Tüm yazılar
8 dk okuma

Murat Taşdelen: Zeytaş ile Girişimcilik ve Sektördeki Yenil…

Bi Demli Çay'ın sezon finali konuğu Murat Taşdelen, Zeytaş Çelik Makina'nın kuruluş hikayesini, çocukluktan bugüne uzanan girişimcilik serüvenini ve zorlu sektördeki yenilikçi yaklaşımlarını anlatıyo…

Murat Taşdelen: Zeytaş ile Girişimcilik ve Sektördeki Yenil…

Bi Demli Çay'ın bu sezon finali bölümünde, yapı ve makine çeliği sektörünün önde gelen isimlerinden Zeytaş Çelik Makina'nın kurucusu ve yöneticisi Murat Taşdelen'i ağırladık. 2015 yılından bu yana fabrika binalarından enerji santrallerine kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Zeytaş Çelik Makina'nın arkasındaki vizyoner lider Murat Taşdelen ile hem kariyer yolculuğunu hem de sektördeki yenilikçi yaklaşımlarını konuştuk.


Çocukluktan Girişimciliğe: Bir Yolculuk Hikayesi

Bi Demli Çay: Murat Bey, hoş geldiniz. Sizi tanımak isteriz, Zeytaş Çelik Makina'yı kurmadan önceki yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?

Murat Taşdelen: Hoş buldum Esat. Ben 1984 Denizli doğumluyum. İlkokulu babamın işlerinden dolayı Uşak'ta okuduk. Babam bir baskı boya fabrikasında ustabaşıydı. Ortaokul, lise ve üniversiteyi Denizli'de tamamladım. Bu yıllar içinde hem babamın işleri hem de kendi işlerimle çok fazla uğraştım. 7 yaşımdan beri çalışıyorum diyebilirim. Askerliğimi yaptıktan sonra Denizli'ye dönüp Mercan Kimya'da iş hayatıma başladım. Bu, hayatımda bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Orada yaklaşık 6 yıl kadar çalıştım. Gültekin Bey ve Yaşar Bey bana çok hocalık ettiler, çok şey öğrettiler. Sonrasında ise Zeytaş'ı kurduk.

Bi Demli Çay: Mercan Kimya'dan sonra gelen Zeytaş serüvenine geçmeden önce, o ilk yıllardan, çocukluğunuzdan aklınızda kalan, sizi şekillendiren bir anı veya zorluk var mıydı?

Murat Taşdelen: Elbette var. Hayatta yaşadığın her şeyin sonuçlarını bir şekilde görüyorsun. Olumlu veya olumsuz. 7 yaşında annemin kuaföründe çalışarak başladım. Orada bir hafta, 10 gün kadar çalıştım, bir şeyler öğrendim. Üçüncü sınıfta öğretmenimin "kantinde simit ve peynir satacak birisi lazım" demesiyle kantini işletmeye başladım. Orada para trafiğini öğrendim. Bir simit yeme hakkım vardı karşılığında. Kız kardeşim aynı okula yazılınca iki simit yemeye başladım, orada paylaşmayı öğrendim. Ortaokul ikinci sınıfta Denizli'ye geldiğimizde derslerim kötüye gidince babam beni marangoza verdi. Orada da hayatı öğrendim. Lisede çalıştım. Basketbol oynarım hala, tek hobim diyebilirim. Basketbol bana takım oyuncusu olmayı, bir işletmede takımın nasıl yönetileceğini, başarının sadece bir kişiye ait olmadığını öğretti.

"7 yaşımdan beri çalışıyorum diyebilirim. Askerliğimi yaptıktan sonra Denizli'ye dönüp Mercan Kimya'da iş hayatıma başladım. Bu, hayatımda bir dönüm noktası oldu diyebilirim."

Mercan Kimya'dan Zeytaş'a: Satın Alma ve Girişimcilik

Bi Demli Çay: Mercan Kimya'da ne kadar çalıştınız ve oradaki deneyimleriniz Zeytaş'ı kurmanızda nasıl rol oynadı?

