Yusuf Koç & Salih Ceyhan: Atölye 3 Mimarlık ve Kuyumcu Uzma…
Atölye 3 Mimarlık kurucuları Yusuf Koç ve Salih Ceyhan, Bi Demli Çay'a konuk oldu. Kuyumcu tasarımındaki uzmanlıklarını, ortaklıklarını ve dönüm noktalarını anlattılar.

Denizli'nin mimarlık dünyasında önemli bir yer edinen Atölye 3 Mimarlık'ın kurucu ortakları Yusuf Koç ve Salih Ceyhan, "Bi Demli Çay" programının 7. bölümüne konuk oldu. Kişisel hikayelerinden ortaklıklarına uzanan yolculuklarını ve iş hayatlarındaki dönüm noktalarını samimi bir dille anlatan ikili, özellikle kuyumcu tasarımındaki uzmanlıklarını ve müşteri memnuniyetine verdikleri önemi vurguladı. İşte o keyifli sohbetin detayları...
Atölye 3'ün Doğuşu ve Kuyumcu Uzmanlığı
Bi Demli Çay: Yusuf abi, dilersen önce senden başlayalım. Kısaca kendini tanıtır mısın? İç mimarlık serüvenin nasıl başladı ve Atölye 3'e giden süreçte neler yaşadın?
Yusuf Koç: 1981 Denizli doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Denizli’de tamamladım. Pamukkale Üniversitesi’nde bir yıl okuduktan sonra resim öğretmenliği mesleğini yapamayacağıma karar verdim ve üniversiteyi bıraktım. Tekrar sınava girip Akdeniz Üniversitesi İç Mimarlık bölümünü kazandım. 2006 yılında mezun olduktan sonra bir yıl sevgili abim Ali Fuat Gönüldaş’ın yanında çalıştım. Daha sonra Feridun Aygören’le kendi ofisimizi açtık ve 2015’e kadar orada çalıştım. Ardından da Salih’le beraber Atölye 3’ü kurduk. Özellikle kuyumcu tasarımlarında uzmanlaştık diyebiliriz. Kuyumcu yapmak zordur çünkü zamanla yarışırsınız ve birçok etkenle baş etmek zorundasınız.
Bi Demli Çay: Salih abi, sıra sende. Senin hikayen nasıl başladı ve Yusuf abiyle yollarınız nasıl kesişti?
Salih Ceyhan: Ben de 1984 Denizli doğumluyum. Denizli Anadolu Lisesi mezunuyum. Liseden sonra 9 Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’ni kazandım ve İzmir’e gittim. Mezun olduktan sonra Denizli’ye geri döndüm. Bir süre babamla çalıştım, o koltuk yüz değiştirme ve perde işleri yapıyordu. Bu süreç biraz uzayacak gibiydi derken kendime dönmem gerektiğini hissettim. Daha sonra Ankara merkezli bir firmada zemin işleri şefliği yaptım. Denizli Otogarı ve Kongre Merkezi’nin zemin işlerinde çalıştım yaklaşık üç buçuk yıl kadar. Yusuf abilerle zaten çok eskiden beri arkadaşlığımız vardı. Hep aklımızda beraber bir şeyler yapmak vardı ve gün geldi, nasip oldu.
Bi Demli Çay: Atölye 3 isminin bir hikayesi var mı? İki ortak olmanıza rağmen neden "Atölye 3"?
Yusuf Koç: Aslında ilk başta Gönenç adında bir ortağımız daha olacaktı. İsmi tasarlarken "Trio mu olsun, Atölye 3 mü olsun?" diye düşünürken, biz Atölye 3 isminde karar kıldık. Sonradan o ortağımız aramızdan ayrıldı, ancak isim kaldı. O dönemde, farklı sektörleri birleştirip bir atölye kavramı yaratmak istemiştik. Atölye kelimesi sonradan çok yaygınlaştı ama biz koyduğumuzda çok yoktu. Biraz da çizim atölyesi olsun diye düşündük ve işin açıkçası sonradan çizim atölyesine dönüştü diyebiliriz.
Atölye kelimesi sonradan çok yaygınlaştı ama biz koyduğumuzda çok yoktu. Biraz da çizim atölyesi olsun diye düşündük ve işin açıkçası sonradan çizim atölyesine dönüştü diyebiliriz.
