Tüm yazılar
7 dk okuma

Esat Nazlıer: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Yolculuğu

Bi Demli Çay'ın kurucusu Esat Nazlıer, projenin başlangıç hikayesini, moderatörlük deneyimlerini ve gelecekteki formatlarını anlatıyor.…

Esat Nazlıer: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Yolculuğu

"Bi Demli Çay"ın Perde Arkası: Esat Nazlıer ile Samimi Bir Sohbet

"Bi Demli Çay"ın üçüncü sezon finalinde, moderatör koltuğuna bu kez Esat Nazlıer konuk olarak oturdu. Kanguroo Creative'in kurucusu Ömürcan Işık'ın sorularıyla, projenin en başından bugüne uzanan keyifli yolculuğunu ve Nazlıer'in kişisel deneyimlerini konuştuğumuz bu iki bölümlük özel serinin ilk kısmına hoş geldiniz!

Bir Fikir Nasıl Büyür: "Bi Demli Çay"ın Başlangıç Hikayesi

Bi Demli Çay: Esat Abi, "Bi Demli Çay"ın hikayesi nasıl başladı?

Esat Nazlıer: "Bi Demli Çay"ın hikayesi çok güzel başladı. Bir gün iş yerindeyken bir arkadaşım geldi ve bana bir fikir satacağını söyledi. Bu arkadaş daha önce Turan Mobilya'nın genel müdürüyken sosyal medya ve reklam işlerine meraklı olduğumu bildiği için bana pazarlamacı Erdi ile tanışmamı sağladı. Erdi başlarda bahçeye koltuk koymaktan, konseptler geliştirmekten bahsetti. Üçüncü görüşmemizden sonra düşündüm ve bu işi kendi başımıza beceremeyeceğimizi anladım. O dönemde sizinle (Kanguroo Creative) zaten üç dört yıldır çalışıyorduk ve firmanızın sosyal medya yönetiminde çok başarılıydınız. Böylece Erdi'yi sizinle tanıştırdım ve ortak bir proje geliştirmeye karar verdik.

Aslında şu an ortaklaşa bir işin ne kadar keyifli ve eğlenceli olabileceğini gösteriyoruz. Kanguroo ile çalışmanın bana hissettirdiği avantaj, başında sizin gibi profesyonellerin olmasıydı. Sizden "Bi Demli Çay" ismi ve konsepti çıktı. Hepimizin içine sindi. Biz Denizlili olduğumuz için "bir demlik çay" değil, "Bi Demli Çay" dedik. Yani çay içerken muhabbet edelim, iş insanlarını konuk alalım, hayat hikayelerini konuklara anlattıralım istedik. Bizden deneyimli, tecrübeli insanların hayat hikayelerini dinleyerek feyz almak istiyordum. Ben kişisel olarak da bunu çok severim; bir araya geldiğimde merak ederim, bu insan bu işi nasıl kurdu, hangi zorluklardan geçti diye. İşte "Bi Demli Çay"ın birinci sezonuna Deha TV, Kanguroo ve Esat olarak böyle başladık.

Bi Demli Çay: Evet, bugün YouTube'da yayınlanan dijital bir içerik haline geldi. Biz ilk içeriği oluştururken temelde hep şunu düşündük: Denizli'de herkes birbirini hemen hemen tanıyor. İlk işi kurduğumuzda görüştüğümüz bir firma sahibi "Denizli tanış şehridir, ilk önce kimi tanıdığını sorarlar sonra yaptığın işi sorarlar" demişti. Bu "tanış şehri" üzerinden bir metafor kurduk ve sloganını da "bilinen insanların bilinmeyen hikayeleri" koyduk. Çünkü iş dünyasında herkes iş konuşuyor ama kendini pek konuşmuyor. Bunu nasıl yapabiliriz diye düşündük ve böyle bir hikaye ortaya çıkardık. Bence zamanla gelişen, büyüyen güzel bir içerik haline geldi. Üçüncü sezonda da keyifli ilerliyor.

"Denizli tanış şehridir, ilk önce kimi tanıdığını sorarlar sonra yaptığın işi sorarlar."

Moderatör Koltuğundan Konuk Koltuğuna: Esat Nazlıer'in Dönüşümü

Bi Demli Çay: Bu moderatörlük süreci senin için nasıl geçti? İlk başlarda bu konuda bir deneyimin yoktu, senin için de ilk kez başlayan bir süreç oldu ve zamanla gelişti.

