Tüm yazılar
9 dk okuma

Ramazan Sakallı: Sağlıkçıdan Emlak Gurusuna Uzanan İlham Ve…

Denizli gayrimenkul sektörünün liderlerinden Ramazan Sakallı, Bi Demli Çay'a konuk oldu.…

Ramazan Sakallı: Sağlıkçıdan Emlak Gurusuna Uzanan İlham Ve…

Bi Demli Çay'ın bu bölümünde, Denizli gayrimenkul sektörünün önde gelen isimlerinden Ramazan Sakallı'yı ağırladık. Kendisi, sektörün ilk kurumsal emlak firması REMAX Revizyon'un kurucusu olmanın yanı sıra, 2017'de REMAX Türkiye kurumsal satış şampiyonluğunu kazanmış, önemli başarılara imza atmış bir girişimci. Sakallı ile çocukluğundan bugüne uzanan, sağlık meslek lisesinden ilaç mümessilliğine, oradan emlak sektöründe bir marka yaratmaya kadar uzanan ilham verici hikayesini konuştuk.


Köyden Şehre, Sağlıkçılıktan Tarihçiliğe Uzanan Yollar

Bi Demli Çay: Ramazan abi, hoş geldin. Sohbetimize genellikle çocukluktan başlıyoruz. Senin çocukluk yılların nasıl geçti?

Ramazan Sakallı: Hoş bulduk, teşekkür ederim. Ben 79 doğumluyum ve çocukluğumuzu bize göre şanslı yaşayan bir nesildenim. Öğretmen bir babanın oğluyum ve babam köy öğretmenliği yaptığı için biz şehir hayatıyla çok geç tanıştık. Çocukluğum Uşak'ın Sivaslı kasabasında Yayalar ve Tatar köyleri arasında mekik dokuyarak geçti. İki köy arası sadece 3 kilometreydi; babam Yayalar'da öğretmendi, biz de onun yanında okurduk. Yazları da kendi köyümüz olan Tatar'a gelirdik. Gerçekten şanslıydık; pazar günleri Tsubasa izleyip hep beraber maça giden, harman yerinde futbol oynayan o nesildeniz. İlkokul ve ortaokul hayatım tamamen köyde geçti. Eminim lise de olsaydı orada geçerdi ama lise için mecburen şehir hayatıyla tanıştık ve Uşak merkeze gittik.

Bi Demli Çay: Orada da ilginç bir dönüm noktan varmış anladığım kadarıyla.

Ramazan Sakallı: Evet. İlk başta süper liseye kaydolduk. O dönem süper liseler, haftada ciddi derecede İngilizce hazırlık eğitimi verirdi. Benim kaydeden müdür ile babam arasında şu diyalog geçti: "Hocam, bu çocuk köyden geliyor, İngilizce görmemiştir. Muhtemelen bu liseye gelenlerin çoğu İngilizceyi çok iyi konuşanlardan. Bu çocuk burada zorlanır." Biz "Yaparız, ederiz" modundaydık. Ancak 15 gün dayanabildim o yoğun İngilizce programına. Babam istese de, ben okulu bırakmaya karar verdim. Müdüre gidip tasdikname aldık. Lise 1'de okuldan ayrılmış oldum. Bir süre sanayide kaportacılara, elektrikçilere bakındım, hangi iş bana daha uygun diye düşündüm. Sonra bir pişmanlık çöktü tabii. Şanslıyız ki o dönemde Devlet Parasız Yatılı sınavlarına, fen lisesi sınavlarına giriyorduk. Ben de sağlık meslek lisesinin sınavına girmişim haberim yok. Okulu bıraktıktan iki hafta sonra eve bir kağıt geldi: "Sağlık Meslek Lisesi'ni kazandınız." Koşa koşa gittim Banaz'daki Uşak Banaz Sağlık Meslek Lisesi'ne. Dört sene orada okudum. Süper liseyle başlayan eğitim hayatım Sağlık Meslek Lisesi'yle devam etti.

Bi Demli Çay: Peki Sağlık Meslek Lisesi'nden sonra nasıl bir yola evrildin?

Ramazan Sakallı: Çok evrildim. O dönemde meslek liselerinin katsayı muhabbetleri vardı, üniversiteye geçişler zordu. Ben de o katsayı mağdurlarından olmamak için özel çabaladım. Sağlık Meslek Lisesi'nde çok fazla stajımız vardı. Lise son sınıfta haftanın dört günü staj, bir günü sadece okuldu. Benim o zamanlar tarihe acayip bir merakım vardı. Annemin vitrinine konan, kuponla gelen ansiklopedilerin tarihle ilgili bölümlerini hemen okurdum. Bir gün anneme "Anne, ben tarih bölümü okuyacağım" dedim. O da "Hayırlısı olsun oğlum" dedi. İşte o dönem benim tarihçiliğim başladı. Ve Sağlık Meslek Lisesi'nden sonra dördüncü tercihim olan Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü'nü kazandım.

