız. Biraz kendimi kısıtlamam lazım bazı durumlarda ama bende bu enerji şu anda hat safhada. Enerjim olduğu müddetçe bu devam edecek. Tabii arkadan gelenlerin önünü tıkamadan, onları rahatsızlık vermeden, onların istediklerini karşılıklı istişare ederek yapmamız gerekiyor. Biz onların fikirlerine önem vereceğiz. 2017'de şu anki yerimize geçtiğimizde, oğlum Cahit Özgören ile hayatı devam ettirdik. Çok şükür çok kazandığımızdan değil, işimizi iyi takip ettiğimizden belli bir seviyeye geldik. Aramızda şu an güzel bir görev dağılımı var. Her şeyi toplantılarla ve istişareyle yapıyoruz. Sıradan bir karar alsak bile "Böyle yapalım, tamam böyle yapalım" deriz. Bu bize biraz daha kendimize güven getiriyor. Daha iyi olduğunu hissediyorum şu anda.

Bi Demli Çay: Büyüyen bir işletmeye yön veriyorsunuz hep beraber. Bu süreçte sizi çok zorlayan bir nokta oldu mu? Özellikle kırk yılı aşkın bir süredir çalışıyorsunuz.

İbrahim Özgören: Tabii ki zaman zaman ödeme dengesi beni zorlamıştır. Ama hep hallettik. Ticareti yönetmek kolay değil. Telefonda her türlü siparişi verebilirim, her türlü mal gelebilir ama bunun finansmanını sağlamak önemli. Bu dengeyi kurmak çok gerçek bir şey. Zaman zaman oldu ama hamdolsun bunlar hep halledildi. Çünkü niyet halis olunca her şey çözülüyor. Ayağını yorganına göre uzattıktan sonra bunlar yapılıyor. Bizim işimizin sonu yok, sürekli ilave edilen bir şey. Yeniliğe açık, sürekli ilave ettikçe finansman zorlukları yaşanabilir. Ama son 6-7 yıldan beri çok şükür iyi bir durumdayız. Allah bereket versin. Onu da dengelemek çok önemli, kazanılan ne kadar, kâr ne kadar, masraf ne kadar; bunun hesabını iyi yapmak lazım. Bunun dışında öyle çok zor bir şey olmadı. Tabii ki insanlara ulaşmak kolay bir şey değildir. İş yerine on liralık malzeme alan bir kişiyle, yüz liralık mal alan arasında aslında bir fark yok. İkisi de aynı ilgi, ikisi de aynı alaka istiyor. Tabii ki müşterinin zaman zaman gerildiği dönemler olabiliyor ama bunlar hep çözülüyor ve çözüyoruz, kendimizi hep geliştirmeye çalışıyoruz.

"Niyet halis olunca her şey çözülüyor. Ayağını yorganına göre uzattıktan sonra bunlar yapılıyor."

Bi Demli Çay: Geçmişten bugüne babadan gelen bir işi siz devam ettirdiniz. Peki gelecekle alakalı planlarınız var mı? Farklı bir sektörde ya da aynı işle alakalı yatırım planları gibi.

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

İbrahim Özgören: Tabii ki olabilir, yok dersem yanlış olur. Ama asıl işimiz bu. Bunun üzerine bina yapmak istiyoruz her şeyi. Çünkü yapı hırdavatın önü çok açık bir sektör. İnsanlar sürekli gelişiyor, eşya devamlı değişiyor, ihtiyaçlar bitmiyor ve bunların mutlak suretle tedarik edilmesi gerekir. Denizli'mizde birçok sanayici var, birçok mobilya sektörü var ve bunların da hepsinin ihtiyacı var. Neden bu ihtiyaçları İzmir'den, İstanbul'dan, Ankara'dan alsınlar? Küçük bir yer değiliz biz, büyük bir yerdeyiz. Bir milyonluk nüfusumuz var Denizli olarak. Bunların tedarik zincirleri bence kırılmamalı ve bunlar insanlar tarafından bulunmalı. İyi bir şekilde bulunmalı, istikrarlı bir şekilde bulunmalı. Biz bunu hedefliyoruz şu anda. Çok kârlı bir şey değil belki ama ilgi, bilgi, takip, kontrolü iyi yaptıktan sonra biz bu işte başarılı olacağımızı hissetmişiz ki olmuşuz çok şükür. Amacımız daha başka sektörlerde bir şey yapmak yerine, sağlam adımlarla gitmek. Birden büyük adımlarla değil tabii ki. Bu arada evlatlar, çocuklar, gençler farklı bir sektörde olmak isterlerse tabii ki bunların önlerini tıkamamamız gerekiyor. Arka plandan izleyerek bunlar onaylanabilir. Ama asıl işimiz bu, hedef bunun üzerine yürütmek.

