Kemal Sözkesen: Funika'dan 2008 Krizine, Aile Şirketi ve Mi…
Funika Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kemal Sözkesen, "Bi Demli Çay"da çocukluğundan 2008 krizine uzanan hikayesini, aile şirketinin kuruluşunu ve iş dünyasındaki mücadelesini anlatıyor.

"Bi Demli Çay" podcast serimizin ikinci sezonunun bu ilk bölümünde, Denizli iş dünyasının önde gelen isimlerinden, Funika Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sayın Kemal Sözkesen'i ağırladık. Kendisiyle çocukluğundan başlayarak, aile şirketleri Funika Holding'in kuruluş hikayesini, zorlu 2008 krizi döneminde karşılaştıkları meydan okumaları ve bu süreçten nasıl güçlenerek çıktıklarını konuştuk. İş hayatındaki başarılarının yanı sıra, Denizli ekonomisine ve girişimcilik ekosistemine katkılarını da dinlediğimiz keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Bir Hikaye: Sözkesen Ailesinin Kökenleri ve Funika’nın Doğuşu
Bi Demli Çay: Kemal hoş geldin. Öncelikle programımıza katılıp bize değer kattığın için teşekkür etmek istiyoruz. Funika Holding köklü bir aile şirketi. Rahmetli babandan bir eser biliyoruz. Biraz bize çocukluğundan ve bu köklü geçmişten bahseder misin?
Kemal Sözkesen: Hoş bulduk, merhaba. Ben teşekkür ederim. Rahmetli babamdan bahsedince biraz da rahmetli dedemizi de analım. Dedem, babamın babası, Denizli Kale doğumlu ve orada demir çelik sektörüyle ilgili işler yapıyor. Sonrasında Denizli'ye taşınıyor ve küçük bir atölyeden büyük bir haddehaneye kadar işi getiriyor. O günün şartlarında Denizli'nin, hatta Türkiye'nin en büyük demir çelik fabrikalarından birinin sahibi oluyor. 70'li yıllarda Denizli'nin ilk özel uçağını alıyorlar, hatta o sırada Havaalanı bile yok Denizli'de, buradaki tugaya inip kalkıyor uçak. Öyle hikayeleri var yani.
Babam, Denizli Lisesi'ni bitirdikten sonra ODTÜ'yü kazanıyor ve orada annemle tanışıyor. Babam ODTÜ İnşaat Mühendisliği, annem ODTÜ Kimya mezunu. 1979'da mezun olup evleniyorlar ve birlikte İsviçre'ye, Zürih Yüksek Teknik Üniversitesi'ne yüksek lisans yapmaya gidiyorlar. 3 sene Zürih'te yaşıyorlar. Sonrasında babam bir gün anneme "eşyalarını hazırla, Hawaii'ye gidiyoruz" diyor. Annem şaşırıyor. Babam diyor ki, "orada dünyadaki tek Japon Amerikan İşletme Sistemleri okulunu kazandım, kabul edildim ve burslu olarak oraya gitmek istiyorum." Annem de tabii ki yanında. Babam bir sene boyunca orada okuyor, Japonca öğreniyor ve Japon Amerikan işletme sistemleriyle alakalı yüksek lisans yapıyor. Okul birincisi oluyor. Bunun üzerine okul babama "biz seni Japonya'ya göndermek istiyoruz, stajlarını karşılamak istiyoruz" diyor. Babam annemle Japonya'ya gidiyor ve bir sene de orada üç farklı firmada çalışıyor: Fujitsu, Nippon Kokan ve Kanematsu.
Sonra annem bana hamile kalıyor, 1984 yılında. Japonya'da nasıl doğum yapsınlar, tanıdıkları yok. Dönme kararı alıyorlar. Oradaki Japon ev sahipleri onlara "evin anahtarını geri verin demeyeceğim, sizde kalsın. Ne zaman başınız sıkışırsa, Japonya'ya gelirsiniz, benim kapım size her zaman açık" diyorlar. Denizli'ye geliyorlar, ben 1985 Şubat ayında doğuyorum. Babam da "ben burada kendi firmamı kurayım" diyor ve kendi ailesi şirketinden ayrılarak farklı bir alanda Funika'yı kuruyor. Funika, o üç Japon şirketinin ilk iki harflerinin birleşmesinden geliyor. Benim doğum tarihimle aynı, 1985'te kuruluyor.