Kişisel Dönüşüm, Anketörlük ve İlk Elini Taşın Altına Koyuş

Bi Demli Çay: Tarihçi mi oldun peki?

Ramazan Sakallı: Hayır, tarihçi de olmadım, sağlıkçı da olmadım. Orada da tekrar bir evrilme süreci var. Üniversitesi hayatım boyunca bir dönüşüm geçirdim. Köyde yetişmiş, sağlık meslek lisesi okumuş biri olarak Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü'ne geldiğimde birinci sınıfta sorun yoktu. İkinci sınıfta artık bu mesleği yapamayacağımız, daha doğrusu çok zor yapacağımızla ilgili emareler ortaya çıkmaya başladı. Pedagojik formasyon sorunları, yüksek lisans gereklilikleri derken "Ben buradan mezun olunca ne yapacağım?" sorusu başladı. İşte ondan sonra kendimi tanıma süreci başladı. Burası benim açımdan hayatımın dönüm noktalarından biri bence.

Üniversiteye gidene kadar içe kapanık, insanlarla iletişim kurmaktan çekinen bir gençtim. Üniversitede çok girişken bir oda arkadaşımla kalınca veya sınıf arkadaşlarımdan bazılarını görünce "Hayat zor ve ben bunlarla aynı kulvarda yarışacağım. Bunlar beni geçer. Benim de seviyeyi bunlar kadar yukarıya taşımam lazım" dedim. Ve ufaktan benim çalışmalarım başladı.

Bi Demli Çay: O süreçte nasıl bir şeyler değişti?

Ramazan Sakallı: Oda arkadaşım hafta sonları yurtta olmazdı. Bir gün sordum "Nereye gidiyorsun?" diye. "Abi, anket işi yapıyorum, para kazanıyorum" dedi. O güne kadar hayatımda beş kuruş para kazanmamıştım, babam beni fonlamıştı. "Acaba ben de yapabilir miyim?" dedim. O iş çok zordu, hiç tanımadığın kapıyı çalacaksın, defalarca reddedileceksin. Ama ben o işi yaptım ve hayatımdaki ilk parayı orada kazandım. Kırıkkale'de bir anket yaparken köşe başında oturup ağladığımı bilirim. İşte aradığım adresi bulamıyorum, bir sürü şart var, nasıl çıkacağım işin içinden diye. Kolay bir süreç değildi.

İlaç Mümessilliğinden Gayrimenkul Girişimciliğine

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Bi Demli Çay: Üniversite bitince ne oldu?

Ramazan Sakallı: Üniversite bitince bir dershanede tarih öğretmeni olarak iş buldum. Askerliğimi yaptım. Dershane sektöründe stajyer öğretmen olarak başladığında ya para vermiyorlar ya da çok cüzi bir miktar veriyorlardı. "Ben bunun için okumadım" dedim. O sırada her üniversite mezununun hayatına giren Kariyer.net aracılığıyla iş aramaya başladım. İki ilaç firması beni mülakata çağırdı. Zorla izin alıp mülakata gittim ve çok uluslu bir yabancı firmada işe başladım. İşte benim profesyonel iş hayatıyla ilk tanışmam orada oldu. Yaklaşık altı yıl süren ilaç mümessilliği deneyimim oldu.

Bi Demli Çay: Bu deneyim bugünkü işini yapmana nasıl yardımcı oldu?

Ramazan Sakallı: Çalıştığım Boehringer Ingelheim, bir Alman ilaç firmasıydı. Orada gerçekten profesyonel iş hayatını ve pazardaki rekabeti, mücadeleyi gördüm. Dışarıdan bakıldığında takım elbiseyle gezen, güneş gözlüğü takıp doktor odasına girip çıkan bir iş gibi görünse de, orada müthiş bir savaş var. Bir kardiyoloji profesörüne tansiyon ilacı tanıtırken, adamın önünde 250 tane alternatif ilaç var. Hepsi de "kan basıncını en iyi ben düşürüyorum" diyor. Neden seni tercih etsin? Hepsi de Pfizer'dan Novartis'e kadar dünya devi firmalar. Onlarla dehşet bir mücadele var. O sadece doktor odasına girip çıkmaktan ibaret değilmiş.

