Tüm yazılar
8 dk okuma

Melek Sözkesen Kartay: "İşin Mutfağını Öğrenmek Zorundaydım"

Denizli Ticaret Odası Başkan Yardımcısı ve ilk kadın DEGİAD başkanı Melek Sözkesen Kartay ile özel bir röportaj. Aile şirketinden ayrılıp çikolata sektöründe kendi yolunu çizme hikayesi ve sivil toplumdaki liderliği...

Melek Sözkesen Kartay: "İşin Mutfağını Öğrenmek Zorundaydım"

Melek Sözkesen Kartay: Kendi Yolunu Çizen Bir Lider

Bi Demli Çay'ın 4. sezonunun ilk bölümünde, iş dünyasında ve sivil toplumda cesur adımlarıyla tanınan Melek Sözkesen Kartay'ı ağırladık. Kendisi, 20 yıldır çikolata sektöründe faaliyet gösteren bir girişimci olmasının yanı sıra, DEGİAD'ın ilk kadın başkanı ve Denizli Ticaret Odası yönetim kurulunda yer alan ilk kadınlardan biri. Bu bölümde Melek Hanım'ın 'patronun kızı' algısıyla nasıl mücadele ettiğini, kendi işini kurma serüvenini ve kadınların iş hayatındaki yerini konuştuk. Keyifli okumalar!

Sivil Toplumda Kadınların Gücü

Bi Demli Çay: Melek Hanım, Denizli Ticaret Odası'nda ikinci dönem başkan yardımcısısınız ve DEGİAD'ın 13. dönem başkanı, aynı zamanda ilk kadın başkanısınız. Bu çok önemli bir başarı.

Melek Sözkesen Kartay: Çok arzu ediyorum. Hakikaten DEGİAD'ın ilk kadın başkanı olmak çok gurur veriyor, çok onurla söylüyorum bunu. Ama şu anda ilk ve son kadın başkanıyım. Benden çok daha güzel yapacak başarılı arkadaşlarım var. Artık önümüzdeki günlerde sivil toplum kuruluşlarımızda, parlamentoda, siyasette, yerel yönetimlerde kesinlikle daha çok kadın görmek istiyoruz. En azından eşit sayıda olmak istiyoruz.

"Eğer bir fotoğraf %99 hatta %100 erkeklerden oluşuyorsa o karenin içerisine girmemeye özen gösteriyorum. Çünkü evet oradaki tek kadın olmak egoist ve narsist bir duygu. Hayır, hakikaten kadınlar orada olmayı hak ediyorlar."

Hiç kadın olmayan fotoğraflara bakmadan geçiyorum ve önemsemiyorum o kurum ve kuruluşların söylediklerini de önemsemiyorum. Ama en azından sayının 2, 3, 4, 5 olduğu fotoğraflarda o kurumun ciddiyetini, o kurumun farkındalığını bana o fotoğraf karesi veriyor. Ondan sonra detaya inmeye başlıyorum. Ben kendi adıma bunu yapıyorum. Herkes de sanıyorum kendi adına bunu yaparsa artık daha farklı şeyler olacak. Dünyayı kadınlar yönetecek. Önümüzdeki yılların sloganı bu ve ben buna çok inanıyorum. Pandemi sonrası dönemde dünyayı kadınlar yönetmeye başladı zaten.

Bi Demli Çay: Ben de bir DEGİAD üyesi olarak ileride yine kadın başkanları görmeyi umut ediyorum.

Melek Sözkesen Kartay: Çok güzel olur. Kimse kendini ne kadın ne erkek olarak konumlandırmamalı. Hepimiz insanız. Ben 20 yıllık sivil toplumculuk ve iş hayatımda hiçbir zaman kendimi ne kadın ne erkek olarak konumlandırmadım. İnsanım ben. İnsan olarak orada bulundum. Beynimle orada bulundum. Cinsiyetimle orada bulunmadım. O yüzden de bu cinsiyetçi kelimeleri hayatımızdan kaldırırsak daha feraha, refaha daha kolay ereceğimizi düşünüyorum.