Başlangıçta Denizli'de babasının demir çelik işlerinin yurt dışı pazarlamasını yapmayı düşünüyor çünkü birçok dil biliyor. Ancak o sırada Denizli'de tekstilin yükselişini görüyor. Havlu, bornoz ihracatı başlamış durumda. "Ben tekstil alanına da girebilirim" diyor ve tekstille ilgilenmeye başlıyor. Önce bir konfeksiyon atölyesiyle başlıyor, sonra dokuma tezgahları, örme, boyahane kuruyor, ihracat departmanı, yurt içi mağazalarla anlaşmalar derken tam entegre bir üretimle Denizli'de 1500 kişinin çalıştığı bir fabrika haline getiriyor şirketi. Sonrasında otomotiv sektörüne, medya sektörüne yatırım yapıyor. Televizyon, radyo, gazete, ajans sahibi oluyor. Farklı sektörlerde, birçok insanın çalıştığı 13 şirketi olan bir holding kuruyor. Denizli'nin ilk holdinglerinden biri, 1996 yılında kuruyor holdingi.
"Babam, Japonya'dan edindiği Japon işletmeciliği ve felsefesini, grup çalışmasının, takım çalışmasının önemini benimsemişti. Şirkete girenlere inanılmaz eğitimler verir, çok değer verirdi. Çalışanın emekli olana kadar tamamen yanında olurdu."
Çok farklı bir kültür ve okul oluşturuyor aslında Denizli için. Bugünkü birçok şirkette bile olmayan veya yeni yeni uygulanan şeyleri o zamanlar yapıyordu. Amerika'da, İsviçre'de ve Japonya'da gördüklerini burada uyguluyor ve çok başarılı oluyor.
2008 Krizi ve Bir Dönüm Noktası
Bi Demli Çay: Peki, hayatının dönüm noktası ne zaman oldu, babandan bayrağı devralma süreci nasıl yaşandı?
Kemal Sözkesen: 2008 yılında Amerika'da çok büyük bir mortgage kaynaklı finansal kriz yaşandı. O dönemde şirketimiz, Amerika'ya ihracat yaptığımız için zor durumda kaldı ve iflas erteleme almak durumunda kaldı. İşte benim hayatım o noktada değişiyor. Tamamıyla bir dönüm noktasıydı. Babamı kaybettiğimiz 2009 yılı oldu benim için.
1985'te Japonya'dan geldiklerinde Şubat ayında doğmuşum. İlkokul sonuna kadar Denizli'deydim, Gazi İlkokulu'nda. Sonrasında İzmir Amerikan Lisesi'ni kazandım ve ortaokul, liseyi İzmir Amerikan'da okudum yedi yıl boyunca. Orada çok güzel dostluklarım, çevrem ve network'üm oldu. İzmir Amerikan Koleji'nin bana kattığı en büyük değerlerden biri İngilizcem ve bununla beraber sunum yapma, proje sunma, proje yapma, kompozisyon yazma becerisi gibi konularda çok destek oldu. İlkokul öğretmenim de çok iyiydi, bizi derste dersi dinlemeye alıştırdı. O sayede mesela Anadolu Lisesi sınavında Denizli'nin ilk onunun altısı bizim sınıftan çıktı.
İzmir Amerikan'ı bitirdikten sonra Boğaziçi Ekonomi'ye girdim ve dört yıl İstanbul'daydım. Boğaziçi'ni bitirdikten sonra da Londra'ya yüksek lisans yapmaya gittim, finans üzerine MBA yaptım. Onu tamamladıktan sonra da Londra'da bir bankada yatırım bankacılığında çalışmaya başladım. Yurt dışında parası olan kişilerin paralarını yönetmekle sorumluyum. Hem Türkiye, hem Avrupa, hem Amerika, hem Japonya; dünya borsalarında işlemler yapıyordum. Hisse senedi, future, eurobond gibi farklı piyasalarda farklı işlemler yaparak maksimum getiri sağlamayı hedefliyordum ve bu çok keyif alıyordum.
Normalde rahmetli babamla olan planımız, benim minimum beş sene Londra'da çalışmam yönündeydi. O tecrübeyi ve deneyimi aldıktan sonra Türkiye'ye gelip kendi aile şirketimiz için neler yapabileceğimizi masaya yatıracaktık. Fakat 2009 yılında şirketimiz finansal krize girdikten sonra rahmetli babamı kaybettik, 2009 Ekim ayında. Genel müdürüm beni odasına çağırdı ve babamı kaybettiğimizi söyledi. İnanamadım, şoka girdim. Telefonla teyit ettikten sonra hemen uçak biletimi aldım, bir günde evi kapattım, iş yerinden ayrıldım ve diğer gün Denizli'ye geldim.
