Kıvanç Mazı ile Nazo Orman Ürünleri'nin Başarı Hikayesi
Nazo Orman Ürünleri'nin üçüncü kuşak yöneticisi Kıvanç Mazı ile iş hayatının zorluklarını, çocuk yaşta başlayan çalışma serüvenini ve başarının ardındaki fedakarlıkları konuştuk.

Ağacın Kokusu, Hayatın Dersleri: Kıvanç Mazı ile Bi Demli Çay
"Bi Demli Çay"ın bu bölümünde, Nazo Orman Ürünleri'nin üçüncü kuşak yöneticilerinden Kıvanç Mazı'yı ağırladık. Kendisiyle sadece başarı hikayesini değil, aynı zamanda bu başarının ardındaki zorlukları, çocuk yaşta başlayan iş hayatını ve ailesinden aldığı değerli öğretileri konuştuk. Hayatının dönüm noktalarını, fedakarlıkların başarıya giden yoldaki önemini ve sektörün gelişimini samimi bir dille aktaran Kıvanç Bey ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Doğrulukla Başlayan Yolculuk: Çocukluktan İş Hayatına
Bi Demli Çay: Kıvanç ağabey, öncelikle hoş geldiniz. Nazo Orman Ürünleri'ni bugünlere kadar taşıyan üçüncü kuşak olarak senden dinleyelim hikayeni. Kendini tanıtır mısın?
Kıvanç Mazı: Merhabalar. Çok teşekkür ederim nazik davetiniz için. Ben 1978 yılında Denizli'de doğdum. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Denizli'de okuduktan sonra üniversite için Eskişehir'e gittim. İş hayatının içinde diyebilirim ki ilkokul hayatımdan beri varım. Ancak bizim dedelerimizden gelen bir işletmemiz olmasına rağmen, babamlar ve amcam, bizleri doğrudan işletmenin içine sokmadılar. Bütün çocuklar gibi bizler de dışarıda yetişerek kendi işletmelerimize sonradan girdik. Benim ilk işim, ilkokuldayken bir yaz dönemi Eczane'de çıraklık yapmaktı. Sonra iki yaz boya mağazasında çalıştım. Ardından bir avukatın yanında yardımcı olarak adliyelere gidip geliyordum. Aslında çalışma hayatına çok çocuk yaşlarda başladık.
"Biz hayatın içinden başladık. Çok alttan ve bütçe yönetimini, bugün yaptığımız büyük bütçelerin yönetimini aslında o yaşlarda, işte sekizli, dokuzlu, onlu yaşlarda öğrendik. Bütçe nasıl yönetilir, bir insan nerelere ne harcarsa ay sonuna kadar getirebilir noktasında inanılmaz büyük derslerdi bizim için."
O bütçelerle kendi hayatımızı idame ettirdik. Annemizden, babamızdan öyle çok büyük bir şeyler de yoktu ekstradan. O dönemde belki isyan etsek de, bugün dönüp baktığımızda bize çok büyük katma değer katan, öğrenilmesi gereken tecrübeler ve bilgiler olduğunu anlıyorsun tabii ki.
Fedakarlık ve Başarı Arasındaki Bağlantı
Bi Demli Çay: O günlerden aklında kalan güzel bir anın var mı peki?
Kıvanç Mazı: Güzel anı derken, mesela bir lokantada yemek yemek benim için çok güzel bir anıydı. Haftada sadece bir gün yapabiliyordum bunu. Diğer günlerde daha küçük bütçelerle, genellikle tost gibi şeylerle besleniyorduk. Ama bize inanılmaz katma değer kattı o günler. O günleri unutmak mümkün değil, çok kıymetli günlerdi. Bugünkü jenerasyon belki bunu algılayamayabilir, çünkü daha konforlu yaşıyorlar. Hepimiz de belki çocuklarımızı daha konforlu yaşatıyoruz. Ama o dönemde babalarımız, dedelerimizden gelen Anadolu kültüründen, Türk kültüründen gelen bir yetiştirme tarzı vardı. Ailemiz bu tarzın dışına çıkmadı çok şükür. Çünkü bunun dışına çıktığı zaman biraz daha rahatlık olabiliyor. Başarının belki de altın anahtarı o zorluklardan geçerek belli bir yerlere ulaşmak, belli bir yerlerin kıymetini bilmekle alakalı. Bizim geçtiğimiz süreç aşağı yukarı hep bunları kapsadı.