Patronun Kızı Algısından Kendi İşine Yolculuk

Bi Demli Çay: Biraz da sizin hayat hikayenizi, nasıl bugünlere geldiğinizi, bu iş kadınlığı süreçlerinizi dinleyebilir miyiz?

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Melek Sözkesen Kartay: Ben, Denizliliyim. Doğup büyüdüğüm şehir burası. Üniversite hayatım 5,5 sene Ankara’da geçti ama hep Denizli’ye dönmeyi, dönmemeyi hiç aklımdan geçirmedim. Hep dönmek üzerine kurdum hayallerimi ve biter bitmez de Denizli’ye döndüm. Önce aile işlerinden birinde çalışmaya başladım. Ama aile şirketlerinde çalışmak hakikaten hazır bir düzen. Yeni nesil olarak yeni bilgilerle geldiğinizde de o düzene çomak sokmak oluyor. Hiç de kolay olmayan bir sistem. Yaklaşık 6 ay, bir seneye yakın babamla birlikte aile içinde çalıştıktan sonra ben hayallerimin izinden gitmek ve hayalim olan bir şeyden para kazanmayı hedefledim ve gıda sektörüne girdim. Gıda sektörünün de en tatlı alanı olan çikolata işinde var olmak istedim.

Bu sene 20 senedir Denizli'de çikolata işiyle haşır neşir oluyorum. Her gün sabah işe giderken aslında işe gitmiyorum; hayalim olan bir mekana, beni mutlu eden, hobimi yaşadığım, rahat ettiğim, özgür ruhumu çıkardığım, insanlarla konuştuğum bir yere gidiyorum. Çikolatanın ruhunun olduğuna inanırım. Çikolatanın ruhunun hem kendi ruhumu beslediğini hem de benim verdiğim değerle o çikolatanın sizin evinize, ofisinize geliş hikayesi gibi hikayeleştirerek 20 senemi çalışıyorum iş hayatında.

Üniversiteden geldikten sonra hep aile ismiyle ve soyadımın kızı olarak biliniyordum. Kendi kendime şuna inandım: Benim artık Melek olmaya ihtiyacım vardı. Birey olmaya, kendimi bulmaya ihtiyacım vardı. Evet, çok gururla taşıdığım bir aile ismim, güzel bir aile mirasım var. Ama içinizdeki özgür kız artık kendi olmak istiyor, ayakları üstüne basmak istiyor. Bunun yolu en basit sivil toplumculuktan geçiyordu. Bütün ailem mutlaka ya üyesiydi ya yöneticisiydi ya kurucusuydu. Sonra dedim ki ben eğer DEGİAD’a üye olursam, orada şunun kızı olarak bilinmeyeceğim, torunu olarak bilinmeyeceğim. Artık orada Melek olarak bilineceğim diye kendi kendime böyle bir karar verdim. İlk sivil toplumculuğa girişim DEGİAD'a üye olmakla başladı. Bir gün bu derneğin başkanı olacağım diye o gün karar vermiştim. Destekledi sağ olsun babam beni. Ve ben hakikaten dönem sonra DEGİAD'ın başkanı oldum.

Tecrübe ve Sürdürülebilirlik

Bi Demli Çay: Sizi en çok heyecanlandıran, motivasyonunuzu artıran bir projenizden bahsedebilir misiniz?

Melek Sözkesen Kartay: Ege Hikayesi isminde yine sivil toplumculukta yaptığım bir projemiz vardı. Ege Bölgesi'nde, yani Aydın, Muğla ve Denizli üzerinde bir rota oluşturmuştuk. Bu beni inanılmaz heyecanlandıran bir projeydi. Bir gün Turizm Bakanı'na bu projeden bahsettiğimde, 'Lütfen gelip bunu Ankara'da bana anlatır mısınız özel olarak?' dedi. 20 dakikalık bir randevu verdi, o randevu 2,5 saate uzadı. Çok güzel çalışılmış bir projeydi. Projeydi diyorum çünkü maalesef Türkiye özelinde her yeni gelen iktidar, derneklerin yönetimleri, odaların yönetimleri değiştiğinde kendi kanunlarını, kitaplarını getiriyor. Ama hayat sürdürülebilir olmalı. Biz o projeyi hazırladık, pişirdik, kaynama noktasına getirdik. Artık kaynayacak, pişecek ve sunuma geçeceksiniz; 'Ben bunu beğenmedim, yenisini yapacağım' deyince yine başa dönüyorsunuz. Bu hafıza siliniyor. Beni, kurumumuzu, Denizli'nin, bölgenin kalkınması için çok heyecanlandıran bir projeydi. Keşke devam etseydi.

