İbrahim Şenel: Bir Mimarın Kent, Siyaset ve Entelektüel
Şenel Mimarlık Kurucusu Mimar İbrahim Şenel, 26 yıllık meslek hayatındaki dönüm noktalarını, Mimarlar Odası Başkanlığı sürecini ve mimarlık eğitimine dair çarpıcı tespitlerini Bi Demli Çay'a anlattı.

İbrahim Şenel: Bir Mimarın Kent, Siyaset ve Entelektüel Hayat Yolculuğu
Bi Demli Çay'ın 4. Sezon 5. bölümünde, mimarlıkta 26 yılı geride bırakan, Şenel Mimarlık Kurucusu Mimar İbrahim Şenel'i ağırladık. Denizli'den başlayıp İstanbul'a, oradan tekrar memleketine uzanan bir mimarlık yolculuğu... İbrahim Şenel, meslek hayatının dönüm noktalarını, Mimarlar Odası Başkanlığı sürecini, siyaset deneyimini ve Türkiye'de mimarlık eğitimine dair çarpıcı tespitlerini samimi bir sohbetle paylaştı. Gelin, ilham veren bu sohbetin detaylarına birlikte bakalım.
Mimarlık Serüveni ve Entelektüel Bakış
Bi Demli Çay: Öncelikle sohbetimize sizi tanıyarak başlayabilir miyiz? Hayat hikayenizi çok merak ediyoruz.
İbrahim Şenel: Denizliliyim, 1972 doğumluyum. Üniversite eğitimime kadar Denizli'deydim. Anadolu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden 94 yılında mezun olduktan sonra iş hayatına İstanbul'da başladım. Mimarsinan Üniversitesi'nde bir yüksek lisans deneyimim oldu ama askerden yırtma hevesi iş hayatına ağır basınca yüksek lisanstan atılarak o macerayı sonlandırdım. Yıllar sonra Pamukkale Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde misafir proje hocası olarak üç dönem ders vererek akademik hevesimi tatmin ettim.
Ardından ilginç bir askerlik maceram oldu. Askerden kaçmak için girdiğim yüksek lisansı devamsızlıktan bıraktıktan sonra, 6 aylık kısa dönem askerlik hayalim uzun dönem komando asteğmenliği dönüştü. Şırnak Cizre'de 10 ay çok ilginç bir hayat deneyimi yaşadım. Askerliğe kadar elime silah almamış biriyken, operasyonlara katılan bir askere dönüştüm. O dönem Türkiye'nin o bölgelerini, terör meselesini, oradaki hayatı deneyimledim. İstanbul'daki hayat planım bu süreçte kafamdan çıktı. Döndüm ve 1999 yılında ilk ofisimi Denizli'de açtım.
Evlendim, çocuklarım oldu. Kardeşim Burhan Şenel de mimar. Yaklaşık 26 yıldır Denizli'de serbest mimarlık yapıyorum. Hayatımın içerisine sadece mimar olarak yaşamayı hiçbir zaman düşünmediğim için, belli şartlar ve ortamlar gereği sivil toplum hayatına da girdim. 2000 yılında Mimarlar Odası'nda yönetime girdim. 2008'de, henüz 36 yaşındayken, Mimarlar Odası Denizli Şube Başkanı oldum. İki dönem bu görevi yaptım, 40 yaşında da bıraktım. Bu tarz görevlerin en fazla iki, hadi bilemedin çok majör şartlarda üç kez yapılması gerektiğini düşündüm.
Daha sonra çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görevler aldım: Müteahhitler Derneği Başkan Yardımcılığı, Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeliği, TOBB Sektör Meclisi Üyeliği, Denizli Kent Müzesi Girişimcileri Derneği Başkanlığı ve DESİAD Yönetim Kurulu Üyeliği. Ardından DESİAD başkanlığı görevini yürüttüm. 2023 yılında ise siyaset yapma tercihiyle sivil toplum hayatımı sonlandırdım. Seçmen de siyaset hayatımı sonlandırmış oldu. Şu anda sadece mimarlık yapıyorum.
Bi Demli Çay: Bir solukta o kadar güzel anlattınız ki... Mimarlık zaten topluma dokunmak, çevreye bakmak, bir şeyleri hissetmekle doğru orantılı bir meslek bana göre. Siz bunu STK ile da birleştiriyorsunuz. Bu konuda özellikle mesleğin içindeki gençlere ne gibi mesajlar verirsiniz?