Bazen doktordan daha fazla bilgiye sahip olman gerekiyor. Önce doktoru yemeğe götürecek bir samimiyetin olması, sonra o yemekte ilaç konusuna girmeni sağlaman gerekiyor. Herkesden bir adım öne nasıl çıkarım diye sabahlara kadar düşündüğün bir konu bu. Çok zor bir sektör. İlaç firmaları çok profesyonel; sana verdikleri 15 bölgenin 14'ünde iyi ol, bir tanesinde kötü ol, sabahlara kadar neden kötü olduğunu anlatman gereken bir şirket.

Bi Demli Çay: Bu temsilcilik kaç yıl sürdü?

Ramazan Sakallı: Yaklaşık altı yıl sürdü. İlk beş sene Muğla'da, son sene Denizli'de geçti. Denizli, Muğla'ya göre insanı bu işleri çok daha düşünmeye sevk eden bir şehir. Çünkü Denizli gerçekten girişimci bir kent. Muğla'da sadece turizme dayalı bir ekonomi varken, Denizli'de tekstil, sanayi, tarım, turizm... ve yeni gelişen konut projeleri. İster istemez insanı emlakçılık sektörüne doğru itti. Artık satmayı da biliyorduk, pazarlamayı da öğrenmiştik. "Acaba yapabilir miyim?" dedim.

Bi Demli Çay: Gayrimenkul işine geçişin nasıl oldu peki?

Ramazan Sakallı: Çok basit oldu aslında. Bir gün Vatan Caddesi'nde Adalet Mahallesi'nde yürürken, o zamanki site yöneticimiz bana "Ramazan abi, sen şu köşeye bir emlakçı açsan, vallahi çok da güzel yaparsın" dedi. Benim içimde zaten kıpır kıpır bir girişimcilik ateşi yanıyordu, sektörü de gözümün önüne almıştım. O öyle deyince, inanın 10 dakika içinde... orada kiralık yazıyordu zaten, aradık, bugünkü dükkan sahibim geldi. Beş dakikanın içinde dükkanı tuttuk hala aynı ofisteyim. Daha Denizli'ye bir sene önce gelmişim, "Ben burada emlakçılık yapacağım" dedim. Bu, ciddi bir cesaret işiydi. Beni tanıyanlar da hep "Ramazan abi, sen hangi ofiste yetiştin?" diye sorar. Benim ofisim yok, hiç kimsede yetişmedim. Ustam yok, "Şuradan çıktım kendi ofisimi açtım" diyemiyorum.

Bi Demli Çay: Kaç yılındaydı bu?

Ramazan Sakallı: 2010 yılıydı. Tam gayrimenkul sektörünün yükselişe başlayacağı dönemlerdi. Ben ilk başlarda öğrenmekle geçtiği için çok yararlanamadım. Çok komik anılarım var. Denizli'nin bütün ada parsellerini metrelerce büyük kağıtlara bastırdım kırtasiyelerden. Rulolar dolusu kağıt. Biri geldi "Adalet Mahallesi'nde şu parselde arsam var" dediğinde, o rulolardan Ada parseli bulmaya çalışıyordum. Bir gün bir emlakçı arkadaşımda otururken biri geldi, "Benim şu Ada, şu parselde satılık yerim var" dedi. Arkadaş bilgisayarı açtı, "Tak tak" dedi, uydudan yerini gösterdi. "Evet, orası" dedi adam. Şok oldum. Ben servet verdim o kağıtlara. "Abi, nasıl buldun bunu?" diye sordum. "Belediyenin sistemi var ya oğlum, Adres Bilgi Sistemi'ne yazıyorsun, tak uyduya gösteriyor" dedi. Beynimden vurulmuşa döndüm. Ben bu işe o kadar bilmeden başladım ama sonra çok araştırdım. Bilginin B'sini, eğitimin E'sini gördüğüm her yere daldım.

REMAX ile Yükseliş ve Yeni Nesil Motivasyon Kaynağı

Bi Demli Çay: Sonraki süreçte REMAX ile tanışma nasıl oldu?

Ramazan Sakallı: Dört senelik bir serüven sonucunda hayat insanı gıdıklamaya başlıyor. Bana "Adalet Mahallesi'nde kalıp mahallenin en iyi emlakçısı mı olacaksın, yoksa markanı mı değiştireceksin, franchise mı alacaksın, ticari gayrimenkuller satacaksın, büyük projelere mi imza atacaksın?" diye sordu. REMAX hikayemiz orada başladı.

Bi Demli Çay: Günümüzde iş dünyasında seni en çok ne motive ediyor?

