Gökçe & Mehmet Karet: Chirpy ile Ev Terliğinde Yenilik Başa…
Bi Demli Çay'ın bu bölümünde, ev terliği sektörüne yenilikçi bir bakış açısı getiren Chirpy markasının kurucuları Gökçe ve Mehmet Karet çiftini ağırlıyoruz.…

İş dünyasının dinamiklerini ve girişimcilik ruhunu yansıtan "Bi Demli Çay"ın bu bölümünde, ev terliği sektörüne yenilikçi bir bakış açısı getiren Chirpy markasının kurucuları Gökçe ve Mehmet Karet çiftini konuk ettik. 2012 yılında Denizli’de kurulan ve tasarımlarıyla dünyaya açılan Chirpy’nin renkli dünyasına bir yolculuk yaparken, bu ilham verici çiftin markalarını nasıl büyüttüğünü, üretim süreçlerini nasıl şekillendirdiğini ve gelecek hedeflerini dinledik.
Chirpy'nin Doğuşu: Bir Terlikten Ötesi
Bi Demli Çay: Hoş geldiniz. Renkli bir program olacağına eminim. Gökçe Hanım ve Mehmet Bey, Denizli'de terlik üretimi alanında kendi tasarımlarıyla dünyaya çok güzel ürünler satıyorlar. Biraz kendilerini ve firmalarını anlatmalarını rica edelim.
Gökçe Karet: Hoş bulduk. Ben Gökçe Karet, 1988 doğumluyum. Eşimle birlikte ev terliği üretimi yapıyoruz. Aile şirketiyiz. Denizli'de bir üretim kısmımız yoktu ama daha önce ailemizden gelen, yani Mehmet Bey'in geçmişinden gelen bir tekstil tecrübesi var. Benim mezuniyetim işletme, sonrasında organizasyon ve inşaat derken en son tekstil olarak devam eden bir iş kariyerim var. Şu an 6000 metrekarelik bir alanda, 130 çalışanımızla, yüzde 90'ı bayan personelden oluşan ev terliği üretimi yapmaktayız. Son yaklaşık dört aydır da yeni bir fabrika oluşumu içinde çalışmalarımız oldu ve yepyeni üreten bir tesis kurduk. Ev terliği sektörünü bu şekilde devam ettiriyoruz.
Bi Demli Çay: Terlik deyince aslında akla farklı şeyler geliyor ama sizin ürünleriniz bu trendi değiştirdi. Fabrikanızı ziyaret ettiğimde ürünlerinizi gördüm ve hepsi birbirinden güzeldi. Nereden geldi bu terlik olayı?
Mehmet Karet: Ben 1979 Denizli doğumluyum. Çocukluğum Denizli'de geçti, iş hayatım da Denizli'de devam ediyor. Eren Terliği'ni 2004 yılında Bursa'da iş yaptığımız bir kişinin tavsiyesi üzerine kurdum. 2004'ten itibaren yaklaşık on yıl bornoz terliği ve otel terliği üretimi yaptık. 2013 yılında ev içi terlik üretimine girmeye karar verdik. Gökçe Hanım 2014 yılında sürece dahil oldu. 2014'ten sonra Chirpy markasını kurduk ve tamamen ev içi terlik üretimine odaklandık. Şu anda 130 kişilik ekibimizle sadece ev içi terlik üretiyoruz. Ürettiğimiz terlik kapasitesinin yüzde 50'sini kendi markamıza satıyoruz. İhracatla ilgili çalışmalarımız mevcut; fuarlara katılıyoruz, özellikle dünyanın en büyük ikinci fuarı olan İtalya'daki fuara yılda iki sefer katılıyoruz. Bunların sonuçlarını yeni yeni almaya başladık. Bu sene Fransa, İtalya ve Almanya'da müşteri portföyümüz oluştu, İngiltere'de de oluştu. Amacımız ihracatı artırmak, markamızı bütün dünyada tanıtabilmek. Türkiye'de belli bir noktaya getirdiğimize inanıyoruz ama daha çok büyüyebilmek için ürünlerimizi yurt dışına satmamız gerekiyor.
İş ve Hayat Ortağı Olarak Birlikte Başarı
Gökçe Karet: Chirpy markasını Mehmet Bey ben gelmeden önce kurdu ama markanın büyümesindeki en büyük katkı benden oldu diyebilirim, çünkü tasarımları ben yapıyorum.