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Esat Nazlıer: İlk günkü moderatörlüğüm ile bugünkü halimi kıyasladığımda sanırım otuzun üstünde çekim yaptık. İlk çektiğimde çok acemiydim. Bu işin eğitimini almadım. Benim işim bu değil. Mali müşavirlik mesleğim var ama toplum önünde çok fazla konuşmuşluğum ya da bu tarz işleri sadece sizinle yaptığımız çekimlerde reklam yüzü gibi kullanıldığım kadar tecrübem var. Yani profesyonel değilim. Sadece tecrübe kazanarak ilerliyorum ve bu işin doğal olmasına önem veriyoruz.

İlk sezon tamamen öğrenme sezonuydu. İlk sezonu izleyenler bilirler, konuklarımın çoğu benim iş çevremden, projeye kişisel olarak katılım sağlayan ve maddi olarak bizi destekleyen kişilerdi. Hepsini zaten tanıyordum, bu da bir rahatlık sağlamıştı. Çok zor değildi ama çok da kolay değildi. Hepsiyle zaten oturup muhabbet ediyordum, çay içerken konuştuğumuz konular zaten merak ettiğim şeylerdi. Ancak Deha TV gibi yerel bir kanalda çekim yapmak, acemi bir insanı daha da acemi hale getiriyordu. Onun heyecanı vardı. Ama sonra ikinci sezonla birlikte, özellikle üçüncü sezonda kendimi daha rahat hissediyorum. Daha iyi ifade edebildiğimi, soru sorabildiğimi veya bu işi idare edebildiğimi düşünüyorum.

"İlk sezon tamamen öğrenme sezonuydu. İlk sezonu izleyenler bilirler, konuklarımın çoğu benim iş çevremden, projeye kişisel olarak katılım sağlayan ve maddi olarak bizi destekleyen kişilerdi."

"Bi Demli Çay"ın Esat Nazlıer'in Hayatına Kattıkları

Bi Demli Çay: Üç sezona dönüp baktığında, sunuculuk yapmanın en keyifli yanları ne sence? Profesyonel hayatının dışında hobiye dönüşen ve sosyal hayatında da büyük bir alan kaplayan bu proje sana ne gibi değerler kattı?

Esat Nazlıer: Çok faydası var. Örneğin, seninle konuşurken aslında farklı bir iletişime giriyoruz. "Bi Demli Çay" ile biz kendimizi tanıyorsak daha iyi tanır hale geliyoruz ve bunun hazzı devam ediyor. Ya da hiç tanımadığımız insanlarla tanışıyoruz. Bazı konuklarımızla program vesilesiyle tanıştık ve ciddi bir tanışıklık sağladık. Bunların arkasından iyi dostluklar oluştu. En çok zevk aldığım tarafı, devamlı yeni birileriyle tanışma ihtimali, onlarla tanışıp onların hayatlarından bir şeyler öğrenme hazzı bende bu projeye daha çok bağlanmama neden oluyor, hoşuma gidiyor. Seviyorum artık fazlasıyla.

Bi Demli Çay: Bence bu süreç hepimiz için öğretici ve keyifli oldu. İlk başlarken senin şirketlerin ve işbirliği yaptığın şirketlerle ilişkilerini daha iyi hale getirmek, ortak bir değer yaratmak üzerine başlayan bir serüvendi. Ama bugün "Bi Demli Çay" benim bakış açımla, Denizli'deki iş insanlarının dijital miraslarını bıraktığı bir alana dönüştü. Biz bugünü değil, yaşamları boyunca ne yaptıklarını anlattıkları, zamansız bir içerik olmasını sağlamaya çalışıyoruz. 10 yıl sonra da güncelliğini koruyabilecek bir program. Sadece görsel olarak bir şeyler değişebilir ama yaşam anlamında çok iyi bir miras bırakılıyor. Denizli açısından çok büyük bir faydası ve değeri var diye düşünüyorum.

Esat Nazlıer: Aynen öyle. Bizim kendi içimizden, eşimizden dostumuzdan konuk alarak çıktığı için Denizli temelinde başladık. İnşallah hedeflerimiz doğrultusunda Denizli dışına çıkarmak var bunu. Ama lansmanda da hep söylediğimiz konu şu: Konuklarımız bunu duysun, o an ilk ağızdan öğrensin diye biz Denizli'ye dijital arşiv bırakıyoruz. Çünkü herkes o kadar farklı zorluklardan geçiyor ki. Çoğu ailesinin sıkıntısıyla iş kurmak zorunda kalıyor, çoğu diğer sorunlardan dolayı iş kurmak zorunda kalıyor ama hepsi de farklı sorunlar yaşıyor. Finansal sorunlar, kişisel sorunlar, köy hayatının sorunları gibi çok güzel hikayeler var. Dinlemek keyifli. O konuda haklısın.