Bi Demli Çay: Emeklilik konusu herkesin gündeminde, sizin için ne ifade ediyor?

İbrahim Özgören: Biz çalışan kesim değiliz, hani çalışan kesimin hedefi vardır: "Ben emekli olmak istiyorum, yaşım işte 50, 55, 60, bir an önce emekli olayım da rahat edeyim." Ama bu bana bağlayan bir şey değil. İnsan elinden ayağından kesilirse emekli olur. Düşünsenize, emekli oldunuz, ne yapacaksınız? "Evdeyim, ne yapacaksınız? Kahvedeyim, başka yerdeyim." Ne kadar süreyle kaç gün? Ticaret yapan insanların böyle bir avantajı var. Tabii ki devlet memurları, çalışanlar emekli olduktan sonra işten ayrılmak zorunda kalıyorlar erken yaşlarda. Ve bunu sahip olduklarında ikinci bir işe adapte olmak isterler. Ama bizim böyle bir durumumuz söz konusu değil. Yoruldun mu, biraz geride durursun, biraz geç gelirsin, biraz erken çıkarsın. Böyle artılar olur, hayat konforunu belki ayarlayabilirsin. Ama tabii arkayı iyi ayarlamak lazım, yani o nesli iyi ayarlamak lazım. Güvendiğimiz arkadaşlarla bu yol ilerleyecek, onlara gerekli yetkiler verilecek ve onlar da yönetecekler burayı. Bizler biraz daha yukarıdan takip edeceğiz. Ama emeklilik tahminimce bir otuz sene falan var!

Gençlere Tavsiyeler

Bi Demli Çay: İbrahim Bey, programımızın sonuna yaklaşırken gençlere veya bu sektöre girmeyi düşünenlere tavsiyeleriniz var mı?

İbrahim Özgören: Gençler ne yaparsa yapsınlar, işini severek yapsınlar. Dünyaya geldiklerinde babası bir iş yapıyorsa, onun üzerine bina edebilir, daha geliştirerek yapabilir. Avrupa'daki dünyadaki firmaları gördüğünüzde 100 yıllık, 150 yıllık, 200 yıllık firmalar var, hala aynı şeyi yapıyorlar ama gelişerek yapıyorlar, yenilenerek yapıyorlar. Bunu yapabilirler. Ticaretin önü çok açık. Dünya ticaretle dönüyor. Biz mutlaka kazanmamız lazım ki hayatımızı idame ettirelim. Mevcut olan işlerini geliştirerek yapsınlar. Herkes üniversite mezunu olabilir ama ilgi, bilgi, takip, kontrolü sağladıktan sonra babalarının mesleğinin üzerine bina edebilirler. Burada bina ettikçe, yeniliklere açık bir şekilde pozisyon aldıkça ticaret çok güzel bir pozisyona gider. Ben de sevdiğim bir işi çocuklara öneriyorum. Ne güzel keşke her çocuk ya da her genç açık olsa Buna, yani bir kabul etmesi lazım. Herkesin devlet memuru olması gerekmiyor. İnsanlar çoğalıyor, sürekli gelişiyor ve sürekli kendisini yenilemedikten sonra ilerlemesi mümkün değil. Helal dairesinde her şey yapabilirler.

"Bi Demli Çay"ın bu bölümünde bizlere kattığı değerli bilgiler ve samimi sohbeti için İbrahim Özgören'e teşekkür ediyoruz. Gelecek bölümlerde yeni konuklar, yeni hikayelerle karşınızda olacağız!


Bölümü izlemek için

#ibrahim-ozgoren#ticaret-basarisi#podcast

İlgili yazılar