"Ne kadar fedakarlık o kadar başarı. Bu aslında çok büyük bir formül. Çok akıllı olmak, çok zeki olmak, bir yer bitirmek, çok pratik zekalı olmak aslında başarının çok büyük bir sırrı değil. Ben buna çok inanmıyorum."
Orantılı olarak, ne kadar fedakarlık ediyorsan başarı da o kadar gelir. Ben 10 fedakarlık ederim, sen 11 başarılı olabilirsin, ben 9 başarılı olabilirim ama hep artıdayımdır. Dolayısıyla başarı aslında bir nevi hayatta fedakarlık. Fedakarlıklar başarıyı sürüklüyor bir yere, sürmesi için de fedakarlıkların devam etmesi gerekiyor tabii ki.
Bi Demli Çay: Üniversite yıllarını da o fedakarlıklarla geçirmişsin anlaşılan.
Kıvanç Mazı: Evet, üniversiteyi Eskişehir'de kazandım. Yine sınırlı bütçelerle Eskişehir'de ev aramaya başladım. Benim bütçem bugünün parasıyla ortalama bir evin kirası kadardı. 2500 lira civarı. Bu bütçeyle ev bulmak zorundaydım. O dönemde biz kendi işlerimizi hep kendimiz yapmayı öğrendiğimiz için, üniversite kayıt zamanında da kendimiz ev bulma noktasında ilerledik. Ev bulmak zaten büyük bir problemdi. Öğrenciye karşı önyargılı yaklaşımlar vardı. Bir de yurtta kalma şansım zordu. Ben de yurtta kalmayı tercih etmiyordum, çünkü hep sokakta büyüdüğümüz için özgürlük alanımız hep geniş oldu. Kendi kararlarımızı kendimiz verdik. Kısıtlı bütçen olsa da özgürlük alanın genişti. Dolayısıyla ev arkadaşı bulmam gerekti. Farklı şehirlerden gelen insanlarla kültürel entegrasyon yaşadım. İlk birkaç ay şok oldum. Ekonomik zorluklardan dolayı nasıl geçinilmesi gerektiğini öğrenmem de bana ayrı bir ders oldu.
Nazo Orman Ürünleri: Gelişim ve Vizyon
Bi Demli Çay: Üniversiteden sonra Nazo Orman Ürünleri'ne geri dönüşün nasıl oldu?
Kıvanç Mazı: Babam bana dedi ki, "Artık fabrikanın başına geçeceksin." Ben 14 yaşımdayken fabrikaya geldiğimde kendimi patron sanmıştım. O dönemde, o ilk gün hiç unutmuyorum, ofiste oturmuş, müşteri bekliyoruz. Babam ve amcam geldi, "Siz burada durmayın, imalata geçeceksiniz" dediler. Olamaz böyle bir şey diye düşündüm. Ben zaten çalışarak gelmişim oraya, artık daha konforlu işler hayal ediyordum. Ama paşa paşa imalata geçtik. Üç dört sene fabrikanın içinde çeşitli pozisyonlarda çalıştık. Oranın kokusunu aldık. Bu yaz aylarındaki çalışma sorumluluğuyla birebir başına geçme sorumluluğu çok farklı olsa da, o yaz ayları bile bizim için bir şeyler öğrenmek açısından çok yeterli zamanlar oldu. Üniversiteden geldikten sonra da zaten işlerin başına geçtik. O yaşadığımız, aldığımız eğitimler, başka insanların yanında çalışmalarımız, o bütçe kontrollerimiz, yönetimlerimiz bize inanılmaz değerler kattı.
