Tüm yazılar
7 dk okuma

Oktay Mersin: Sadık Grubu'nun Girişimcilikten Sürdürülebili…

Denizli iş dünyasının önde gelen isimlerinden Sadık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oktay Mersin ile aile şirketinin başarısı, sosyal sorumluluk ve genç girişimcilere tavsiyeler üzerine konuşt…

Oktay Mersin: Sadık Grubu'nun Girişimcilikten Sürdürülebili…

Sadık Grubu'nun Başarı Hikayesi: Oktay Mersin ile Girişimcilikten Sürdürülebilirliğe

"Bi Demli Çay"ın bu bölümünde, Denizli iş dünyasının önde gelen isimlerinden Sadık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oktay Mersin'i ağırladık. Sarayköy'den Denizli'ye uzanan hayat hikayesini, aile şirketini nasıl büyüttüğünü, iş dünyasında karşılaştığı zorlukları ve genç girişimcilere tavsiyelerini konuştuğumuz bu keyifli sohbette, aynı zamanda sosyal sorumluluk faaliyetlerine verdiği önemi ve sürdürülebilirlik anlayışını da dinledik.

Sarayköy'den Başlayan Serüven: Tarım, Ticaret ve Nesiller Arası Devir

Bi Demli Çay: Oktay Bey, Sadık Grubu Denizli'nin köklü ailelerinden. Otomotiv, akaryakıt ve tarım gibi birçok alanda faaliyet gösteriyorsunuz. Bize biraz kendinizden, ailenizden ve bu işin başlangıcından bahseder misiniz?

Oktay Mersin: Teşekkür ederim. Ben Oktay Mersin, şu anda Sadık Grubu'nun başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Sizin de dediğiniz gibi birçok alanda faaliyet gösteriyoruz. İş dünyasının yanı sıra, yaklaşık 41 yıldır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında (STK) da görev aldım. Gençlerle diyalog kurmayı, onlara bir şeyler aktarmayı seviyorum çünkü bunun doğru olduğuna inanıyorum. STK'larda bulunmayı bir vatandaşlık görevi ve bilgimin, tecrübemizin zekatı olarak görüyorum. Çünkü inancımızda varlığın bir zekatı olduğu gibi, bilginin ve tecrübenin de zekatının olduğunu düşünüyorum. Uzun süre bir STK'da kalmak yerine, genellikle bir dönem başkanlık veya yönetim kurulu üyeliği yapmayı tercih ederim. İşimizde de benzer bir düsturumuz var. 2014 yılında yönetim kurulu başkanlığını kardeşim Turgay'a devrettim. Genel kanı, büyük kişilerin ölünceye kadar başkanlık yapması yönünde olsa da ben devir sürecini gençlerin önünü açmak adına erken gerçekleştirdim.

Babam rahmetli Hacı İrfan Mersin, 1947 yılında işe başlamadan önce 20 yaşına kadar dedemle birlikte Sarayköy'de zeytincilik ve meyvecilikle uğraşıyordu. Ürettikleri tarım ürünlerini merkep sırtında pazarlara taşırlardı. Bu iş, 24 saat süren bir operasyon gibiydi, gece yola çıkıp sabah pazara varıp satış yaparlardı. Aslında Sadık Grubu'nun tarımla başlayan bir geçmişi var diyebiliriz.

Babam 1947'de dedemden ayrılarak kendi işini kurmak istedi. "Önce işim, sonra eşim" derdi. Sarayköy'deki 4-5 metrekarelik bir kulübede sigara satışıyla ticarete atıldı. O kulübede günümüzün AVM'lerinde satılan her şeyi bulabilirdiniz: züccaciye, bisiklet, tüpgaz, termos, oyuncak, boya... Aklınıza ne gelirse vardı. O günlerden beyaz eşyaya, oradan da otomotive geçiş yaptık.

Nesiller meselesine gelirsek, babam birinci nesil, biz ikinci nesil, çocuklarımız da üçüncü nesil. Ancak babam dedemle birlikte çalıştığı için bazen 2,5 veya 3,5 nesil olarak ifade ediyorum. Tarıma ise 62 yıl sonra, 2009'da tekrar başladık. Eşimin bir gün "Bu kiralık yerlerdeki sıkıntılar bitmiyor, neden kendimiz ekip biçmiyoruz?" demesiyle yeniden tarım sektörüne girmiş olduk. Şu an tarım işlerimizi eşim yönetiyor ve bu yolda güzel ilerlemeler kaydettik.