Murat Taşdelen: Mercan Kimya'da 2009'dan 2015'e kadar çalıştım. 2015'in sonlarına doğru Gültekin Bey'den hata yapma hakkımı kullanmak istediğimi belirttim. Kendisi de izin verdi. Satın alma elemanı olarak girdim ve 6 yıl orada görev yaptım. Girişim hikayem de ilginçtir. Üniversiteden mezun olup askerliğimi tamamladıktan sonra kendi işimi kurma planlarım vardı. Annem sağlık ocağında gazete okurken Mercan Kimya'nın "satın alma elemanı aranıyor" ilanını görüyor. Belirtilen şartlara uyduğumu görünce ilanı yırtıp eve geliyor ve beni arıyor. Benim başta çalışmak istememe rağmen annemin ısrarlarıyla Mercan Kimya'ya gittim ve Gültekin Bey ile Yaşar Bey'in karşısına çıktım.

Bi Demli Çay: O zaman bile kendi işinizi kurma hevesiniz vardı yani?

Murat Taşdelen: Kesinlikle. Babam tekstil işiyle uğraştığı için ben de tekstil iplik ürünleri satmıştım. Ticari bir olumsuzluk yaşadığımda üniversite birinci sınıfta arabam varken, ikinci sınıfta otobüse bile binecek param yoktu. Bu durumlar hem bir korku hem de içimde bir istek yarattı. 6 yıl satın almada çalışırken, Denizli'de veya bu bölgede ne iş yapabileceğimi düşündüm. Satın almacı olduğum için piyasadaki eksikleri görebiliyordum. İşte o noktada demir çelik işiyle ilgilenmeye karar verdim. Mercan Kimya'nın büyümesiyle beraber ben de kendi işimi kurma iznini alarak Zeytaş'ı kurdum. Bu süreç 2016 Şubat ayına denk geldi.

Zeytaş'ın Doğuşu ve Zorlu Yıllar

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Bi Demli Çay: Zeytaş'ın kuruluş hikayesi ve ismi de oldukça manidar galiba. Bize bundan bahseder misiniz?

Murat Taşdelen: Aslında kuruluş tarihi olan 14 Şubat Sevgililer Günü, KOSGEB girişimcilik desteği sürecinin uzamasından dolayı denk geldi. İsmi ise kızım Zeynep'ten geliyor. Eşimle evde "İsmini ne koysak" diye düşünürken, "Zeytaş nasıl olur?" dedi. Kulağa hoş geldiğini düşündük ve kesinlikle olması gerektiğine karar verdik. Zeynep bana çok iyi geldi. Buradan ikinci kızım İpek'e ve eşime, İrem'e de selamlarımı gönderiyorum.

Bi Demli Çay: Eşinizin desteğini almak sizin için ne kadar önemliydi?

Murat Taşdelen: Eşimin desteği olmazsa olmazdı. Benim eşim öğretmen. Normalde birçok eş "Boş ver maaşımız var, ne gerek var böyle şeylere?" derdi belki ama eşim "Murat, yaparsın. Sana inanıyorum, güveniyorum" dedi. Benim için bu çok önemliydi. Onun da desteğini almak çok değerliydi. İşten ayrıldıktan ertesi günü, sabah kendi başıma sahaya çıktım, ne yapmalıyım diye düşünmeye başladım. Eşimin desteği bu süreçte çok önemliydi.

Bi Demli Çay: Peki, Zeytaş'ın ilk adımları nasıl oldu?

