Mukaddes Başkaya: Kariyerden Anneliğe İlham Veren Bir Hikaye
Bi Demli Çay'ın bu bölümünde, tekstil sektörünün deneyimli ismi ve Shikka'nın kurucusu Mukaddes Başkaya ile ilham veren hayat hikayesi ve iş dünyasındaki başarıları üzerine keyifli bir sohbet gerçekl…

bi demli çay 3. sezonun beşinci bölümünde konuğumuz; tekstil sektörünün deneyimli ismi, Shikka markasının kurucusu, başarılı iş kadını Mukaddes Başkaya'ydı. Denizli'de doğup büyüyen, ilkokuldan itibaren hayat mücadelesi veren ve babasını genç yaşta kaybeden Mukaddes Hanım'ın ilham veren hayat hikayesini ve iş dünyasındaki başarılarını konuştuğumuz keyifli sohbetimize buyurun.
Kariyer Yolculuğundan Anneliğe: Bir Kadın Girişimcinin Hikayesi
Bi Demli Çay: Mukaddes Hanım, hoş geldiniz programımıza. Siz Denizli'de iş kadınlarının önünde koşan, bayrağı eline almış, birçok sivil toplum kuruluşunda aktif, yoğun iş temposuyla ilerleyen başarılı bir iş kadınısınız, aynı zamanda bir annesiniz. Biraz da kendinizden bahseder misiniz?
Mukaddes Başkaya: Hoş bulduk. Elimin geleni yapmaya çalışıyorum, bayrağı aldım koşuyorum. Keyifle, zevkle, isteyerek yapıyorum. Sanırım sevgiyle yapılan her şeyin sonunda bir başarı geliyor. Evet, anneyim. En önemli bence görevim bu. Ama annelikle iş hayatını, bir yandan da sivil toplum kuruluşlarındaki görevleri yürütmek çok da kolay değil aslında. Son üç seneden beri kızımın lise eğitiminden dolayı İstanbul'daydım, hem İstanbul'da yaşıyorum hem Denizli'de. Hem işi hem çocukları hem de STK’lardaki görevlerimi en iyi şekilde elimden geldiğince yürütmeye çalışıyorum. Denizliliyim, Denizli'de doğdum. Denizlili olmaktan dolayı da çok mutluyum.
Bi Demli Çay: Üniversite öncesinde Denizli Anadolu Lisesi'nin ilk mezunlarından birisiniz. O dönemden biraz bahseder misiniz?
Mukaddes Başkaya: Denizli Anadolu Lisesinin ilk mezunlarındanım ve bir Dal'lı olmaktan dolayı hep gurur duydum. Çok güzel bir eğitim aldığıma inanıyorum, bu yönden çok şanslıyım. O zaman Amerikan Kız Koleji'ni kazanmıştım ama o yıl tabi hem yaşımız çok küçüktü hem babamın işleri kötüydü. Bir kolejde okutabilmek çok da kolay değildi o yaşta bir çocuğu, bir de bir kız çocuğunu o dönem için. Ama Denizli Anadolu Lisesi açıldı, bizi de hatta kolejlilere almıyorlardı o dönem. Milletvekillerimiz, önde gelenler o kadar uğraştılar ki biz de Dal'a girdik. İngilizceyi her yerde vurgulamaya çalışıyorum, en azından bir yabancı dil olmazsa olmaz artık. Biz o dönem çok şanslıydık İngilizce bilen az olduğu için, biz her şekilde çok başardık bu konuda ama şu anda o kadar artık normal bir şey ki ikinci dil, üçüncü dil... Artık bir dil bile yetmiyor kendinize kattığınız değerlere. Lise yıllarımda ise son sene babamı trafik kazasında kaybetmiştim. Çok büyük hayallerim vardı, hep ODTÜ Mimarlık en büyük hedefim ve hayalimdi. Ama 14. tercihime girmek durumunda kaldım. Hiç sevmeden okudum.
"Üniversite nasıl geçti, ne yaptım ben inanın bilmiyorum. Yani böyle çok hani vasat bir üniversite hayatı diyebilirim. Peyzaj mimarlığı okudum."
Sonra geri döndüğümde tabii ki dönmek durumundaydım. Çok zorlu günlerdi, kardeşim, ailem, annem... Çok zorlu bir süreçti babamın vefatından sonra. Döndüm, geldim. Şimdi mesleğimi yapacağım ama sevmiyorum ve gerçekten ne okuduğumu bile bilmiyorum, o kadar sevmeden okudum. Sonra tabii orada işte İngilizce... Tekstilin de böyle en güzel zamanlarıydı. Sipariş alıyorsunuz, bir yıllık programlar önünüzde. Amerika var, çok büyük siparişler. Tabii İngilizce bilen az. O yüzden pazarlama asistanı olarak başladım. Dedim ki yapamazsam yapamam, sonuçta elimde bir bileziğim var ve mesleğime dönerim. Ama işte giriş o giriş... Çıkış olmayan bir yolculuk. Çok sevdim, çok da severek yapıyorum halen. İnanın bazen çocuklarım da soruyorlar: "Anne, hani bir dursan mı? Bir nefes mi alsan?" O kadar severek koşturuyorum ki her seyahat, her yeni müşteri... Hala aynı heyecanla gidiyorum, hala aynı tutkuyla gidiyorum.