Denizli'de bizi görenler genellikle otomotivci gözüyle bakar. Otomotiv sektöründe lastik, toptan yedek parça, ekspertiz, sigorta gibi alt kollarda faaliyet gösteriyoruz. İkinci el araç satışında ve uzun dönem filo kiralamada da iddialıyız. Akaryakıt sektöründe istasyonlarımız ve tüm Türkiye'ye toptan akaryakıt satışımız var. Müşterilerimiz arasında lojistik firmaları, maden ve mermer ocakları, kamu müteahhitleri gibi büyük yakıt kullanıcıları bulunuyor. Onlara tankerlerimizle yakıt sağlıyor, hatta sahalarında dolum istasyonları kurmalarına yardımcı oluyoruz. Ayrıca madeni yağ, taşıt tanıma sistemleri ve bitüm pazarlaması da yapıyoruz.

Gayrimenkul geliştirme işimiz de var. Okul yatırımları da buna dahil. Dört devlete bağışladığımız okulumuz var. Sarayköy'de annemin adına bir ilkokul, babamın adına bir ortaokul, özel çocuklar için bir anaokulu ve Denizli'de kardeşimin adına bir ortaokul yaptırdık. Ayrıca iş dünyasıyla ortaklaşa yaptığımız bir okulumuz daha var. Eğitim ticari bir faaliyet olmasa da, sosyal sorumluluk anlayışımızın önemli bir parçası.

"STK'larda bulunmayı bir vatandaşlık görevi ve bilgimin, tecrübemizin zekatı olarak görüyorum. Çünkü inancımızda varlığın bir zekatı olduğu gibi, bilginin ve tecrübenin de zekatının olduğunu düşünüyorum."

Başarının Sırrı: Ekip Ruhu, Takip ve İnsan Kaynağı

Bi Demli Çay: Bu kadar farklı sektörü ve STK faaliyetlerini aynı anda yürütmek zor olsa gerek. Bu süreçleri nasıl yönetiyorsunuz?

Oktay Mersin: Bu bir ekip meselesi. Biz hiçbir zaman "ben" demeyi tercih etmedik, her zaman "biz" odaklı çalıştık. Yönetim kurulumuz, ben, kardeşim ve çocuklarımızla birlikte, 20-30 yıldır bizimle olan arkadaşlarımız var. Yeni nesilleri ve teknolojiyi işimize entegre etmeye çalışıyoruz. Çünkü dünya hızla değişiyor ve gerisinde kalmamak önemli. İki oğlum da işin içinde. Büyük oğlum geleneksel işlerin, özellikle otomotiv kanalının başında. Küçük oğlum ise daha çok yeni ekosistem işleri olan Sadık Venture'da yer alıyor ve yurt dışı yatırımlarımızla ilgileniyor.

Başarıdaki en önemli faktörlerden biri insan kaynağıdır. İyi bir organizasyon yapısı kurmak ve bu yapıya yatırım yapmak çok önemli. Biz hiçbir zaman dışarıdan üst düzey yönetici transfer etmedik. Her zaman kendi içimizden yetiştirdiğimiz, şirket kültürümüzü bilen ve güvenebileceğimiz arkadaşları önemli pozisyonlara getirdik. Bu sayede hem çalışanlarımıza kariyer fırsatı sunuyor hem de şirkete olan bağlılıklarını artırıyoruz.

Benim meşhur bir sözüm var: "Önce işim, sonra eşim." Bu sözü eşime evlendiğimiz ilk zamanlarda söylemiştim. O zamanlar belki garipsese de, işim olmasaydı ailemin onu bana vermeyeceğini anlatmıştım. Ekonomik sıkıntılar maalesef birçok ayrılığın temelinde yatıyor. Dolayısıyla işiniz varsa, aileniz ve eşiniz de var diyebiliriz. Bu, işin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak içindir.

Bi Demli Çay · Shot
Sen de hikâyeni kısa formatta paylaşmak ister misin?

Beş Kelime, Beş His

Bi Demli Çay: Şimdi kısa bir konseptimiz var: "Beş kelime, beş his." Size beş kelime söyleyeceğim, siz de her biri için yaşadığınız hissi tek bir cümleyle anlatmanızı rica edeceğim. Hazır mısınız?

Oktay Mersin: Hazırım.

Bi Demli Çay: Hırs.

Oktay Mersin: Çalışmak.

Bi Demli Çay: Evlat.

Oktay Mersin: Nimet.

Bi Demli Çay: Torun.

Oktay Mersin: Ayrı bir dünya.

Bi Demli Çay: Karar.

Oktay Mersin: Doğru veya yanlış, vermek lazım.

Bi Demli Çay: Sivil toplum.

Oktay Mersin: Gerekli olan şey.

Bi Demli Çay: Sizin meşhur sözlerinizden bahsedelim, "takip, takip, takip" ve "talimat vermek işin bittiği anlamına gelmez" sözleri. Bunlar sizin için ne ifade ediyor?