"Aynı gün hem cenazeyi yaptık hem şirketin başına geçtim ve 'elimizde olan tüm parayla piyasa ödemelerini yapıyoruz' dedim. Çünkü bir güven vermemiz gerekiyordu. Gerçekten itibar ve güven bir şirketin en önemli şeyi. Rahmetli babam da, dedem de bize bunu öğretmişti."
Kimse bizim ne yapacağımızı bilmiyordu. Niyetimiz kötü olsaydı çok farklı şeyler yapabilirdik, reddi miras yapıp bütün borçlardan kaçabilirdik veya şirketin ismini değiştirebilirdik. Ama bunların hiçbirini yapmadık. Bütün borçların altına imzamızı attık ve "Biz borcumuzun arkasındayız, ama belli bir taksitle ödememiz gerekiyor" dedik. Özellikle bankaları ikna etmek çok zor oldu çünkü ellerinde ipotekler, imzalar, rehinler vardı ve size güvenmiyorlardı. Henüz 24 yaşındaydım, hiçbir iş tecrübem yoktu, tekstilin T'sini bilmiyordum, Denizli'yi bilmiyordum, çalışanları bilmiyordum. Çok genç yaşta çok büyük bir sorumluluktu.
O dönemde hem aile olarak birbirimize kenetlendik, hem piyasaya düzgün bir şekilde güven verdik hem de çalışanlarımız, takım arkadaşlarımız gerçekten Funika'yı kendi şirketleri gibi sahiplendiler. Çok hızlı bir analiz aşamasına girdim. Şirkette hangi bölümler kâr ediyor, hangi bölümler zarar ediyor hızlıca inceledikten sonra zarar eden yerleri tamamen kapattık ve kâr eden noktaya odaklandık. Kâr eden noktayı giderek yatırımlarla büyüterek kârlılığı arttırdık. Genel giderler aynı kaldığı için bu sayede tesisimiz şu anda Türkiye'nin en büyük boyahane, boya terbiye tesisi haline gelmiş durumda. Günlük 60 ton boyama kapasitesi var. Avrupa, Ortadoğu bölgesindeki en büyük kapasite. Daha büyük sadece Çin ve Hindistan bölgesinde var.
Bu başarıyı yakalarken takım çalışması bizim için çok önemliydi, o Japon kültüründen gelen. Danışmanlarımız, hem hukuksal anlamda hem finansal anlamda çok önemliydi. Doğru kişilerle hareket etmek, bir şirketi kurtarırken ve kâr eden noktaya odaklanmak, zarar eden ve yük olan bölümlerden kurtulup tek bir yere odaklanmak çok önemli. Bu sayede biz beş yıl içerisinde o iflas erteleme sürecini bitirip başarıyla bu süreçten çıkan Denizli'deki ilk firma olduk, 2014 yılında.
Yeni Yatırımlar ve Toplumsal Sorumluluk
Bi Demli Çay: Zorlu süreci atlattıktan sonra ne gibi yeniliklere imza attınız?
Kemal Sözkesen: Sonrasında hızlı bir şekilde yeni yatırımlarımıza başladık, özellikle teknoloji alanında. Şirketin kendi altyapısını ve makinelerini yeniledik. Birbiriyle konuşabilen sistemler adapte etmeye çalıştık. Onun dışında farklı alanlarda yatırımlar yaptık. Özellikle mobil oyun, bilgisayar oyunu, kripto para, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, metaverse gibi alanlarda farklı şirketler kurarak yatırımlarımız oldu ve hala devam ediyor.
Melek yatırımcı olarak farklı sektörlerde, maden sektöründe, yeme içme alanında farklı yerlerde ortaklıklarımız devam ediyor. Bunlar dışında yurt içi ve yurt dışında girişim sermayesi fonlarında hissedarız. Amerika'da, Avrupa'da ve Türkiye'deki fonlarda ortaklıklarımız var. Orada girişim sermayelerinden yüksek getiri sistemi var ama belli bir süre beklemeniz lazım.