"Biz bu işletmenin başına geçtiğimiz zaman, aslında ne yapmamız gerektiğini, nasıl davranmamız gerektiğini çok çok önce zaten öğrenmiş durumdaydık. Yani bir patron edasıyla geçmedik, hep o içeride çalışan edasıyla bu işlerin başına geçtik."
O günleri yaşadığıma çok mutluyum. O dönemde yaşadığım duygu inanılmaz kötü bir duyguydu, isyan ediyorduk. Ama bugünkü algımla, o günkü aldığım eğitimlerin bugüne gelmemizde çok büyük katkısı oldu.
Bi Demli Çay: Nazo Orman Ürünleri'nin öncesini, sizin yönetiminizden sonraki gelişimini ve şu anki faaliyetlerini anlatır mısın?
Kıvanç Mazı: Gelişime ben şöyle bakıyorum: Belli bir pozisyona kadar biraz yavaş ilerler, ama belli bir pozisyondan sonra çok hızlı ilerleyebilir. Belki biz hızlı ilerlemeye müsait olan bir pozisyonda bu işlerin başına geçtik. Sadece bizim işletmemiz için değil, Türkiye genel olarak 2001 yıllarından sonra hızlı ilerleyen bir ekonomi var. Biz de bu ekonomik rüzgarı sırtımıza iyi aldık. Vizyonumuz hep gelişim üzerine, yeni pazarlara girme üzerine, başka ülkelerden ne alıp ne satabiliriz üzerine oldu. Fiziken de hep bu coğrafyaları gezdik. Bunu yaparken tabii ki yine fedakarlık vardı. Ailenden kopuyorsun, hobilerinden kopuyorsun, başka ülkelere, şehirlere gidiyorsun. Bazen birisiyle görüşmek için iki gün bekliyorsun, randevu alamıyorsun.
İlk hedefimiz İzmir'di. Çocukluğumuzda babam beni fuarlara götürürdü, İzmir Fuarı çok meşhurdu. Oralarda birkaç gün geçirmek benim için çok büyük bir sevinçti. İzmir o zamanlar benim için çok büyük bir şehirdi, ama bugün bizim için küçüldü. Çünkü o bölgede çok çalıştık. Aydın'a, Manisa'ya gittik. Hep yakın şehirlerden başlayarak bölgemizi genişlettik, işimizi büyütmeye çalıştık. Biz ilk başladığımızda sadece kereste tomruktan kereste kesen bir fabrikaydık. Sonra baktık ki ürünlerimizi kullanan portföyümüz nedir? Mobilya malzemeleri de kullanıyor bu insanlar: Sunta, MDF, boya gibi ürünler. Biz de bu arkadaşlarla beraber yol yürüdüğümüz müşteri portföyümüze nasıl daha fazla faydalı olabiliriz diye düşündük. Yani müşterimiz bize geldiği zaman onlara bütün ürünleri nasıl verebiliriz? Hayalimiz buydu. Bu hedefi aldık ve hemen mobilya malzemeleri gruplarına girdik. Plaka dediğimiz MDF, sunta grubuyla başlıyor ve bunun yan ürünleri...
Bölümü izlemek için
İlgili yazılar

Gül Şahin ile Okul Öncesi Eğitimin Temelleri ve Kariyer Yol…
Gül Anaokulu kurucusu Gül Şahin ile okul öncesi eğitimin önemi, kariyer hayatı, sosyal sorumluluk projeleri ve aile kavramı üzerine ilham veren bir sohbet.

Hamit Aydın: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Sponsorluk Yol…
Deneyim Fabrikası kurucusu Hamit Aydın, Bi Demli Çay'ın değer yaratma serüvenini, sponsorluk süreçlerini ve ekiple kurulan güçlü bağları Esat'a anlattı.

Esat Nazlıer: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Yolculuğu
Bi Demli Çay'ın kurucusu Esat Nazlıer, projenin başlangıç hikayesini, moderatörlük deneyimlerini ve gelecekteki formatlarını anlatıyor.…