Oktay Mersin: Evet, bu sözlerin arkasında sabaha kadar konuşabiliriz. Takip olmadığı sürece bir işin bitmesi mümkün değil. Talimat vermek, o işin bittiği anlamına gelmiyor. Günümüzdeki en büyük problemlerden biri bu. Talimat verip kenara çekilirseniz, o iş genellikle olmaz. Mutlaka takip etmek gerekir. Takip, takip, takip, bu sözü birleştirmemiz gerekiyor.

Açık Deniz
Açık Deniz'in yeni bölümlerini ve sponsorluk fırsatlarını keşfet.

Sürdürülebilirlik: Denizli'nin Geleceği ve Kurumsal Yapılar

Bi Demli Çay: Denizli'de sürdürülebilirlik konusundaki ilerlemeyi nasıl görüyorsunuz? İyi bir yol aldığımızı düşünüyor musunuz?

Oktay Mersin: Sürdürülebilirlik kavramı hayatımıza birkaç yıldır girdi. Aslında hep işimizin içinde olan bir şeydi ama bu kavramı kullanmıyorduk. Bu kavram 17 harften oluşuyor ve çok önemli. Biz de şirketimizde bunu her fırsatta dile getiriyoruz. Ayrı bir departman kurmasak da, tüm birimlerimizdeki yöneticilerimiz bunu iş yaparken dikkate alıyor. Çünkü bir iş sürdürülebilir değilse, o iş iş değildir.

Denizli'de sürdürülebilirlik konusunda iyi ilerleyen firmalarımız var ve bunu takdirle karşılıyorum. Ancak tam anlamıyla Türkiye'de olduğu gibi Denizli'de de hala gidecek çok yolumuz var. Ama bu yolda ilerlememiz gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. İşimizin ve hayatımızdaki tüm enstrümanların gelecek nesillere aktarılması çok önemli, özellikle kurumsal yapılarda. Bir birimin başındaki sorumlu arkadaşımız işten ayrıldığında, veya Allah korusun şirket sahipleri olmadığı zaman, kurumsallık anlamında şirket sürdürülebilir kılınmışsa, o şirket yoluna devam eder. Aksi takdirde, maalesef yerle bir olan, dağılan şirket örneklerini görüyoruz.

"Bir iş sürdürülebilir değilse, o iş iş değildir."

İlk STK Deneyimi: Heyecan, Güven ve Network

Bi Demli Çay: İlk kez bir sosyal sorumluluk projesine katıldığınızda hangi hisleri yaşadınız ve bu deneyim size ne öğretti?

Oktay Mersin: İlk sivil toplum kuruluşuna, Sarayköy Ticaret Odası'na 41 yıl önce, 24 yaşındayken yönetim kurulu üyesi olarak katıldım. Toplantıda benden büyük abilerim, amcalarım vardı. Önce bir heyecan yaşadım, sonra kendime güvenim geldi. O kişilerle tanıştıkça, STK'ların iletişimin, network'ün, insan ilişkilerinin ve farklı insan tiplemelerini görmenin ne kadar önemli olduğunu anladım. O toplantıdan sonra Sarayköy Ticaret Odası'na daha fazla katkıda bulunmaya başladım ve ardından Denizli'de birçok farklı STK'da yer aldım. O ilk deneyim bana büyük bir heyecan kattı. STK'lar bu anlamda çok kıymetli.

Bi Demli Çay: Programımızın sonuna geldik. Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Oktay Mersin: Öncelikle sizi ve ekibinizi tebrik ediyorum. Böyle bir söyleşi programını sürdürülebilir kılmak hedefiniz olduğunu gördüm ve doğru yolda ilerlediğinizi düşünüyorum. Umarım hedeflerinize ulaşırsınız. İş dünyası temsilcisi olarak şunu söylemek isterim: Başarmak için çok çalışmak gerekiyor. "Kervan yolda düzülür" veya "olur gider" demekle işler olmuyor. Çalışmayı tam anlamıyla yapmıyorsanız, mesai kavramına çok önem vermemelisiniz. Benim lugatımda mesai kavramı yoktur. Tabii ki şirketlerimizde bir mesai kavramı var ama bir yerlere gelmek ve başarmak istiyorsanız mesai kavramını arkaya atmak lazım. İnanın bana, 24 saat çalışmak gerekiyor.

Son olarak, "Bi Demli Çay" programınızın ismine istinaden çay hakkında bir şeyler söylemek isterim. Çayı çok seviyorum, kahveden daha çok tercih ederim. Çayın güzel demlenmesi, suyunun kalitesi, demleme şekli ve hangi sürede içilmesi gerektiğini ayrıca konuşalım sizinle.

Bi Demli Çay: Çok teşekkür ederiz, iyi ki programımıza katıldınız. Gelecek bölümlerde görüşmek üzere.


Bölümü izlemek için

#Oktay-Mersin#Sadık-Grubu#girişimcilik#sürdürülebilirlik#podcast#aile-şirketi#Denizli

İlgili yazılar