Dönüm Noktaları ve Ortaklığın Gücü
Bi Demli Çay: Yusuf abi, bahsettiğin gibi kuyumcu tasarımları konusunda bir marka oldunuz. Bu sürecin başlangıcında seni etkileyen bir dönüm noktası var mıydı? O 300 lira hikayesini dinleyelim...
Yusuf Koç: Evet, o günleri hiç unutmuyorum. Bir kuyumcu arkadaşım vardı. İş arayışı içinde olduğumu biliyordu. Patronu yeni, büyük bir kuyumcu açacaktı ve o bana "Yapar mısın?" diye sordu. O zamanlar 24-25 yaşlarındaydım ve cebimde sadece 300 lira vardı. "Yaparım!" dedim, büyük bir cesaretle. O iş olmasaydı gerçekten parasız kalacaktım. Benim için bir dönüm noktasıydı. Çizimlere başladım, gözümü kapatıp o mekanın içinde hayal ediyordum. İki ay süren inşaatın sonunda kepenkleri kaldırdığımızda, o sektörün içine tamamen girmiştim. Denizli'deki en iyi kuyumcu tasarımlarından biri olmuştu ve ardından ardı arkası kesilmedi. Çivril, Muğla derken, kendimizi sürekli kuyumcu yaparken bulduk.
Bi Demli Çay: O dönemde tek başına bu işleri yapmanın zorluklarını mı fark ettin ve Salih abiyle ortaklık kararı nasıl alındı?
Yusuf Koç: Kesinlikle. Mali kısımlarla uğraşıyorsun, bir yandan tedarikle uğraşıyorsun, süreçler çok kısa. Tek başına yetişmek zordu. Salih’le otururken "Niye beraber yapmıyoruz ki? Sonuçta böyle bir pazar var" dedik. 2015 yılında bu işe girdik ve iyi ki de girmişiz. Çok uyumlu bir ortaklığımız var. Birbirimizin işine karışmıyoruz, birbirimizin İşiyle alakalı çok da yorum yapmıyoruz. Ortaklığın bazı kuralları var ve biz bunları çok iyi oturtmuşuz. Organize olmak da büyük bir meziyet tabii.
Bi Demli Çay: Salih abi, senin kariyerindeki dönüm noktası neydi ve Yusuf abiyle ortaklık teklifi sana geldiğinde neler hissettin?
Salih Ceyhan: Ankara firmasında çalışırken şartlar biraz ağırdı. Sabah 7'den gece 10-11'e kadar çalışırdım, hafta içi hafta sonu ayrımı yoktu. Ama işimi severek yaptığım için devam ettim. Oradan ayrılma sebebim, artık kendime bir şeyler yapmak istememden ziyade, şehir dışı işlerinin yoğunluğu oldu. O dönemde evliydim ve şehir dışındaki uzun süreli projeler evliliği zorluyordu. Yusuf abi ile görüşmelerimiz devam ederken, daha ince işlere, iç mimarlığa yönelmek fikri cazip geldi. Başladığımızda iç mimarlığın bu kadar detaylı, bu kadar emek gerektiren bir iş olduğunu bilmiyordum. Yıllar geçtikçe birbirimize bir şeyler öğrettik ve bu noktaya geldik.
Aile Desteği ve İş Yaşam Dengesi
Bi Demli Çay: Şehir dışında sürekli koşturmaca halindesiniz. Bu tempoyu kaldırabilmenizde ailenizin ne kadar payı var? Özellikle Yusuf abi, senin için zor bir dönemdeyiz şu anda…
Yusuf Koç: Ailenin desteği olmadan zaten olmaz. Şehir dışında iş yapabiliyorsak onların sayesinde yapıyoruz. Başlangıçta tabii zorluklar oldu ama sağ olsun benim eşim bu konuda çok esnek. Şimdi hamile, hatta bu hafta doğum bekliyoruz. Ama ona rağmen hiç zorluk çıkarmadı. Onları bir şekilde idare ediyoruz, gidip geliyoruz. Aile çok önemli. Arkanızda ailenizin desteğinin olması, insanların size inanıyor olması çok kıymetli. Buradan eşime de (Sinem Hanım'a) ve doğacak çocuğumuza kocaman selamlar!