Mehmet Karet: Aynen öyle. Bizim görev dağılımımızda Gökçe Hanım tasarım ve müşterinin üretiminin belli bir kısmına bakıyor. Benim görev dağılımım finansman, büyük satın almalar ve üretim. İyi bir ortağız diyebiliriz, hem hayatta hem de iş ortamında iyi ortak olabildik. Hayatımız 24 saat iş. Gezme şansımız bize çok lüks geliyor ve zaman kaybı gibi geliyor, işimizle birleştirdiğimiz için keyif alıyoruz. Hatta küçük kızımız da birçok kez bu seyahatlere katıldı.
Gökçe Karet: Kızımız 14 aylık, iki sefer İtalya fuarına gitti, bu ocak ayında üçüncüye gidecek. Fuarın maskotu oldu diyebiliriz. Evlilikle beraber şirketi ve planlama kısmını birlikte yönetiyor olmamız çok büyük avantaj. Eşimle tanıştığımda büyük şehirde, büyük firmalarda yönetici vasfıyla da çalıştım ama işveren olma deneyimim Denizli'ye geldikten sonra eşimle beraber oldu. Onun tecrübesine ve deneyimine son derece saygı duyuyorum. Bu konuda beni çok fazla geliştirdi. Aramızda yedi yaş fark var, onun olgunluğunun meyvelerini yiyoruz gibi bir şey oluyor. Ben biraz daha tez canlıyım, daha agresif bir yapım var. Eşim bana oranla daha kontrollü ve daha sabırlı. Bu da iş hayatımıza yansıdı.
Bi Demli Çay: Chirpy firması 2014 yılında kurulmuştu. Çin'le ürün çeşitliliğine yaklaşımlarınız da bahsederseniz.
Gökçe Karet: Daha önceki röportajlarımda da söylediğim gibi, Çin'e gitmek bize çok şey kattı. Hepimizin de bildiği gibi bütün hammaddelerin, kumaşın doğduğu yer orası. Orada çok geniş bir Ar-Ge yaptık ve o Ar-Ge bize çok şey kattı, hem üretim anlamında hem de ürün çeşitliliği anlamında bizi çok geliştirdi. Çin'le beraber ürüne bakış açımız değişti. Uzak Doğu'da aslında terliğin çıkış noktası, spor ayakkabının evrimleştirilmiş hali. Firmalar çoğunlukla kendi bünyelerinde ayakkabı, sneaker tarzı ürünler yapıyorlar, onun taban sayılarını terliğe uyarlıyorlar. Şu anda Türkiye'de terlik anlayışının biraz geri kalması, ilerleyememesi aslında ayakkabıdan çok evrimleşememesi. Son yıllarda dikkat ediyorsak kozmetik, güzellik, estetik çok fazla ilerliyor ama insan anatomisinde en fazla yorulan ve geliştirmesi gereken kısım ayak.
"Ayak sağlığı çok önemli. Bir evin terliği de çok önemli bir kısım. Biz bu işi sadece ürün kalitesi olarak değil, görsellik, kalite, tasarım; bunların hepsini birleştirerek geniş olarak bakıyoruz. Markaya bakış açımız bu anlamda yapmış olduğumuz Ar-Ge'lerle beraber değişti. Türkiye'deki bakış açısını bu anlamda değiştirmek istiyoruz."
Üretim, Ar-Ge ve Gelecek Vizyonu
Bi Demli Çay: Yıllar içinde üretim size getirdiği detaylarla beraber tamamen entegre bir marka mı oldunuz?
Mehmet Karet: Genellikle üretimi ben yürütüyorum. Teknoloji bende meraklıyım, otomasyona meraklıyım; işi daha hızlı, minimum maliyetle nasıl üretebiliriz hedefim. İnsanları maksimum verimde nasıl kullanabiliriz, çünkü dünyaya satıyorsunuz, inanılmaz bir rekabet var. Ürününüzü ne kadar kaliteli yaparsanız yapın, bir ederi var. O ederin dışında satma şansınız çok zor. Bunun için üretimdeki verimliliği artırmamız ön plana çıkıyor. Bununla ilgili yatırımlarımız devam ediyor. Tamamen otomasyon sistemimiz var, kendi şirketimize özel programımız var, her gün geliştiriyoruz. Terliği nasıl uyarlayabiliriz araştırıyoruz ve terlik tamamıyla farklılaşıyor.
Bi Demli Çay: Kumaş sizden, olan her yerden bahsediyorum, üretimin tamamı kendi bünyenizde mi?
Mehmet Karet: Triko, patron, yine aynı şekilde yüzde yüze ulaştı mı peki yani bir terliğin üretim safhasında dışa bağımlılık anlamı? Oranlara kabaca yüzde 90'larda kendi içimizle beraber üretim yapıyoruz. Ana hammadde kullandığımız ana hammaddeler hariç her şey kendi bünyemizde.