"Her çalınan fikir aslında aslını yaşatıyor. Ben ona çok çalıntı gözüyle bakmıyorum. Belki feyz almak diyelim. Turizm Bakanı bizim bu projemizi dinledikten sonra feyz aldı zannedersem ve her şehrin sosyal medyası kuruldu Turizm Bakanlığı tarafından. Biz de feyz vermiş olduk."

Bi Demli Çay: Bugünün Melek'i, 20 yaşındaki Melek'i işten kovsa neden olurdu?

Melek Sözkesen Kartay: O yaştaki bir genç kız özelinde cevap vereyim. O gün söylenenlerin hepsi gençlik başımda duman, hepsi böyle bir şey geliyordu. Boş konuşuyordu herkes sanki, herkes çok biliyordu. Halbuki bana göre kimse bir şey bilmiyordu, en çok şeyi ben biliyordum. Çünkü ben artık 20'li yaşlarda bir bireydim ve çok bildiğimi zannediyordum. Bütün hayat benim etrafımda dönüyor diye düşünüyordum. Şimdi 40'lı yaşlara geldiğimde diyorum ki şu an bildiğim şey, o gün hiçbir şey bilmediğim, çok tecrübesiz olduğum. Ama verebileceğim fikir 20'li yaşlarda aslında çok toy olduğumuz, çok tecrübesiz olduğumuz, çok sabırsız olduğumuz, ani, fevri hareketlerimizin olabildiği yaşlarımız. Bunlar da o yaşın güzellikleri belki. Ama benim buradan o genç kızı neden işten çıkartırdım? Çok bildiğini zannettiği için, çok fevri olduğu için, çok ani kararlar, sabırsız kararlar verdiği için gibi bu tarz sebeplerden çıkarırdım diye düşünüyorum. Yoksa matematikte, muhasebede yanlış yapabilirsiniz, bu ay çok satabilirsiniz, bir sonraki ay düşük ciro yapabilirsiniz. Bunlar hep insanız, beşeriz, şeşeriz. Ama 20 yaşındaki Melek'in tecrübesizliğinden ve sabırsızlığından dem vururdum. Dengeye gelmek... 40'lı yaşlarda dengenizi buluyorsunuz, dengeye geliyorsunuz ve o denge sizi hakikaten olgunlaştırıyor, tecrübe sahibi yapıyor, hayata daha farklı pencerelerden bakabiliyorsunuz. Empati kuruyorsunuz her şeyden önce. Kendini bulması çok önemli. Belki de çok duygusal olması da beni sinir ediyor olabilirdi. Benim de kendimde en sevmediğim özelliklerimden bir tanesi inanılmaz duygusal olmak. Ben ağlamanın hiçbir zaman güçsüzlük olduğuna inanmayanlardan bir tanesiyimdir. Çok da güzel ağlarım, çok da sık ağlarım. Çok da rahatladığımı düşünürüm ağlayınca. Ama onun yanında da hakikaten bu kadar duygusallık fiziksel olarak, ruhsal olarak, psikolojik olarak zararlı insan vücuduna. Belki de çok duygusal olduğu için 20 yaşındaki Melek'i kovabilirim.

Hayatın Anlamı ve Yeniden Yorumlanan Değerler

Bi Demli Çay: Programımızın sonunda size bir fotoğraf sorumuz olacak. Hikayesi nedir?