İbrahim Şenel: Mimarlık mesleği bana göre kalemi eline alıp güzel çizim yapmak değil. O birikimi, kalemin ucundan çıkan bir mürekkep gibi bütün bilgi birikimini oraya aktarabilme meselesi. Kendinde bu donanımı hissetmiyorsan ve bu donanıma talip değilsen mimarlık mesleğine talip olma derim.
"Mimar olmak demek, kalemi eline alıp da güzel çizim yapmak değil. O birikimi, kalemin ucundan çıkan bir mürekkep gibi bütün bilgi birikimini oraya aktarabilme meselesi. Kendinde bu donanımı hissetmiyorsan ve bu donanıma talip değilsen mimarlık mesleğine talip olma derim."
Mimarlık eğitimi 4 yıllık bir disiplin ve dünyadaki en yanlış mimarlık eğitimi Türkiye'de. Bu eğitimden sonra sizin ne kadar mimar olacağınız, açıkçası sizin kişisel çabanıza bağlı. Kendisini geliştirebildiği oranda, özellikle altını çizerek söylüyorum, entelektüel birikimini en üst noktaya taşıyabildiği oranda iyi mimar olunabileceğini söyleyebilirim. Yani mimar olmak isteyen birisi şunu demeli kendine: "Evet, ben iyi bir mimar olmak istiyorum, dolayısıyla çok iyi bir entelektüel olmak zorundayım."
Bi Demli Çay: Kısaca entelektüel olmak için ne yapmalı?
İbrahim Şenel: Bir kere çok okumalı, ilgilenmeli, algıları açık olmalı. Türkiye'nin sosyolojik katmanları, siyasi katmanları, tarihsel süreçler... Örneğin bu şehir Leodikya'dan itibaren nasıl değişmiş? Sümerliler, Selçuklu, Osmanlı... Bunları merak etmeli. Her şeyi bilemez ama algısı açık olmalı, ilgi duymalı. Eline telefonu alıp saatlerce kaybolup gitmemeli. Bugün YouTube'dan ulaşamayacağınız bilgi yok. Geçen gün şahane bir belgesel yakaladım, 3,5 saatlik. Amsterdam, Londra, New York'un tarihçesini anlatıyor. Mesela Manhattan'ın Kızılderilicenin yeditepe demek olduğunu yeni öğrendim. Yani siz ilgi duyarsanız bilgi de size geliyor. Artık bilgi çağı, bilgiye ulaşmak çok kolay. Ben bilgi aramıyorum, beceri arıyorum. Beceri sizin çabanıza bağlı.
Mimarlar Odası Başkanlığı ve Birikimin İade Edilmesi
Bi Demli Çay: Mimarlar Odası Başkanlığı sizin için mesleki bir zirve midir?
İbrahim Şenel: Mimarlar Odası Başkanlığı mesleki bir zirve değil. O makam, sizin iyi bir mimar olmanızla ilgili değil, bunlar başka kulvarlar.
Bi Demli Çay: Peki bu süreç nasıl başladı?
İbrahim Şenel: 2000 yılındaki Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Üyeliği seçimlerinde, ofisimi açalı altı ay olmuştu ve kimseyi tanımıyordum. Beni listesine davet eden abilerimizden biri sayesinde, ne olduğunu bilmeden "tamam" dedim. İlk defa bir sandığa girdim ve o gün yönetim kurulu üyesi seçildim. İki yıl görev yaptım ve beni hemen sayman üye yaptılar. Para pul, muhasebe işlerinden hiç anlamazken bir odanın bütçesini emanet ettiler.
Sonraki dönemlerde farklı listelerde yer alarak Mimarlar Odası Genel Sekreteri olarak iki dönem görev yaptım. Süleyman Boz abimizin listesinde yer aldım. Onun dönemi bitince, 36 yaşında olmama rağmen çevremdeki arkadaşlardan "yeterince olgunlaştın, başkan adaylığını düşün" telkinleri aldım. Rahmetli Ferudun Alpat, bana şunu söylemişti: "Sende artık bir birikim var, bu sana ait değil, bu Denizli'ye ve topluma ait. Bu birikimi iade et, bu görevi yap." Bu düşünceyle başkan adayı oldum. Üç listeli zorlu bir seçimi kazanarak başkan oldum.