Bi Demli Çay: Bu çok önemli, o sevgiyle birlikte işin gelişmesi ve yaptığınız işten keyif aldığınızın bir göstergesi.
Mukaddes Başkaya: Kesinlikle, artı hayatın anlamı.
Girişimcilik ve Kurumsallaşmanın Önemi
Bi Demli Çay: Kendi şirketinizi nasıl kurdunuz? Shikka markası nasıl ortaya çıktı?
Mukaddes Başkaya: O dönemlerde inanılmaz işler yoğundu ve kurumsallaşma yoktu. Herkes deli gibi makine yatırımı yapıyor, inanılmaz fabrikalar kuruluyor. Makinelere yatırım yapıyor ama insana yatırım yapılmadı o dönemlerde. Şimdi biraz fark etti firmalar ama o da eğitim kalitesinin maalesef eksikliğinden kaynaklı biraz daha fazla belirgin hale gelmedi mi? Maalesef şu anda üniversitelerden mühendis olarak çıkıyorsunuz ama gerçekten baktığınızda ne öğreniyorsunuz? Geldiğinizde ancak öğrenebiliyorsunuz, iş hayatına girdiğinizde öğreniyorsunuz. İnsanın bence hayatındaki evreler, yani sanıyor ki şimdi üniversite okurken hepimiz şunu düşündük: "Ben her şeyi biliyorum ki zaten eğitimini alıyorum." Ama bir geliyor işletmeye, hiçbir şey bilmediğini görüyor. Çünkü eğitim sistemi bunu dengeleyemediği için. Keşke okurken çalışsalar, o işletmenin içerisinde olsalar.
O yüzden de tabii şu anda kurumsallaşma firmalar için mecburi. O dönem bize çok fazla yatırım yapılmadığı için, kişiye yatırım çok önemsenmediği için diyeyim, zaten iş vardı, zaten o iş yapılıyordu. Biraz da farkındalık aslında bu ihtiyaçla doğru orantılı. Dolayısıyla dedim ki, bir de bu işte kişisel çatışmalar, egolar gibi konular olunca ben de "Yok" dedim, "Ben en iyisi kendi şirketimi kurayım." Ama o düşünülerek verilmiş bir karar değildi aslında, mecbur kalmıştım. Dolayısıyla masamı aldım, bilgisayarımı aldım, dedim deneyeceğim, ben bunu yaparım. Gardenya Tekstil öyle kuruldu.
Bi Demli Çay: İyi ki de yapmışsınız!
Mukaddes Başkaya: Evet, iyi ki!
İş ve Aile Dengesi: Zorluklar ve Motivasyon
Bi Demli Çay: Kendi işinizi ve ailenizi dengelemeye çalışırken ne gibi zorluklar yaşadınız? İş ve aile dengesinden biraz bahseder misiniz?
Mukaddes Başkaya: O dengeyi kurmak çok zor oluyor. Şimdi benim oğlum mesela 24 yaşına geldi, kızım 17 yaşında. Bebeklikleri böyle... Hem taşıdım onları, seyahatlere taşıdığım seyahatlerim oldu. Sonra geldiklerinde hasta oldular mesela, çok zor, ateşli günler, geceler... Hem onları bırakıp gittim. Çok iyi bir anne olduğumu düşünüyordum, bir gün oğlum sürekli böyle yanağında tutuyor, yemiyor yani. Yemiyor, şurada tutuyor yediklerini. Sonra doktora gittik, şöyle bir baktı bana: "Sen kendini iyi bir anne mi sanıyorsun?" dedi. Düşünebiliyor musunuz, hani zaten hasta, zaten siz vicdan azabı çekiyorsunuz. Çünkü bir yandan evet, onlar için koşturuyorsunuz. Yıkıldı başıma! Gerçekten anında ağlamaya başladım. "Ne diyorsunuz?" dedim. "Bu çocuk sana tepki gösteriyor" dedi, "sana tepkisi bu. Bir şekilde kendini göstermeye çalışıyor." Tabii çok zordu. Bunu mesela annesi çalışmayan evde olanlara bakıyordu: "Kızım da, oğlum da, sen niye gidiyorsun ki? Bak onun annesi her gün evde, onlar oyun oynuyorlar. Biz oynayamıyoruz." Tabii ki çok, çok zorlanıyorsunuz. Ama şu an çok mutlular. Böyle bir anneleri olduğu için çok mutlular, görüyorlar.
"Hayat bir denge. O dengeyi kuramadığınızda mutlaka bir tarafı eksik kalıyor. Ben de kendimi tabii bu anlamda sürekli geliştirmeye çalışıyorum."
