Yasin Yarenoğlu: Babasından Devraldığı Yolda Hünkar Mobilya'yı Büyüten Girişimci
Hünkar Mobilya'nın kurucusu Yasin Yarenoğlu, genç yaşına rağmen Denizli iş dünyasında önemli bir yer edinmiş bir girişimci. Babasının mesleğini devraldıktan sonra Hünkar Mobilya'yı nasıl büyüttüğünü ve başarıya giden yolda karşılaştığı engelleri bu özel röportajda paylaşıyor.

Yasin Yarenoğlu: Babasından Devraldığı Yolda Hünkar Mobilya'yı Büyüten Girişimci
Bi Demli Çay'ın bu bölümünde, Denizli iş dünyasının genç ve başarılı isimlerinden, Hünkar Mobilya'nın kurucusu Yasin Yarenoğlu'nu ağırladık. Yasin Bey ile girişimcilik yolculuğunu, baba mesleği mobilyacılığa nasıl dahil olduğunu ve Hünkar Mobilya'yı bugünkü konumuna getiren dönüm noktalarını konuştuk. Samimi ve içten açıklamalarıyla kendi hikayesini, iş dünyasına bakış açısını ve gelecek vizyonunu bizlerle paylaştı.
Girişimcilik Yolculuğunun Başlangıcı ve Baba Mesleği
Bi Demli Çay: Programımıza hoş geldin Yasin. Kendini ilk defa tanıyacak birisi için Yasin'i nasıl anlatırdın?
Yasin Yarenoğlu: Hoş bulduk. Çok geçmişi yok Yasin'in, genciz daha. Denizliliyim, Denizli'de ikamet ediyorum. İlkokul, ortaokul ve lise süreçlerini Denizli İncirtınar Mahallesi'nde tamamladım. Sonrasında kısa bir üniversite maceram oldu ama çok uzun sürmedi, yarıda kaldı. Çünkü küçüklükten beri baba mesleği olan mobilya sektöründe olduğum için yazları babamla beraberdim. Okul bitince babamla devam ettim. Üniversite ara ara babamla beraber olduğum için mobilyaya daha çok merak sardım.
Beyaz yakadan ziyade okuma, yani annem baktığın zaman okumamı çok isterdi, abim çünkü öyle. Beyaz yaka anlamında güzel bir kariyere geldi. Benim de aynı şekilde olmamı istemişti ama bende o zihniyet çok fazla yoktu. Bugün baktığımızda iyi ki olmamış diyoruz.
Bi Demli Çay: İyi ki olmamış diyoruz inşallah Allah'ın izniyle.
Yasin Yarenoğlu: Ben öyle diyorum. O dönemde babamla beraber çalışıp sonra 2013 yılında babamı emekli edip kendim bu işe devam etmeye başladıktan sonra şu anki geldiğimiz noktada tabii iyi ki olmamış diyoruz. O günkü iş çapımızla şu anki iş kapasitemizin arasında çok fark var. Allah'ın izniyle bir şekilde biz de mücadelemizi verip çalıştık. Bu zamanlara Cenabı Allah nasip etti, geldik.
Bi Demli Çay: Baban da malum mobilya dekorasyon mesleği. Senin aslında baba mesleğinin bir devamı.
Yasin Yarenoğlu: Aynen öyle. Tabii.
Bi Demli Çay: Üniversitede ne okuyamamıştın yarıda bıraktığın dediğin?
Yasin Yarenoğlu: Üniversitede maliye okuyamamıştım ben. Okumak için benden çok ailem gayret gösterdi ama ben o gayreti göstermediğim için okuyamadım.
Bi Demli Çay: Sonra peki nasıl dahil oldun işe? Gene üretimde çalışarak mı oldu?
Yasin Yarenoğlu: Tabii canım, yani bizim sektörü az çok sen de biliyorsun. Her sektörde olduğu gibi yine klasik bir deyimle; çıraklığını yaşamadan hiçbir şeyin ustalığını yaşayamazsın. O yüzden o küçük yaşlarda biz bu tozu yuttuğumuzu iyi kötü düşünüyorum. Sonrasında işte askerlik süreci, askerden geldikten sonra bir evlilik sürecim oluştu 24 yaşlarında. Sonrasında da zaten 2013'te babamı emekli edip kendim bu işe devam etme kararı aldıktan sonra kendimiz bugüne kadar getirdik bu işi.
Dönüm Noktaları ve Güvenin Gücü
Bi Demli Çay: Senin hikayen aslında baban emekli olmaya karar verdikten sonra başlıyor diyebiliriz.