Bi Demli Çay: Hem markanıza hem üretime böyle yatırım yapmanız, bu işi geliştirmeniz, tepeye ermek için yaptığınız işlemler var. Bunun motivasyon kaynağı ne peki?
Gökçe Karet: Motivasyon kaynağımız birincisi birlikte çalışıyor olmamız. Oradan bağlayayım biraz, çünkü 24 saat iş konuşabiliyoruz. Konuşmak istemediğimiz zaman susabiliyoruz, bu çok büyük bir avantaj. İkimizin de baktığı yer, hedefleri, hayalleri, zevk aldığı noktalar işle o kadar örtüşüyor ki bazen benim düşündüğümü Mehmet Bey'e anlatmadan o bana fotoğrafını göndermiş oluyor. Gerçekten işimizi çok seviyoruz. Bugün terlikle uğraşmak, bir fark yaratmak istiyoruz. En iyisini yapmayı hedefliyoruz. Başka sektörde iş yapıyor olsak da orada da başarılı olabileceğimize inanıyoruz. Şirket olarak inanılmaz bir Ar-Ge yapıyoruz, yüzde yüzünü Ar-Ge'ye harcıyoruz diyebilirim ciddi bir rakam. Ayrı bir ekibimiz var. Müşterilerin bizden talep ettikleri zaten bizde olmuş oluyor, onların taleplerinin belki üç adım önündeyiz. Belki bu işimizi çok sevdiğimiz için daha iyi yapmak istediğimiz için fark yaratıyoruz.
Mehmet Karet: Denizli ile kıyaslıyorum, bizim sektörde ilk sıradayız diyebilirim, hem kışlık grubunda ilk sıradayız diyebilirim. Kalite standartlarına bu sektörde yön veriyoruz. Bizim kullandığımız malzeme çoğu kurumsal firmanın kalite standartlarına dönüşüyor. Diyorlar ki "şu tabanı kullanacaksınız, bu süngeri kullanacaksınız, kumaş bu olacak". Biz onlara bilgi paylaşıyoruz. O bilgiye göre de diğer üreticilere o standartlarda mal üretmelerini söylüyorlar. Bunu belirliyoruz, süreç gayet keyifli. Daha başarılı, daha iyi bir noktaya gelmeyi hedefliyoruz.
Gökçe Karet: Bu sürecin içinde hem şirkette hem de biraz önce konuştuğumuz o dönemde oğlumuz var. Kimya mühendisliği okuyor. Şimdi küçük kızımızdan da bahsedelim. Olaylara bir de evet orası var. Çünkü işin içinde o var. Hatta tüm röportajlarımda, yaptığımız bütün reklam çalışmalarında hamilelik süreci denk geldi. Karnımda olduğu günden beri hem seyahat ediyor hem fuarda hem reklam çalışmalarında oluyor. 15 günlükken fabrikaya başladık, normalleşme süreci kadar yakınımızdayız. O da bizim şansımız, çünkü eziyetli bir çocuk değil, tam tersi bize çok güzel uyum sağlıyor.
Kadın İstihdamı ve Gençlere Tavsiyeler
Bi Demli Çay: Tesisinizi anlatırken, lider olmak yolunda ilerlerken, en başta söylediğiniz bir cümleyle birleştirmek istiyorum; kadın çalışan ağırlıkta mı? Yüzde 90 demiştiniz sanırım. Bunda bir politikanız mı var, yoksa doğal mı gelişti?
Gökçe Karet: Üretimimizde yüzde 90 kadın çalışanımız var. Burada cinsiyetçi bir yaklaşım sergilemiş gibi olmak istemem ama kadınların iş hayatında olmasını çok fazla destekliyoruz. Bu konuda Mehmet Bey de çok destekliyor. Bizim işimiz hem konfeksiyon hem ayakkabı baktığınız zaman ama geldiğimiz yüzyılda zaten erkek ve kadınlar arasında bir sektör farkı yok, artık karma şekilde herkes her sektörde çalışabiliyor. Bu anlamda biz de kadınları daha fazla destekliyoruz, her alanda olmasıyla ilgili. Konfeksiyon ağırlıklı kısmımız tabii ki kadın çalışanımız şu anda var ama biz diyoruz ki sadece konfeksiyonda kalmayın, taban kısmında da çalışın, montaj kısmında da çalışın, laminasyon, kesim; aklımıza kendi sektörümüzde hangi alan geliyorsa çalışmaları konusunda teşvikte bulunuyoruz.