Murat Taşdelen: İlk çevrem sayesinde bir iş aldım ve bir ustayla beraber yaptık. Çelikle ilgili aslında çok fazla bilgim yoktu. Harun adında bir ustamız vardı. Onun sayesinde ilk işi yaptık ve para kazandık. "A, bu işten para kazanılıyormuş" dedim. Harun'la hemen ortak olduk. Ben şirketi kurdum, o da ustalık yapacaktı. Ortaklığımız 8 ay sürdü. 8 ayın sonunda ayrılık kararı aldık. O zamana kadar çelik konstrüksiyonla alakalı birçok şey yaşadık; FETÖ dönemi vardı, birçok olay vardı. Ben her seneyi 5 sene gibi yaşadım. Sermaye yoktu. KOSGEB desteğiyle açmıştım. Ülkede sıkıntılar vardı. Ama bunların hepsi beni kemikleştirdi, kaslandırdı. Bazı konularda kafamızın oturmadığı şeyler oldu ve doğru yöneterek ayrıldık. Sonra Zeytaş'a babam, ben ve kuzenimle devam ettik. İnanır mısınız, 2017 yılında hala ofisimiz yoktu. Ancak Mercan Kimya'dan aldığım kurum kültürü, teklif hazırlama becerisi ve müşterilerimin ne istediğini anlama yeteneği sayesinde ayakta kaldık. Orada Gültekin Bey gibi bir isme yaptığım işi beğendirmek zorunda olmak, işin arkasında durmak gibi tecrübelerim çok işime yaradı.

Zorluklar ve Dönüm Noktaları

Bi Demli Çay: Zeytaş'ın bugüne gelene kadar tabii ki iyi günler olduğu gibi kötü zamanlar da olmuştur. Akılda kalan bir anınız var mı?

Murat Taşdelen: Elbette çok fazla var. FETÖ dönemlerinde ticaret çok zordu, tahsilatlar çok zorlaşıyordu. Bir anımı paylaşabilirim: Mersin'de bir mermer fabrikası kurduk. Firma Denizli'den makineler aldı, biz de Mersin'deki fabrikayı burada imal edip orada kurduk. Bu 2016-2017 yıllarıydı. Firmadan 6 tane çek aldık. Üçü ödendi ama bir tanesi vuruldu. Eyvah dedim, batıyoruz. Çünkü çeklerin arkasını ciro etmiştim, malzeme aldığım firmalara dağıtmıştım. Hemen İstanbul'daki firmaya gittim. Onlar üç ortaklardı ve bana "Biz ortaktan ayrıldık, çekleri ödemeyeceğiz, şirketi batıracağız" dediler. Ben de "O zaman sökerim" dedim. Çünkü bizim sistem civatalıydı. Gittim Mersin'e. Kimsenin haberi yoktu. Fabrika hala çalışıyordu. İçim parçalanıyordu ama malımı almam gerekiyordu. Fabrikaya gittiğimizde müdürün haberi varmış ama elemanların yoktu. Maaşları da aylardır ödenmiyormuş. Fabrikayı sökmeye başladığımızda bir dirençle karşılaştım. "Sökemezsiniz, bizim de alacağımız var" dediler. Orada Denizli'deki Zimek, KMA gibi firmaların makinelerini gördüm. Telefonum çekmiyordu, arabayla aşağılara inip firmaları aradım. Onların da makinelerini söküp yükledim. O dönemde çok farklı insanlarla karşılaştım, bellerinde silahlı "Bunu sökemezsin" diyenler oldu. Gece sabaha kadar nöbet tuttum, malzemeler çalınmasın diye başında bekledim. O dönemde anladım ki başka çaremiz yok. Bu çaresizlik kötü bir şey mi? Bence iyi bir şey, çünkü beni bu noktaya getirdi.

"Gittim Mersin'e. Kimsenin haberi yoktu. Fabrika hala çalışıyordu. İçim parçalanıyordu ama malımı almam gerekiyordu. Fabrikaya gittiğimizde müdürün haberi varmış ama elemanların yoktu. Maaşları da aylardır ödenmiyormuş. Fabrikayı sökmeye başladığımızda bir dirençle karşılaştım. 'Sökemezsiniz, bizim de alacağımız var' dediler."