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Melek Sözkesen Kartay: Bu fotoğrafı yaklaşık 8-9 sene önce çektim. İki tane Hintli çocuğun fotoğrafı. Farklı coğrafyalara gitme isteğimden kaynaklanan bir Hindistan gezisinde yoksulluğun ne demek olduğunu, kas sistemi, cahillik, bir devletin sömürgesi altında yaşamanın ne demek olduğunu idrak ettim. Çocukların gözünde bir dilim elmanın ne demek olduğunun ışığını gördüm. O gördüğünüz parlayan gözler, bir tane cevize erişmenin ışıltısıydı. Hakikaten yaşadığımız coğrafyanın ne kadar önemli olduğu, bize ilahi olarak nasıl bir coğrafya bahşedilmiş, nasıl nimetlerin içerisindeyiz ama bunun farkında mıyız acaba? Bu insanların o renklerin cazibesi, o inancın cazibesi, o birlikteliğin cazibesini nasıl yaşadıklarını görmek. Bunlar çok büyük manevi dersler. Bu fotoğraf çok anlamlı ve benim manevi tarafımı çok besleyen yerlerden biri oldu. Belki de dengeye gelmenin, bir dilim elmanın ne demek olduğunu, şükretmenin ne demek olduğunu, elinizdeki varlıkların kıymetini bilmenin ne demek olduğu bu tarz deneyimlerden sonra elde ediliyor.

Bi Demli Çay: İnşallah insanlarımız şükretmeyi ve elinin altında ne olduğunu daha iyi anlar.

Melek Sözkesen Kartay: Dünyayı mahvediyoruz. Bu tabii kapitalizmin en büyük argümanlarından bir tanesi: satmak, daha çok satmak, daha fazla ürün satmak. Bir tişörtün şimdi artık şöyle bir şey çıktı son zamanlarda: çok kolay, çok uygun rakamlara da tişört alabiliyoruz. Bunun yanında bir de çok lüks markaları çok pahalıya aldığımız tişörtler de var. Acaba hangisinde doğaya daha çok zarar veriyoruz? Bir sezonda 20 tane tişört alıp giyip giyip atmak mı daha çok doğaya zarar veriyor? Yoksa bir tane hakikaten kaliteli bir tişört alıp belki çok para verip bir sefere mahsus 2-3 sezon kullanmak mı doğaya daha çok zarar veriyor? Artık bunların testleri yapılmaya başlandığı bir dönemdeyiz.

O yüzden dediğim gibi kapitalizmin en büyük argümanlarından bir tanesi tüketmek üzerine kurulu. Ve bizim gibi az gelişmiş ya da gelişmeye hazır toplumlara en çok empoze edilen şey üretimden çok tüketim. Ama bizler biraz özümüze dönmemiz lazım. Biraz atalarımızın neler yaptıklarını okumamız lazım. O 20’li Melek, 40’lı Melek, daha doğrusu 40’lı Melek 20’li Melek’e neler anlatırdı? Ya da şu anda 80 yaşındaki dedemizi oturup bir dinleyelim, neler anlatacak. Biraz öze dönmek gerekiyor. Bu tüketim çılgınlığını artık üretim çılgınlığına keşke döndürebilsek de kurtuluşun orada olduğunu görsek. Ufak ufak kendi evimizde, kendi mutfağımızda sürdürülebilir, sıfır atık, neredeyse sıfır çöp gibi mantalitemizi çalıştırırsak kendi çevremizi kurtarmış olacağız. Bu bir deniz yıldızı hikayesi gibi.

Bi Demli Çay: Çok keyif aldığım bir program oldu. Son bir duygunuz varsa almak isterim.

Melek Sözkesen Kartay: Çok teşekkür ederim. Çok keyifliydi. Ben de nasıl geçtiğini anlamadım. Başlarken de söylediğim gibi, benim için çok özel günler artık çok sayılı günler. Bunu da sizin programınızla imzaladığım için, bu sayılı günleri ben de kendi adıma ve kızım adına teşekkür ederim. Çok keyifliydi. Umarım yeni sezon tekrardan Bi Demli Çay'a uğurlu gelir, güzel gelir. Güzel programlar diliyorum ben de sizlere.

Melek Sözkesen Kartay'a engin tecrübeleri ve ilham veren sohbeti için teşekkür ediyor, iş hayatındaki başarılarının devamını diliyoruz. Gelecek bölümlerde görüşmek üzere!


Bölümü izlemek için

#Melek Sözkesen Kartay#Girişimcilik#Denizli Ticaret Odası#DEGİAD#Sivil Toplum#Kadın Liderler#Çikolata Sektörü#Podcast

İlgili yazılar