Bi Demli Çay: Bu konuda sizi tebrik ederim öncelikle desteklerinizden dolayı. Çünkü kadınların bu sektörde, genel olarak tüm sektörlerde, üretimin her safhasında artık olması gerekiyor.
Gökçe Karet: Evet, Avrupa'ya gittiğimizde veya Çin'e baktığımızda üretimin her yerinde kadınlar var; yapabiliyorlar, sadece kendilerine güvenmeleri lazım. Biz de programımızda geçen sezonumuzda çok sıkıntı yaşadık mesela kadın girişimcilerin dengeyi sağlamak açısından ama yapamadık. Bir kadın girişimcimiz, bir kişi kız kardeşlerden katıldılar sağ olsunlar. Bu sene onu yakalamaya çalışıyoruz. Bunun da sebebi şu: o kadar iyi, işini iyi yapan kadınlar var ki Denizli'de. Siz de bugün burada bu işin sembolüsünüz aslında, onları daha çok konu alıp, konuk alıp, hayat hikayelerini anlattırıp teşvik etmek istiyoruz. Çünkü toplumda kadının rolleri çok fazla. En küçük yapı taşımız ailede de kadın. Biz tüm yeni nesil kadın çalışanlarımıza şunu söylüyoruz: kendimizi yetiştirelim. Çünkü yetişme ve eğitim ailede başlıyor, ondan sonra topluma yansıyor ve toplumla beraber gelişebiliyor. Çalışanlarımız sadece mesai saatleri içinde değil, kişisel gelişimlerini de çok fazla destekliyoruz ve değiştirmeye çalışıyoruz. Bunu alışkanlık haline getirebilir, içlerinden bir kişiyi değiştirebilirsek ne mutlu bize.
Bi Demli Çay: Peki Chirpy markasını gelecekte nerede görüyorsunuz, mutlaka bir hayal ve hedef vardır?
Gökçe Karet: Ben kısaca söyleyeyim, üretim ve diğer kısmını Mehmet Bey cevaplasın. Benim tasarım kısmında terlikten sonra bu işi sneaker, spor ayakkabı grubuna taşımak var. Şu anki makine yatırımlarımız da biraz ayakkabı yönüne doğru kayboluyoruz. Şu an hayallerimin arasında spor ayakkabı üretimi var. Eğer işi evrimleştirebilirsem üretim parkuru anlamında yapmak istediğim kısım bu. Chirpy logosuna değil tabii, orada kendi markamız ya da belki dünya markaları olabilir ama kesinlikle spor ayakkabı üretmek.
Mehmet Karet: Normal şartlarda ürettiğimiz ev içine yönelik terlikler galiba, doğru mu? Evet, evet. 2024'te dışarısı için de terlik üretmeye başlayacağız, ilk adımımız o olacak. Biz on yıldır ev içi terlik yapıyorduk, sadece kışlık anlamında. Ev içinin sadece kışlığını yapıyorduk. Terlik inanılmaz çeşitliliği bol olan bir sektör. 2024'te dışarıda giyilen yazlık bir ürün grubumuz oluşmaya başlayacak. Markayı ileride nerede görüyoruz hayalimizde? Geçen bir haber okuyorum, çok da hoşuma gitmişti: "Bir BIST'in değeri Türk bayrağının değerinden daha fazla." Hatta paylaşmıştım sosyal medyada, inanılmaz hoşuma gitti. Terlik ne kadar büyüyebilir örneği, evet büyüyebilirmiş. Daha fazla bir değeri var ama amacımız çalışmak, markayı büyütmek, doğru hamleler yapmak, doğru ürünler üretmek, evet, doğru hammaddeleri kullanmak, kimsenin kullanmadığını çözebilmek, bunu kendi bilgi birikimimizle, Ar-Ge'mizle bu maddeyi daha iyi noktaya getirmek, insanları bağımlı hale getirmek hedefimiz o. İnsanlar evine aldığı zaman hep devam etsin, terlik ihtiyacı olduğunda hep bizim markamızı alsın. Hedefimiz bu ve uzun süren bir süreç aslında. O noktaya varması bugün hani bütün dünya markalarında gördüğümüzde bugün maalesef biz bir ithal markayı sanki kendi ülkemizde üretiliyormuşcasına kalitesinden dolayı alma ihtiyacı duyuyoruz. İnşallah sizin ürünlerinize de aynı şekilde döneceğiz. Kendi ülkemiz için daha fazla üretime yatırım yapılırsa, tabii ki sadece işverenlerin yatırımı değil, devletin de yatırımları iyi olursa ve bizler eğitimde okullarımızda ne kadar çok eğitimle, üretimle altyapı olarak insanları bilinçlendirebilirsek o kadar fazla güçleneceğiz. Ürettikçe de gelişeceğiz, yani üretmeden büyüme ve gelişme şansımız yok. Üreten toplumun başarısı olma şansı yok. Bence ülke olarak ihtiyacımız olan her şeyi üretmemiz lazım, fazlasını dünyaya satmamız lazım. Başarı için başka ülkelere tabi ki her şeyi üretme şansımız yok ama genel aldığımız ihtiyaçlarımızı üretebilirsek o zaman başarı gelir diye düşünüyorum.