Yasin Yarenoğlu: Tabii, evet. Babam ben askerdeyken bu işi bırakacağım diye konuşmuştu benimle. Ben bu mesleği devam ettirmeyi düşündüğüm için benim dönmemi bekledi o da sağ olsun. Ben döndükten sonra da zaten 3-4 sene içinde konuyu kapattı.
Şimdi bugün baktığımızda geriye döndüğümüzde bir 15 yıllık bir süreç aşağı yukarı. Peki bu işe başladığın dönemde, seni böyle ivmelendirmiş, yukarı atmış bugüne gelebilmen için hatırladığın bir anı, bir dönem var mı?
Yasin Yarenoğlu: Var. Şöyle, o dönemde yeni ayrıldık. Yeni bir iş düzeni, çok kalabalık bir ekibimiz yok. 8-10 kişiyiz benimle beraber. Ben de paralelde üretimde çalışıyorum tabii. O dönem bir sıkıntının içindeyken, şu an vefat etti Allah rahmet eylesin bir abimiz 100 dairelik bir proje bize verdi. O da tamamen Allah'ın bir lütfu diyorum ben artık o işe. Bir tane bize numune yaptırıyor. Numune hemen yapılır, bilirsin. Numune yapıldıktan sonra bize bu işi şu şu şartlarda yap dedi. Ben de dedim ki Denizli'de bilirsin takas olayı var, mobilya sektöründe para yüzde 50 hatta yerine göre yüzde 60 geçerli değil.
Genelde takas oluyor, illaki gayrimenkul takası oluyor. Ben de o zaman için rahmetliye şunu söylemiştim: Biz gayrimenkul takasına giremeyiz. Bizim bunu karşılayacak finansal gücümüz yok. Ekip olarak aylık bir giderim var, onu karşılayacak gücümüz yok. O yüzden biz bu işi yüzde yüz finansını siz sağlarsanız yaparız. Sağ olsun o dönem için çıkardığı 100 dairenin bedelini bugün tahmin edebilirsin, sektördesin sonuçta sen.
Bi Demli Çay: Ciddi rakamlar.
Yasin Yarenoğlu: Ciddi rakamlar. Bir TL kesintisini yapmadan, sırf bizim işimizi gör, bize destek ol diye, hepsinin ödemesini yaptı. O bana inanılmaz derecede kamçıladı, motive etti. Sonrasında biz o işi teslim aşamasına gelirken yine buna benzer bir olay daha yaşadık. Hatta onda da şöyle bir dönem olmuştu: Yaptığım iş biraz daha resmi bir işti. Firma teminat mektubu istemeden iş yapmıyor. Tabii biz de teminat mektubunun ne olduğunu hiç bilmiyoruz. Nereden alınıyor, ne yapılıyor, hiçbir fikrimiz yok. Firmanın en büyük patronuyla görüştüm teminat mektubunu vermemek için. Adam da sağ olsun o zaman için bize çok yardımcı oldu. Gene Denizli'nin önde gelen firmalarından birisi bu. Bize teminat mektubu almadan o işi ödemelerini yaparak yine destek olarak yapmamızı talep ettiler.
Sonrasında tabii baktım ki o kadar korkulacak bir durum da yok. Sen güvenilir olduktan sonra piyasada, böyle kıyıdan derinlere rahat yüzmeye başladık. O çok dönüm noktam olmuştur bu iki iş. Allah rahmet eylesin bir tanesi vefat etti. Diğer firma hala çalışmaya devam ediyoruz.
Hünkar Mobilya'nın Büyümesi ve Gelecek Vizyonu
Bi Demli Çay: Peki böyle başardığını hissettiğin bir an olmuştur?
Yasin Yarenoğlu: Bunun sınırı yok ya. Yani şu var: Benim küçüklükten beri hep hayalim tabii mevcut atölye sisteminde çalışıyoruz, düzgün bir üretim tesisi olan bir fabrika hayalim vardı. O fabrika hayalimi gerçekleştirmek için ciddi efor sarf ettik. Bugünkü yerimizi biliyorsun Bozburun'da. Bu fabrikayı yaparken başladığımda ilk arsasını aldığımda aslında arsayı aldığımda, o da tamamen Allah'ın bir lütfu. Bölge olarak şu an ciddi değerli bir bölge. Bina anlamında da bu binayı tamamladıktan sonra hakikaten dediğin duyguya bir tık bürünmüş olabilirim. Ama tabii dediğim gibi bunun sınırı yok. Binayla iş bitmiyor. İçine makinası, ekipmanı, personeli, o idari kadrosu... Bunları oluşturmak hep bir başarı. Bunların hepsi bir pastanın dilimi.
Bi Demli Çay: Çok kısaca Hünkar Mobilya'nın başladığı noktasıyla bugünkü geldiği nokta...