Onun dışında sivil toplum kuruluşlarında (STK) zaman zaman görev aldım. Son dönemde de bayağı yoğun olarak görev alıyorum. Denizli Sanayi Odası'nda meclis üyesi olarak 2018-2022 yılları arasında görev yaptım. Bu dönem de aday oldum ancak Denizli Genç İş İnsanları Derneği'nde (DEGİAD) yoğun bir mesaim olduğu için Sanayi Odası'nda aktif rol üstlenmedim. DEGİAD'da hem yönetim kurulu üyesi hem de Girişimcilik Komitesi Başkanıyım. Orada da hem üniversiteli gençlerin önünü açmak, hem Denizli'deki teknoloji firmalarının yatırım almasını sağlamak, hem de Denizli'deki iş insanlarının girişimcilik ekosistemine nasıl gireceklerini öğretmek adına birçok aktivite yapıyoruz. Türkiye'nin en büyük fonlarını, bu konudaki duayen iş insanlarını Denizli'ye getiriyoruz sık sık. Gen Kampüs'ü Türkiye'de ilk kez Denizli'de açtık, dünyadaki üçüncü merkez. Ali Sabancı, Nevzat Aydın gibi Türkiye'nin en büyük isimlerini Denizli'ye getirerek açılışını gerçekleştirdik geçtiğimiz sene. İki hafta önce de Leodikeia Adventure Days ismini verdiğimiz çok büyük bir etkinliğe ev sahipliği yaptık ve Türkiye'nin en büyük yatırım fonlarını Denizli'ye getirdik ve yatırım yapmalarını sağladık. Artık misyonumuz biraz kendimizden çıktı, kendimizi geliştirmekle beraber Denizli'yi geliştirmek ve Denizli ekonomisine katkı sağlamak için uğraşıyoruz.
Başarının Anahtarı: Güven ve Nakit Akışı
Bi Demli Çay: Eklemek istediğin son bir şeyler var mı?
Kemal Sözkesen: İş dünyasında gerçekten güven ve itibar her şeyden önemli ve bununla beraber nakit akışı her şeyden önemli. Çünkü şirketler bazı dönemlerde kâr eder, bazı dönemlerde zarar eder. Bazen çok iyi gayrimenkuller alırlar, bazen satarlar ama önemli olan gerçekten nakit akışını düzgün bir şekilde ayarlamak. Çok büyük mal varlığına sahip olan şirketler maalesef doğru zamanda ellerinde nakit olmadığı için çeklerini ödeyemiyor, senetlerini ödeyemiyor. O elinizde olan arsalar ve gayrimenkuller değeri on lirayken bir liraya satılmıyor maalesef. Biz bunu acı bir şekilde 2009 yılında yaşadık. Ama o dönemde işte rahmetli babam hem kendisi çok mütevazı olduğu için hem de bizi çocukluktan öyle yetiştirdiği için her şeyin değerini çok iyi bilerek ve çok güzel bir şekilde tasarruf ederek ve elimizdekilerin kıymetini bilerek adım adım ilerledik. Moralimizi hiç bozmadık ve depresyona girmedik. Ondan dolayı naçizane benim söyleyeceğim en önemli şey gerçekten şirketlerin nakit akışı çok çok önemli. Nakit akışlarını çok iyi bir şekilde analiz etsinler ve planlı itibar yönetimlerini ve piyasadaki güven seviyelerini hep yukarıda tutmaya çalışsınlar. Çok teşekkür ederim, zaman ayırdığınız ve beni davet ettiğiniz için.
Bi Demli Çay: Biz de teşekkür ederiz bu güzel sohbet için.
Bu keyifli bölümümüzde Kemal Sözkesen ile iş hayatından sorumluluklarına, aile mirasından geleceğe dair vizyonuna kadar birçok konuya değindik. Bir sonraki bölümde yeni kişiler ve yeni hayat hikayeleriyle karşınızda olmak dileğiyle, kendinize iyi bakın.
Bölümü izlemek için
İlgili yazılar

Gül Şahin ile Okul Öncesi Eğitimin Temelleri ve Kariyer Yol…
Gül Anaokulu kurucusu Gül Şahin ile okul öncesi eğitimin önemi, kariyer hayatı, sosyal sorumluluk projeleri ve aile kavramı üzerine ilham veren bir sohbet.

Hamit Aydın: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Sponsorluk Yol…
Deneyim Fabrikası kurucusu Hamit Aydın, Bi Demli Çay'ın değer yaratma serüvenini, sponsorluk süreçlerini ve ekiple kurulan güçlü bağları Esat'a anlattı.

Esat Nazlıer: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Yolculuğu
Bi Demli Çay'ın kurucusu Esat Nazlıer, projenin başlangıç hikayesini, moderatörlük deneyimlerini ve gelecekteki formatlarını anlatıyor.…