Bi Demli Çay: Bu deneyim, sonraki adımlarınızı daha sağlam atmanıza mı sebep oldu?

Murat Taşdelen: Kesinlikle. Sözümüzde durduk. Tedarikçilerimiz bize daha çok güvendi. Müşterilerimize durumu anlattık. Şirket büyüdükçe desteğe ihtiyacım oldu. Kendi yapabildiklerim belli bir yere kadardı. Yönetim danışmanlığı, koçluk aldım. Sağ olsun Jülide Hanım bize 6 ay kadar destek oldu. Vizyonum da değişti, eğitimler aldım. Yoksa Denizli'de depo, hangar yapan bir firma olarak devam edebilirdim. Eğitim bu süreçte çok önemliydi.

Bi Demli Çay: Peki, artık biz bu işi iyi yapıyoruz dediğiniz bir dönüm noktası oldu mu?

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Murat Taşdelen: Osman Bey'e buradan teşekkür etmek isterim. Urartu firmasının ilk enerji santrali projelerini yaptık. Referanslarla görüşmelerimiz oldu. O işte gösterdiğimiz başarıyla ikinci, küçük projeyi, ardından da en son yaptığımız biyokütle enerji santralini bitirdik. O çok kompleks, Alman projesi esasında. Eko Enerji Santrali'nde gece gündüz çalıştık. O yapıyı bitirdikten sonra evet dedim, biz bu işi yapıyoruz. Çünkü o işin zorluğu, bir nükleer santral yapmak gibiydi. Çok fazla detay vardı, hiçbir ürün birbiriyle aynı değildi. 66 bin cıvata deliği vardı ve hepsi kusursuzca yerine oturdu. O bina, o santral bitti. Orada Osman Bey'in cesareti bize ivme kazandırdı. Arkasından diğer işlerimiz geldi ve şu an yurt dışı projelerimiz de devam ediyor.

Genç Girişimcilere Tavsiyeler

Bi Demli Çay: Murat Bey, programa katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak, programımızı izleyen gençlere veya girişimci olmak isteyenlere tavsiye niteliğinde birkaç sözünüz var mı?

Murat Taşdelen: Rica ederim. Şunu söylemek isterim: Zeytaş şimdi çelik konstrüksiyon işinde ama keşke İplikçi olsaydım derim bazen. Çünkü babam mesleği de amcam da büyük bir İplikçiydi. Sonra Mercan Kimya'da kimyacılık yaptım. Ondan önce kapı kapı gezip hat sattım. Bence kalfalığını, çıraklığını yapmadıkları hiçbir işin peşine düşmesinler, ustalığını yapmadıkları işin peşine düşmesinler. Çünkü çok büyük sorunlar yaşayabilirler. Ben belki bunları atlattım, ama geçmişte 25 yaş öncesinde yaptığım çok fazla iş vardı ve bir şekilde Allah da yardımcım oldu diyebiliriz. O yüzden işini bileceksin. Akıllı girişimci olmalılar. Sadece cesaretle yola çıkmasınlar, sorun olur diye düşünüyorum.

Bi Demli Çay: Yani hem çıraklığını hem ustalığını yapsınlar, hem de iyi analiz edip planlasınlar diyorsunuz.

Murat Taşdelen: Aynen öyle. Mümkün olan en az zararla kurtulmak için ancak böyle olabilir.

Bi Demli Çay: Çok teşekkür ederiz programımıza katıldığınız için.

Murat Taşdelen: Ne demek, estağfurullah.


Sevgili izleyicilerimiz, bir programımızın daha sonuna geldik. Zeytaş Çelik Makina'nın ana sponsoru olduğu Bi Demli Çay programı burada sona eriyor. Gelecek programlarda yeni konuk ve konularımızla karşınızda olacağız.


Bölümü izlemek için

#Murat-Tasdelen#girişimcilik#podcast

İlgili yazılar