"Eğitim önemli, en önemlisi değil bence. Herkesin bir değeri var, inatçı olmalılar, çok çalışmaları lazım, dürüst olmalılar. İyi insan olduktan sonra bence başarı geliyor. Niyet önemli."
Bi Demli Çay: Vermek istediğiniz tavsiyeler var mıdır gençlere, girişimci olmak isteyenlere veya genel olarak hayat tecrübelerinize binaen?
Gökçe Karet: Ben evlenin derim, akabinde iş hayatına atılın derim. Konfor alanımızı mutlaka terk ederek çok çalışmayı, sabretmeyi, kararlı olmayı, yılmamayı bilerek iyi şeyler yapılabileceğine inanıyorum. Şunu söyleyebilirim: bedel ödemeden, canınız acımadan çok ütopik bir hayal. Hayatı balon tabirinde böyle çok şişkin, hızlı yaşamak değil, biraz kaplumbağa modunda yaşamak daha çok sevdiğimiz şey. Yavaş yavaş, sakin adımlarla, emin adımlarla ve kendi iç egomuzu, kendi dürtülerimizi kontrol ederek daha iyi noktalara gelebileceğimizi düşünüyorum.
Bi Demli Çay: Konfor alanını terk et, en önemli aslında doğru değil mi? Başarıyı getiren aslında o rahatsızlık.
Gökçe Karet: Aynen öyle. Kariyer kadar en önemli şeylerden birisi de kesinlikle partner seçimi. Biz bunun şansını yaşayan bir çiftiz. Kesinlikle birlikte aynı işi yapmamız şart değil ama gerçekten partner seçimi, hayat arkadaşlığı, hayat ortaklığı çok önemli. Bu anlamda önce kendimizi tanımalıyız, sonra da yol arkadaşımızı doğru seçmeliyiz.
Mehmet Karet: Gençlere tavsiyem ne olur? Kendi çocuklarıma ne söyledim, aslında kendi çocuklarıma söylediğimi herkese söyleyeyim. Eğitim önemli, en önemlisi değil bence. Herkesin bir değeri var. İnatçı olmalılar, çok çalışmaları lazım, dürüst olmalılar. İyi insan olduktan sonra bence başarı gelir. Niyet önemli.
Gökçe Karet: Konfor alanını terk etmiş iyi insanlar hayatta daha çok başarılı olacağına inanıyorum gibi bir kapanış olabilir.
Mehmet Karet: Cenabı Allah ırk ayırt etmeden çalışan herkese verir aynen öyle. Çalıştıktan sonra kazanç elde etmek, bu bir kazanım elde etmek. Ondan sonra her şey olur diye düşünüyorum. Gençler de başarılı olurlar diye düşünüyorum.
Gökçe ve Mehmet Karet çiftine, Chirpy markasının ilham veren hikayesini bizlerle paylaştıkları için teşekkür ederiz. Onların hem iş hem de özel hayatlarındaki uyumu, kararlılıkları ve yenilikçi yaklaşımları, tüm girişimcilere ve iş hayatına atılmak isteyen gençlere örnek teşkil ediyor. "Bi Demli Çay"ın bir sonraki bölümünde yeni hikayelerle buluşmak üzere!
Bölümü izlemek için
İlgili yazılar

Hüseyin Memişoğlu ile Girişimcilikten Sürdürülebilirliğe
Bi Demli Çay'ın yeni sezonunun ilk bölümünde DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu'nu ağırladık.…

Murat Taşdelen: Zeytaş ile Girişimcilik ve Sektördeki Yenil…
Bi Demli Çay'ın sezon finali konuğu Murat Taşdelen, Zeytaş Çelik Makina'nın kuruluş hikayesini, çocukluktan bugüne uzanan girişimcilik serüvenini ve zorlu sektördeki yenilikçi yaklaşımlarını anlatıyo…

Ramazan Sakallı: Sağlıkçıdan Emlak Gurusuna Uzanan İlham Ve…
Denizli gayrimenkul sektörünün liderlerinden Ramazan Sakallı, Bi Demli Çay'a konuk oldu.…