Salih Ceyhan: Dokuz yıldır evliyim ve evlendiğimizden beri şehir dışı işleri hep hayatımızda oldu. Dediğiniz gibi eşinizin desteği olmadan o yollar bitmez, o işler yapılmaz. Verdiğimiz emeğin bir anlamı kalmaz. Nasıl biz Yusuf abiyle beraber bu işe emek sarf ediyorsak, aynı emeği evdekiler de veriyor. Onlar bize destek çıkıyor ki, biz de en azından yorgunluğumuzun bir kısmını o sayede atlatıyoruz. Yoksa devam edemezdik. Aslında onlar bizim yolumuzu açıyor, destekleriyle.
Tasarım Felsefesi ve İş Süreçleri
Bi Demli Çay: Atölye 3 Mimarlık’ın diğer firmalardan farkı nedir? Müşteri memnuniyetini bu kadar önemsemenizin nedenleri neler?
Yusuf Koç: Biz işin çok başındayız. Her işte ayrı ayrı ilgileniyoruz. Müşteri memnuniyeti bizim için çok önemli. Müteahhitlik işi zordur, müşteriyle kavga bile edebilirsiniz. Biz o toplara hiç girmeyiz. Müşterilerle hiçbir zaman kötü ayrılmamaya çalışırız. Anahtar teslim çalıştığımız için böyle bir misyonumuz var. Bütün işlerimiz anahtar teslim değil ama en önemlisi müşterinin buradan memnun ayrılması. Kapıdan giren insanı geri çevirmemek, bir şekilde işini çözebilmek. Önemli olan o mağduriyetleri giderebilmek. Elimizden geleni yapıyoruz.
Salih Ceyhan: Bizim çalışma sistemimiz iki aşamadan oluşuyor. İlk önce müşteriyle proje anlamında anlaşıyoruz. Proje çok detaylı çiziliyor. Proje bittikten sonra, eğer anahtar teslim fiyat teklifimizi kabul ederlerse inşaata devam ediyoruz. Anlaşamazsak ya da müşterinin kendi tercihiyle kendisi yaptırmak isterse, projemizi verip sadece telefonla destek anlamında iş takibi yapıyoruz. Çünkü dışarıdan gelen ekiplerle iş takibi yapmıyoruz. Her alçı ustası aynı değil, her ekip aynı değil. Bizim ulaşmaya çalıştığımız belli bir kalite var. O kalitenin altına düşürmememiz lazım. Atölye 3 ismini de düşürmememiz lazım.
Bizim yaptığımız ortaklıkta hiçbir iş yok yani bir işe başladığımızda birbirimizin bir işe başladığımızda ya Benim baktığım kalemler bambaşka Yusuf’un baktığı kalemler bambaşka. O yüzden mesela bizde şey olmaz kendi aramızda konuşurken hani şu ekiple konuştum mu Salih mi konuşacaktı ben mi konuşacaktım yok. Yani herkes kendi işini bildiği için hani kiminle konuşması gerektiğini bildiği üzere ben konuşurum Yusuf abi konuşur.
Ortaklığın Sırrı ve Gelecek Hayalleri
Bi Demli Çay: Ortaklığınızın bu kadar başarılı ve uzun soluklu olmasının sırrı nedir?
Yusuf Koç: Biz maddi ortaklıkla başlamadık, manevi ortaklıkla başladık. Bu yüzden bizim temellerimiz biraz da ona dayanıyor. Maddi ortaklıkla başladığında her şey rakam oluyor, her şey kâr zarara göre belirleniyor. Bizim başlangıçta hiçbir maddi beklentimiz olmadığı için manevi ortaklık çok kolay oldu. Biz çoğu şeyi başında aşmıştık. Hiçbir şeyi kafaya takacak bir durumumuz yoktu yani.
Salih Ceyhan: Evet, maddi bir şeyimiz olmadığı için çok kolay oldu başlamak. Ama tabii belli bir süreçten sonra az önce Yusuf abinin de bahsettiği gibi, biz ortak olsak da yaptığımız ortak hiçbir iş yok. Bir işe başladığımızda benim baktığım kalemler bambaşka, Yusuf abinin baktığı kalemler bambaşka. O yüzden mesela bizde şey olmaz, kendi aramızda konuşurken "Şu ekiple konuşmuştum, Salih mi konuşacaktı, ben mi konuşacaktım?" diye bir şey yok. Herkes kendi işini bildiği için kiminle konuşması gerektiğini biliyoruz.