İki yıl görev yaptıktan sonra tekrar aday olup seçimi bir daha kazandım ve 4 yıllık görev süremi tamamladım. "Tamam" dedim, "misyonumu tamamladım." Yaklaşık 10 yıldır bu odada görev yapıyordum. Bir dönem saymanlık, iki dönem sekreterlik, iki dönem başkanlık... Daha fazla bu görevi yaparsam artık bu koltuğun bana ait olduğuna inanmaya başlar, dejenere olur ve kendimi fazla önemserim. Ama burada esas olan kurumun sürekliliği. Şunu hissetmeye başlamıştım: 10 yıldır oradasın ya, her şeyi bildiğini zannediyorsun. Genç arkadaşlar gelip bir fikir söylediğinde "Ya o işler sizin bildiğiniz gibi değil" demeye başlıyorsun. Bunun kuruma verilebilecek en büyük zarar olduğuna inandım ve aday olmadım. Görevi alnımızın akıyla bırakmış olduk.
Zaman Yolculuğu: Mimarlığın Anlamı
Bi Demli Çay: Sizin için mimar olmak ne demek? Bu soruya iki farklı açıdan cevap vermenizi istiyorum: Birincisi 20'li yaşlarınızdaki İbrahim Şenel olarak, ikincisi şimdiki İbrahim Şenel olarak.
İbrahim Şenel: Valla şimdi tabii mimar olmanın şu anda benim açımdan çok ulvi bir anlamı var. Çünkü insanların ve toplumun hayatını şekillendirme gücüne sahip olan dinamik bir meslek olduğunu düşünüyorum. İnsanların hayatına dokunmak ve bunu değiştirmek, bunu yönlendirmek veya bir toplumun, bir kentin, bir mahallenin, bir dokunun değişimini sağlamak insana müthiş bir duygu veriyor.
Şöyle bir laf vardır, bunu çok severim: "Sizi tanıyan son insan da öldüğünde siz hiç yaşamamış olacaksınız." Ama bir mimar olarak bıraktığım bir eser, doğru da bir eserse, yüzlerce yıl yaşayabilir. Bu güce sahip başka bir meslek yok. Bunun bilinci tabii şu anda 53 yaşındayken sahip olduğum bir bilinç. 20'li yaşlarımda bu gücün farkında değildim. Bir mimarın neler yapabileceğini aşağı yukarı kestirebilirdim belki ama gücün boyutunu bilemezdim. 20'li yaşlarımda severek yapacağıma emindim. Yani o zaman mesleğimle ilgili, benim hayatımı sürdürürken "nereden de mimar oldum" demeyeceğime inanıyordum. Ama yıllar geçtikçe, tecrübe kazandıkça ve birtakım fiziki eserleri ortaya çıkardıkça da biraz önce söylediğim duyguya sahip oldum. Bu, gerçekten yaşamaya değecek bir duygu.
Ankara'daki Siyaset Deneyimi ve Çelik Yapılar
Bi Demli Çay: Şimdi de fotoğrafın hikayesi isimli konseptimiz var. Bize özel bir fotoğrafınızın hikayesini anlatır mısınız?
İbrahim Şenel: O fotoğraf, 2023 14 Mayıs genel seçimlerinde milletvekili aday adayı olma kararımdan sonra çekildi. Benim için çok ani bir karardı. Hiç aklımda olmayan, düşünmediğim bir milletvekili adaylığı meselesi, bir anda karşıma bir projeksiyon olarak sunulduğunda, kendime görev addederek bir şeye dönüştü. Artık kendi konfor alanımdan çıkmam, bir şeyler yapmam gerekiyordu. Sivil toplum kuruluşu, meslek odası, dernekler... Oralarda konuştuklarım yeterli değildi. İcracı bir noktada bir şeyler yapmam lazım bilinciyle siyasete talip oldum.
Milletvekili aday adayı olma kararımı verince, davetin geldiği İyi Parti'deki arkadaşlar dediler ki "Genel Başkan rozetini meclis grup toplantısında takacak." Eşimle birlikte Ankara'ya gittik. Ben rozet törenini şöyle zannediyorum: Bir platforma çıkacağız, 8-10 kişi birden rozet takılacak, toplu fotoğraf verilecek... Hiçbir hazırlığım yoktu. Meclis grup toplantısına katıldık. Hatta o kadar bilmiyorum ki, mecliste mi olacak, partiye mi gidilecek, genel başkanlık makamında mı olacak, onu bile bilmiyorum. Beni oturttular. Bir anda, şimdiki İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun yönettiği grup toplantısında, Sayın Genel Başkan Meral Akşener kürsüdeyken, ben anons edildim. Tabii anons edilince kürsüye çıktım. Orada rozeti taktı Meral Akşener ve dedi ki "Buyurun, bir şeyler söyleyin." İşte o an, ben bir anda kendimi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Salonu'nda, hınca hınç dolu salonda, milletvekillerinin, eski bakanların olduğu yerde, yanı başımda bir siyasi parti lideriyle, bir konuşma yaparken buldum. Bir metin hazırlığım yok, konuşma yapacağıma dair bilgim yok... Bir anda "buyurun" deyince, aklıma gelen ilk cümleleri söyledim.
"Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi kutsal bir çatı altında orada, yani bu cumhuriyetin en önemli kurumsal kimliğinin fiziki mekanında kürsüde hitap etme fırsatını yakalamış çok az sayıda insandan biri olduğumu düşünüyorum. Ve bu bana nasip olduğu için hep şükretmişimdir."
Bendeki önemi şu: Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi kutsal bir çatı altında, Cumhuriyet'in en önemli kurumsal kimliğinin fiziki mekanında, kürsüde hitap etme fırsatını yakalamış çok az sayıda insandan biri olduğumu düşünüyorum. Ve bu bana nasip olduğu için hep şükretmişimdir. O yüzden bunu bütün hayatımın çok önemli bir kilometre taşı olarak tanımlayabilirim. O kürsüden iki kelime de olsa birilerine bir şey söyleyebilmek herkese nasip olacak bir şey değildi. Bunun için çok mutlu oldum. Benim için, bütün sonuçlarından ve bağımsız, siyasetin benim açımdan ifade ettiği yer ve Türkiye siyasetinin geldiği bütün bunlardan bağımsız, hayatımda çok önemli bir anı değeri var o anın.
Bi Demli Çay: Şu anki siyasi durumunuz nasıl?
İbrahim Şenel: Şu anda herhangi bir siyaset faaliyetinin içerisinde değilim. Olmayı da düşünmüyorum. Sadece mimarlık yapmakla meşgulüm. Ama bu şu demek değildir: Benim gibi bir insanın siyaset düşünmemesi, siyasete kafa yormaması mümkün değil. Ben her gün bu memlekette olan bitene dair düşünüyor, dar çevrede konuşabildiğim insanlarla fikir alışverişi yapıyor, okuyor, inceliyor ve dinliyorum. Elbette bugün siyaset başlığı altındaki pek çok konuya ilgim hiçbir şekilde değişmedi. Sadece siyaseten bir hedefe sahip değilim ama siyaset dediğiniz şey illa bir siyasetçi hüviyetiyle yapılması gereken bir şey de değil bana göre. Bilinci olan, ülkesini, memleketini seven herkes aslında bir siyasetçidir benim düşünceme göre. O yüzden siyaset benim için böyle bir yerdi.
Bi Demli Çay: Türkiye'nin bir gerçeği var: deprem. Zeytaş Çelik Makine, destekçilerimizden. Çelik konstrüksiyonda endüstriyel yapılar üretiyor. Şu aralar gündeminde çelik konut yapma çabası var. Türkiye'deki yapılarda çeliğin kullanım oranı çok düşük. Bu konuyla alakalı bir mimar olarak ne düşünüyorsunuz?
İbrahim Şenel: Tabii, Türkiye'deki yapıların yüzde 95'i betonarme. Türkiye ciddi bir deprem bölgesi. Denizli özelinde şunu söyleyeyim, Denizli gibi deprem bölgesinde bu kadar betonarme yapı aslında çok da doğru değil. Mesela içinde bulunduğumuz yüksek katlı bir binanın Avrupa'da ve Amerika'da imal edilmesi yönteminde betonarme yok. Bunlar hep çelik yapılıyor. Çünkü depreme karşı daha dayanıklı. Çelik binalar esneme kabiliyetine sahip. Yani depreme karşı bir binanın dayanıklı olması demek esneme kabiliyeti var, deprem yükleri geldiğinde buna cevap verebilecek. Bir betonarme esneyemez. O yüzden çelik bu anlamda çok önemli. Fakat tabii yerleşik kültür, alışkanlık ve ulaşılabilirlik, yapılabilirlik, bilinirlik meselesine geldiğinde betonarme hep ilk akla gelen şey oluyor ve maliyet anlamında baktığımızda da maalesef çelik, betonarme kadar hesaplı gelmiyor.