"Bi Demli Çay"ın Geleceği: Risk, Şat ve Ekosistem

Bi Demli Çay: Gelelim "Bi Demli Çay"ın yeni formatlarına. Yeni içeriklerimiz var, bunlardan biraz bahseder misin?

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Esat Nazlıer: Yabancı dizilerde karakterlerin spin-off'ları yapılıyor ya, "Bi Demli Çay" da biraz spin-off gibi oldu. Bunu daha eğlenceli hale nasıl getirebiliriz dedik ve "Bi Demli Çay Risk" çıktı. Riskin gelişimi daha farklı olabilir, riskli soruları dozajını arttırarak konukları terletecek ama içtenlikle verdikleri cevaplarla samimi bir ortam yaratabilecek eğlenceli bir format haline gelebilir. Bir de "Şat" isminde bir programa daha başlıyoruz yakında. Orada da daha kısa, 7-10 dakikalık sürelerde, konukların benim dış sesimle sorduğun sorularla monolog bir şekilde sohbet ettiği ama bir yandan da seyirciye hitap ettiği ve hikayesini anlattığı bir program haline gelecek.

Bunları çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Hem insanlar izlerken keyif alsınlar hem de bence hayattaki en önemli şeylerden biri insanın iletişimi ve network'ü. Onu geliştirebilecek ortamlar, ekosistemler geliştirmek istiyoruz. "Bi Demli Çay" da bence böyle bir hale geldi. Çünkü yaptığımız lansmanlar, program konuklarıyla sponsorlarla aslında bir ekosistem yaratıyor. Herkes birbirini tanımaya, tanıyorsa da ilişkilerini daha sıcak ve geliştirebilir hale getiriyor. Bu da bence Denizli'deki girişimcilik ve iş dünyasındaki ekosistemi daha iyi hale getiriyor. Konuşulacak ciddi konuların dışında herkes kendinden bir şey anlatıyor ve bence aradaki o iyi ilişkileri kurmanın en önemli detayı, insanların savunmasız bir şekilde, içinden geldiği gibi, evdeki rahatlığı gibi sohbet edebileceği bir ortam sağlanması. Bence bu da onu sağlıyor. Umarım öyle de iyi hale gelmeye devam edecek.

"Bence bu hayattaki en önemli şeylerden biri insanın iletişimi ve network'ü ve onu geliştirebilecek ortamlar ekosistemler geliştirmek istiyoruz biz bir Demirçay da Bence öyle bir hale geldi."

Esat Nazlıer: Burada oluşturduğumuz bir değer var ve bu değerin bir parçası olmak onların elinde ve olabilirler. Çünkü herkese açtığımız, herkesin içine dahil olabileceği ve organik büyüyen bir ortam. İş sadece destek değil, "Ben de bu ekosistemin bir parçası nasıl olurum?" diyebilirler. Gerek sponsorluk, gerek konuşmacılık, gerek arka plandaki süreçlerdeki ihtiyaçlar veya işin gelişimi... Bence hem markaların marka değerini geliştirmek anlamında çok önemli bir yer. Çünkü belki aylarca iletişim kurmak ve tanışmak istediğiniz kişilerle burada bir hafta içerisinde iletişim kurabileceğiniz bir ortam oluyor. Ve bence o büyük, kasvetli masaların, büyük koltukların etrafında görüşülen sohbetlerin dışında herkesin birlikte bir demli çay içtiği ve sohbet ettiği bir süreç. O yönden bence keyifli. Çoğu kişi beni "bir Esat" olarak kaydetmeye başladı.

Bi Demli Çay: Abi, bence "Bi Demli Çay"da Esat gayet iyi. Bu keyifli sohbet için teşekkürler. "Bi Demli Çay"ın hikayesini senin ağzından dinlemek keyifliydi.

Esat Nazlıer: Evet, çok merak edip soran oluyor. Şimdi part 2'ye geçelim, gizemli taraflarına.


Bölümü izlemek için

#Esat Nazlıer#Bi Demli Çay#podcast#Kanguroo Creative#Denizli

İlgili yazılar