Bi Demli Çay: En kötü anınız veya zorlayıcı bir dönem oldu mu?
Salih Ceyhan: İlk beraber yaptığımız bir iş vardı, şehir dışında. Yusuf abi "Artık bundan sonraki ilk işi beraber yapacağız" dedi. Sevindik, başladık işe. O zamanlar 125 bin liralık bir işti. İlk işten 38 bin lira zarar ettik. Aslında bugün böyle bir ortaklık başlasa ve ilk işte böyle bir zarar etse çoğu kişi bırakır ya da güveni kalmaz. Biz zarara ettik ama hiç düşünmedik, "Devam edelim" dedik. O gün şartlarıyla gerçekten o kadar zarar ettik ama hiç takılı kalmadık.
Yusuf Koç: Aynen, o parayı cebimizden karşıladık ama Salih'in dediği gibi takılı kalmadık. Yani bir tecrübe satın aldık. Kötü tecrübeler yaşayarak öğreniyorsun. Buradaki maksadımız, Atölye 3’ün kuruluş maksadı maddiyat önemli ama bizim bu kapıdan giren insanları geri çevirmemekti. Bir şekilde insanların derdini, sıkıntısını çözelim dedik. Hiç kimseye hayır dememeye çalışırız. Bu işe başladığımız günden beri parayı hep ikinci plana attığımız için şimdiye kadar hiçbir sıkıntımız olmadı, bundan sonra da olacağını düşünmüyorum.
Bi Demli Çay: Hayal ettiğiniz yerde misiniz şu anda?
Yusuf Koç: Hayal ettiğimiz yerde olacağız inşallah. Bu hiçbir zaman tamamlanmayacak. Hep bir sonrasını hayal edeceğiz. Çocuklarımız da inşallah bu işletmeyi devam ettirirler.
Salih Ceyhan: Yani bu başarı inşallah gelecekti çünkü çok çalışıyorduk. Ben mesela evime gitmiyordum, sürekli çalışıyordum, Yusuf abi de öyle. Gece gündüz çalışıyorduk. Bu başarının er ya da geç geleceğini biliyorduk, ama ne zaman geleceğini bilmiyorduk. Ama tabii şans da önemli bir faktör. Bizim şansımız da döndü. Devamlı ileriye baktık, geçmişe takılı kalmadık. Hayırlı olmayan işlerimiz de bizim için hayırsız olacak diye düşündük hep. Bu da bizi demoralize olmaktan korudu.
Atölye 3 Mimarlık, Yusuf Koç ve Salih Ceyhan’ın sadece birer iş ortağı olmanın ötesinde, dostlukları ve işlerine duydukları tutkuyla inşa ettikleri bir başarı hikayesi sunuyor. Müşteri memnuniyetini ön planda tutan, detaylara önem veren ve her projeyi kendi imzaları gibi gören bu iki isim, hem mimarlık sektörüne değer katıyor hem de genç girişimcilere ilham veriyor.
Bölümü izlemek için
İlgili yazılar

Gül Şahin ile Okul Öncesi Eğitimin Temelleri ve Kariyer Yol…
Gül Anaokulu kurucusu Gül Şahin ile okul öncesi eğitimin önemi, kariyer hayatı, sosyal sorumluluk projeleri ve aile kavramı üzerine ilham veren bir sohbet.

Hamit Aydın: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Sponsorluk Yol…
Deneyim Fabrikası kurucusu Hamit Aydın, Bi Demli Çay'ın değer yaratma serüvenini, sponsorluk süreçlerini ve ekiple kurulan güçlü bağları Esat'a anlattı.

Esat Nazlıer: Bi Demli Çay'ın Perde Arkası ve Yolculuğu
Bi Demli Çay'ın kurucusu Esat Nazlıer, projenin başlangıç hikayesini, moderatörlük deneyimlerini ve gelecekteki formatlarını anlatıyor.…