"Depreme karşı bir binanın dayanıklı olması demek esneme kabiliyeti var, deprem yükleri geldiğinde buna cevap verebilecek."
Fakat şunu bilmiyoruz: Biz çelik yapınca daha güvenli bir binaya sahip oluyor muyuz? Evet. O zaman daha güvenli bir binaya sahip olmak için bir miktar daha fazla para ödememiz normal değil mi? Normal. Ama toplum bunu henüz anlamış, kavramış ve satın almış değil bu düşünceyi. Fakat Zeytaş'ın bu konudaki çabalarını biliyorum, çok da heyecanlı sevgili Murat bu konuda. Bir şeylerin değişebilme ihtimalinin varlığı bile sevindirici.
Bi Demli Çay: Umarım Avrupa gibi bizde de yaygınlaşır.
İbrahim Şenel: Hayal ediyoruz diyelim.
Bi Demli Çay: Son olarak, ödül aldığınız projelerinizden de kısaca bahsedebilir misiniz?
İbrahim Şenel: Biz çok yarışmaya katılan bir ekip değiliz. Daha çok yerel ölçekteki yarışmalarda biraz tecrübemiz oldu. 2012 yılında Ticaret Odası, Sanayi Odası ve Ticaret Borsası'nın ortak bina yapma hikayesi vardı. Şu anda Sanayi Odası binasının olduğu alanda. Bunu yerel ölçekli bir yarışma halinde açmışlardı. Jürisi şehir dışından, katılımcıları Denizli'dendi. Biz o yarışmada projemizle birinci seçildik. 13 yıl olmuş ama maalesef proje uygulanmadı çünkü odalar kendi arasında ayrıştı. Sanayi Odası benim en acil binaya ihtiyacım var diyerek mevcut binayı yaptı, o da bizim projemiz. Daha sonra Ticaret Odası kendi binasını yapmak için yine yerel ölçekli bir yarışma düzenledi. O yarışmaya girdik. Tabii bizim şöyle bir avantajımız vardı, biz öncesinden bu konuyu bildiğimiz için belki bir avantajdı. O yarışmada da bizim projemiz birinci seçildi. Bunun dışında Mimarlar Odası binasının yarışması vardı, orada da projemiz üçüncü ya da ikinci derece almıştı yanlış hatırlamıyorsam. Yerel ölçekli yarışmalarda hevesimiz, merakımız var ama ulusal ölçekli yarışmalar başka bir şey. Orada sırf bu iş için çabalayan bürolar oluyor. Biz kendi iş yoğunluğumuz sebebiyle çok yarışmaya talip olan bir ofis olmadık. Sadece Denizli'de bir yarışma varsa bunu da ıskalamayalım diye hareket ettik. Böyle birkaç tane yüz güldüren sonuçlarımız oldu.
Bi Demli Çay: Değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
İbrahim Şenel: Ben bireysel olarak tüm izleyenlere önce sağlık diliyorum, çünkü sağlıkla ilgili bir sorunu olan kişinin başka bir önceliği olmuyor. Sonra ülkemin dertlerinin son bulduğu bir gelecek ve yakın gelecek bekliyorum. Yani gençlerimizin umutlu olabileceği bir gelecek bekliyorum. Ve huzurun olmadığı hiçbir yerde ağız tadı yok diyorum. O yüzden huzurlu bir gelecek diliyorum herkes için. Umarım bu dileklerimizi kabul eder Rabb'im. Bir gün de oturup bu programı izlediğimizde, “Çok şükür oldu!” deriz.
Bölümü izlemek için
İlgili yazılar

Esat Nazlıer: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Yolculuğu
Bi Demli Çay'ın kurucusu Esat Nazlıer, projenin başlangıç hikayesini, moderatörlük deneyimlerini ve gelecekteki formatlarını anlatıyor.…

Hamit Aydın: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Sponsorluk Yol…
Deneyim Fabrikası kurucusu Hamit Aydın, Bi Demli Çay'ın değer yaratma serüvenini, sponsorluk süreçlerini ve ekiple kurulan güçlü bağları Esat'a anlattı.

Ali Issı: Çekirdekten İç Mimarlığa Uzanan Başarı Hikayesi
Denizli'nin başarılı iç mimarlarından Ali Issı, dededen toruna uzanan zanaatkarlık geleneğini modern bir iç mimarlık ofisine dönüştürme hikayesini ve sektördeki deneyimlerini paylaşıyor.