Ramazan Sakallı: Esat, bu soruyu bana belki beş sene önce sorsaydın, "Güzel bir portföy satınca motive oluyorum, büyük bir iş bitirince güzel para kazanıyorum" derdim. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda birçok şeyin ilk yapıcısı biz olduk. Bu sektöre REMAX ile ilk girdiğimizde insanlara yetki belgesi nedir anlatamıyorduk. İlk tabela astığımızda, branda taktığımızda insanlar bizimle dalga geçiyordu. Ama şimdi herkes fotoğraf çekiyor, ismini yazıyor. Önce sadece şirket ismi yazılıyordu, şimdi "X Emlak'tan Ramazan Sakallı'dan satılık" oluyor. Herkes markalaşmanın önemini kavradı. Denizli'ye ilk defa "Bu mülk bizim tarafımızdan satılmıştır" brandasını biz astık. İlk başta herkes güldü, dalga geçti. Ben hep söylerim genç arkadaşlara:

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Bir iş yaptığınızda ve bir fikriniz geldiğinde insanlar size gülmüyorsa, demek ki yeterince büyük değil o fikir.

Şu an 10. senemiz oldu. Dönüp baktığımda Denizli'de onlarca insan yetiştirdik, bizden ayrılan arkadaşlar tarafından onlarca ofis açıldı. Çok başarılı olan arkadaşlarımız var. Bu benim için en büyük gurur kaynaklarından biri. Bir insana dokunuyorsun, sanayide çalışan ya da iletişim sektöründe olan birini başarılı bir gayrimenkul danışmanı haline getiriyorsun. Yaptığımız iş gereği her satış bir hayatı değiştiriyor. Hayatta en büyük satın alma kararını verirken biz insanların yanında oluyoruz. Bu müthiş bir domino etkisi gibi geliyor bana. Beni ne motive ediyor? Dokunduğum hayatlar motive ediyor. Hayatını değiştirdiğim bir insan sayemde para kazandığını görüyorsam, gerçekten çok motive oluyorum.

Bi Demli Çay: Bu çok değerli bir yaklaşım.

Ramazan Sakallı: Keşke sizin gibi vizyoner iş insanlarında birçoğunda bu olsa. Yani ilk başta bu insanlar hiç bilmeden geliyor, bir işe gireceğim gibi geliyor onlara. Girişimci olmayı öğretiyorum, rekabeti öğretiyorum, meydan okumayı öğretiyorum. Kendilerine meydan okumayı öğretiyorum. Bu insanın motivasyonun Nirvana noktası artık. Allah'a şükür, malla, parayla motive olma dönemlerimiz geçti. O kadar çok iş yaptık, o kadar çok ilklere imza attık ki. Beni tanıyanlar iyi bilir, Ramazan Sakallı'nın artık parayla motivasyon dönemleri çoktan geride kaldı. Artık dokunduğumuz hayatlar, insanların o girişim yolculuğunda yanlarında olmak, onları eğitmek, onlara ders vermek gerçekten en büyük motivasyon kaynağı. İnsan yetiştirmek çok önemli.


Ramazan Sakallı'ya bu keyifli sohbet ve ilham veren hikayesi için çok teşekkür ediyoruz. Biz de onun kariyer yolculuğunu ve girişimcilik felsefesini öğrenmekten büyük keyif aldık.

Bi Demli Çay: Programımızın kapanışını yapmadan önce, iş serüvenine yeni başlayacak gençlere, girişimcilere bir önerin var mı abi?

Ramazan Sakallı: Şunu özellikle belirteyim, kendimin bu girişimcilik serüveninde en büyük eksikliğinden başlayacağım: Mutlaka kendilerine yol gösteren bir mentör edinsin gençler. Bu çok önemli bir şey. Biz bunu şöyle tanımlıyoruz: Bir kutup yıldızınız mutlaka olsun. Takip edeceğiniz, deneyimlerinden, tecrübelerinden yararlanacağınız, bir samimiyetle bir bardak çay içip ondan fikir alacağınız birini mutlaka edinmeye çalışsınlar hayatlarında. İkincisi de, en büyük sermayenin cesaretleri olduğunu asla unutmasınlar ve girişimci korkmasın abi. Girişimciyi girişimci yapan korkusuzluğudur.

Bi Demli Çay: Korkusuz girişimciler bekliyoruz diyelim o zaman.

Ramazan Sakallı: İnşallah daha çok kazandıracağız Denizli'ye. Tekrar çok teşekkür ederim.


Evet sayın seyircilerimiz, bir programımızın daha sonuna geldik. Gelecek bölümlerde Denizli'nin bilinen insanlarının bilinmeyen hikayelerini anlatacağımız yeni bölümlerimizde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.


Bölümü izlemek için

#Ramazan Sakallı#gayrimenkul#emlak#girişimcilik#podcast

İlgili yazılar