Yasin Yarenoğlu: Başladığı nokta tabii ben babamdan devraldığım noktayı söyleyeyim. O zamanlar 7-8, maksimum 10 kişi civarındayız. Şu an 74 kişiyiz. Denizli'de bu sektörde iyi firma olmaya gayret gösteriyoruz ki şu an ihracatımız da canlanmaya başladı yavaştan. Bir tek Denizli değil, diğer illere de gidiyoruz. Şehir dışında da İzmir, İstanbul ağırlıklı güzel müşterilerimiz var, toplu konut anlamında.
Bi Demli Çay: Şimdi bir zaman yolculuğuna çıkacağız. Sana güzel bir sorum var. Bu soruyu da iki farklı açıdan cevaplamanı isteyeceğim. Sorduğum soruya bir 20'li yaşlardaki Yasin olarak cevap vermeni, bir de bugünkü Yasin olarak cevap vermeni istiyorum. Sorum da şu: İyi bir iş sence nasıl bir iştir?
Yasin Yarenoğlu: 20'li yaşlardaki iyi iş anlamımız bütün ne iş olursa olsun biz gireriz modundaydı. Şimdiki işlerimizde bize katma değer sağlayacak, bizim gelişmemizi sağlayacak işlere daha çok önem veriyoruz. Yani iş yapmış olmak için iş yapmamaya gayret gösteriyoruz. Hatta bununla alakalı babamın ara sıra hatta gelir gene hala bir lafı vardır: "Elalem mal sahibi olacak, sen ders sahibi olacaksın. Bu tarz işlere çok girme" der babam hep. Bu çok doğru bir söz. Baktığın zaman iş yapmış olmak için çok yapmamak lazım. Bunun maddi manevi bir karşılığı olması lazım. Herkes için böyle sonuçta bu.
Bi Demli Çay: Evet, çok doğru bir söz. Bu da geçen yılların bize tecrübesel katkısı olduğunu da eklemiş olalım.
Yasin Yarenoğlu: Tabii, bu tecrübeyle sabit oluyor bu olaylar. Zamanla yaşaya yaşaya insan faydalanıyor bu işlerden.
Bi Demli Çay: Peki Hünkar Mobilya'yı bugün baktığında önümüzdeki 5 yıl içerisinde veya gelecekte nerede görüyorsun, nasıl hayal ediyorsun?
Yasin Yarenoğlu: 5 yıl ciddi bir süreç. Bizim 5 yıl önceki halimizle şu anki halimizin arasında çok ciddi farklar var. Aynı orantıda devam etmeyi hedefliyorum. Bununla alakalı yatırım planlarımız var fakat Türkiye şartlarında bu biraz daha zor oluyor. Bu dönem biraz beklemede kalmakta da fayda var.
Ayrıca 5 yıl sonra şu hayalim var benim: Katma değer anlamında daha elit düzende işler gerçekleştirmek istiyoruz. Bunun da altyapısını şu anda malum sen de biliyorsun, yapmaya gayret gösteriyorum. Biraz daha endüstriyel, yani robotikleşerek, sanayileşerek üretim yapmak istiyorum. Tabii ki bizim iş eli işçiliği, el işçiliği olmadan bizim iş mümkün değil gidemez, tamamen yüzde yüz makineleşemezsin ama makineye iş yükünü daha fazla aktarmak istiyorum. Bununla alakalı birkaç yatırımım var. Yeni bir bina düşüncemiz de var. Önümüzdeki yıllarda, 5 yıl sonra, inşallah daha hacimli, daha geniş bir alanda, daha fabrikasyon bir sistemde üretim yapmayı düşünüyorum. Bununla da daha katma değerli ihracatlar yapmayı hedefliyorum.
Bi Demli Çay: Aslında kurumsallaşarak ihracat yapabilen ve...
Yasin Yarenoğlu: Evet, tabii. Şimdi Denizli piyasası olsun, bizim diğer çevre illerde yaptığımız diğer işlerde de olsun rekabet ortamı ihracatta da var bu arada. Hani bize dediler ki ihracatta şöyle güzel işler var, katma değerler var falan ama biz o işe girdik. Şu an Avrupa'da birkaç yere ufaktan başladık. Çok onu göremedik. Baktığın zaman ters bir zamana denk geldiği için bu daha çok bizle alakalı değil, genel global olarak ters bir zamana denk geldi.
Bi Demli Çay: Kur enflasyon çarpanı şu anda tutmuyor.
Yasin Yarenoğlu: Tutmuyor çünkü. Evet, ondan kaynaklı. Ama bu böyle devam etmeyecek tabii. Bunun illaki bir değişim süreci olacaktır. Biz de altyapımızı hazırlarsak sonrasında herhalde onu da başlatmış oluruz.