Meditasyon yapıyorum, bu tür konularda çok çalışmalarım var. Sürekli okuyorum, sürekli daha iyi nasıl olabilir? Çünkü insan bence yaşadığı süreç boyunca, ömür ne kadar varsa, kendinin hep bir üst versiyonunu yaratmak zorunda. Çünkü ben her sabaha öyle uyanıyorum; dünkü ben değilim yani. Bugün acaba nelerle uyandım, nelerle dün bana ne katkı oldu, bugün buradayım gibi. Böyle dengelemeye çalışıyorum açıkçası.
Sürdürülebilirlik ve Tekstil Sektörü
Bi Demli Çay: Günümüzün önemli konularından biri sürdürülebilirlik. Tekstil sektörü ve sürdürülebilirlik prensiplerini nasıl uygulayabilir?
Mukaddes Başkaya: Tabii baktığınızda en zarar veren sektörlerden bir tanesi tekstil, doğaya. Bunu dönüştürmek zaten şu an en büyük çabamız. Gördük ki karbon salınımının zararlarını, işte pandemi değişimi, denizlerdeki fokların ortaya çıkışını, balıkların, yunusların... Dolayısıyla sektör olarak bizim bu dünyanın geleceği için, çocuklarımız için, doğa için, hayvanlar için, canlılar için inanılmaz büyük bir görevimiz ve sorumluluğumuz var. Tekstil bir ihtiyaç aslında, olmalı. Biz öyle bir hale getirdik fast fashion'la, hızlı modayla, sürekli değişen, sürekli yenilenen hiç ihtiyacın olmadığı halde. İşte hepimiz, hepimiz de öyle değil mi, dolabımıza bakıyoruz, giyecek bir şey bulamıyoruz. Oysaki o kadar çok ki! Ama bilinçler... Yani böyle bir fast fashion algısıyla dönüştürdük. Şimdi onu geri dönüştürmeye çalışıyoruz. Geri dönüştürülebilen, doğaya zarar vermeyen, katkı maddesi olmayan boyalarla, kök boyalarla gibi tekniklerle, recycle ürünlerle bizim borcumuzu ödememiz lazım sektör olarak. Gelecek nesillere doğru bir yaşam sağlayabilmeliyiz.
Bi Demli Çay: Moda da aslında biraz buna yöneliyor, değil mi?
Mukaddes Başkaya: Tabii, tabii. Artık tamamen buna yöneliyor. Fast fashion algısı değişiyor. Daha sürdürülebilir, uzun süreli kullanım, recycle ürünlerle değişen, dönüşen bir sistem var şu anda.
Kapanış
Bi Demli Çay: Mukaddes Hanım, programımızın sonuna geldik. Kapatmadan önce eklemek istediğiniz herhangi bir duygu veya gençlere vereceğiniz bir mesaj var mı?
Mukaddes Başkaya: Gençler benim için çok kıymetli, kız çocukları daha da bir kıymetli, kadından dolayı. Yine söylüyorum, kendi yollarından, kendi bildikleri doğrularla ilerlemeye devam etsinler. Hayat işte hep eğlence var, o bir yanda devam ederken ama asıl hedeflerini belirlesinler. Bir yolculuk bu, bu yolculuk onların yolculuğu. Emin adımlarla pes etmeden, inişleriyle çıkışlarıyla, o engebeleri hiç pes etmeden devam etsinler ve bir daha tekrar etmek istiyorum: yabancı dil! Dünya insanı olabilmek. Evet, bu ülkenin bu gençlere ihtiyacı var. Onun için dünya insanı olmaları çok önemli.
Bi Demli Çay: Çok teşekkür ediyorum katıldığınız için.
Mukaddes Başkaya: Ben teşekkür ederim. İyi ki tanıdık sizi bu arada.
Bi Demli Çay: İyi ki siz de varsınız.
Mukaddes Başkaya: İyi ki ben de sizleri tanıdım.
Bölümü izlemek için
İlgili yazılar

Seçil Özdemir: KESE HOME ile Sofralardan Başarıya Uzanan Yo…
Bi Demli Çay'ın bu bölümünde, KESE HOME'un kurucusu Seçil Özdemir ile çocukluktan gelen sofra alışkanlıklarını, girişimcilik ruhunu ve markasının doğuş hikayesini konuştuk.

Gül Şahin ile Okul Öncesi Eğitimin Temelleri ve Kariyer Yol…
Gül Anaokulu kurucusu Gül Şahin ile okul öncesi eğitimin önemi, kariyer hayatı, sosyal sorumluluk projeleri ve aile kavramı üzerine ilham veren bir sohbet.

Hamit Aydın: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Sponsorluk Yol…
Deneyim Fabrikası kurucusu Hamit Aydın, Bi Demli Çay'ın değer yaratma serüvenini, sponsorluk süreçlerini ve ekiple kurulan güçlü bağları Esat'a anlattı.