Fotoğrafın Hikayesi: Aile ve Sürprizler
Bi Demli Çay: Şimdi bu bölümümüzde fotoğrafın hikayesi konseptimiz var. Ekibimizin de hazırladığı şöyle bir fotoğrafımız var seninle ilgili, daha doğrusu ailenle ilgili. Şimdi montajda bunu ekrana da yansıtacaklar. Bu fotoğrafın hikayesini bize biraz anlatır mısın? Ne hissettin, ne vardı bu fotoğrafta?
Yasin Yarenoğlu: Şimdi o, aynen. Malum biliyorsun üç tane evladım var. Ama üç evlat planımız yoktu bizim evlenirken tabii ki. Üç numara bizim sürpriz olarak dünyaya geldi. Tabii bizim ilk haberimiz olduğu zaman bize de sürpriz olduğu için biraz böyle bir afallama dönemimiz oldu hanımla beraber. Ama sonrasında tabii işte ne olacak, nasıl yapacağız biz? Üç çocuk zor olur, şu bu derken, yani Egehan üç numaranın adı. Egehan doğduğunda bütün bunların hepsi unutuldu. Şu an Egehan olmasa ne olurdu acaba'ya geldi ve şu an ailenin hem maskotu hem üç numara olması hasebiyle en küçüğü de o. En küçüğünden. Bunu da çok güzel değerlendiriyor. Şu an 4 yaşında gerçi.
O fotoğrafın bendeki değeri 'iyi ki de olmuş' fotoğrafı diyebiliriz ona. Yani doğuncaya kadar biraz bir "nasıl olur, nasıl biter" hanımla ikimiz biraz bir stres olmuştuk ama sonrasında iyi ki de olmuş dediğimiz anlardan bir tanesi.
Bi Demli Çay: Zaten diğer çocukların hikayesi, heyecanı da orada, o fotoğrafa yansımış zaten.
Son Sözler: Ekip Ruhu ve Teşekkür
Bi Demli Çay: Yavaş yavaş programımızın sonuna geliyoruz. Programımıza katıldığın için, hikayeni bizimle paylaştığın için teşekkür ederiz. Son eklemek istediğin, paylaşmak istediğin bir duygu varsa almak isterim, ondan sonra da izninle programı kapatacağım.
Yasin Yarenoğlu: Duygum şu: yaşımızın genç olması hasebiyle, aslında olmayacak diye bir durum yok. Ben ilk bu iş durumlarına başladığımızda hiç böyle bir hayat hayal etmiyordum ticari anlamda. O yüzden bunu ivmelendirerek devam ettirmek istiyoruz, sektör olarak ve çalışma arkadaşlarımız olarak. Hepsine de teşekkür ederim buradan. Bir tek yalnız ben bu işin hakkından gelmiş değiliz. Ekip işi bu. Şu anki 74-75 kişilik ekibimizde de biz bunu büyük bir, hakikaten laf olsun diye klişe bir şey değil, aile anlamında gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Buradan da ayrı ayrı hepsine teşekkür etmiş olayım.
Bi Demli Çay: Evet, biz de sana teşekkür ediyoruz buradan hikayen ve anını paylaştığın için. İzninle programı kapatıyorum.
Yasin Yarenoğlu: Tabii ki, buyurun.
Bi Demli Çay: Evet sevgili izleyenler, bir programımızın daha sonuna geldik. Gelecek bölümlerde görüşmek üzere. Bu bölüm Hünkar Mobilya'nın katkılarıyla sona erdi.
Bölümü izlemek için
İlgili yazılar

Oktay Mersin: Sadık Grubu'nun Girişimcilikten Sürdürülebili…
Denizli iş dünyasının önde gelen isimlerinden Sadık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oktay Mersin ile aile şirketinin başarısı, sosyal sorumluluk ve genç girişimcilere tavsiyeler üzerine konuşt…

Alptuğ Önal: Masterlı Mandıracıdan Gastronomiye Yolculuk
Önallar 1957'nin üçüncü nesil temsilcisi Alptuğ Önal, hem köklü geleneği modern vizyonla harmanlayan hikayesiyle merak uyandırıyor hem de peynir dünyasına getirdiği yeniliklerle gastronomi tutkunlarını şaşırtıyor. Kendisiyle peynir macerasını, üçüncü kuşak olmanın sorumluluğunu ve mükemmeliyetçilikt

Esat Nazlıer: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Yolculuğu
Bi Demli Çay'ın kurucusu Esat Nazlıer, projenin başlangıç hikayesini, moderatörlük deneyimlerini ve gelecekteki formatlarını anlatıyor.…
